Arabayı devirmeden…
Pusula'nın 3. yayın yılına ilişkin tebrikleri kabul ediyoruz.
TBMM Başkanı Sayın Köksal Toptan'ın mesajı önemliydi.
Ama 22. Dönem Zonguldak Milletvekili Harun Akın'ın mesajı, düşünenler için çok anlamlıydı.
Diyordu ki:
"Önce Pusula Dergisi ile çıktığınız yolu şaşırmadan, arabayı devirmeden bölgemize önemli katkılar sağladınız, rehberlik yaptınız…"
Evet. Ufak tefek kazalarımız oldu.
Ama arabayı hiç devirmedik.
Allah sağlık, mutluluk ve huzur verirse bu araba devrilmez. Çünkü bu arabanın şoförü çok uzak yollardan, zorlu virajlardan geçti.
Arabanın muavini de bu zorlu yolculukların hemen hepsine iştirak etti.
O yüzden, hem şoför, hem muavin tecrübe kazandı.
Arabayı kimin kullandığı da önemli değil artık. Önemli olan arabanın yolda olması ve hedefe doğru yol alması.
Teşekkürler Harun Akın.
Bir ağabey, bir dost olarak her zaman yanımızda hissettik sizi.
Hep böyle devam eder inşallah.
Anneler Günü…
İnsan hayatın her alanında başarılı olmak için çaba gösteriyor.
Allah'ıma çok şükürler olsun başarısızlık denen illeti tatmadık daha.
Belki biraz yavaş adım attık, ağır yol aldık ama hep ileri gittik, geri düşmedik.
Şöyle geriye dönüp hafızamı kurcalıyorum.
Üniversite okuyamadığıma yanarken, annemin liseyi bitirmem için yaptıklarını düşünüyorum.
Ortaokulu Site Bahçelievler'de bugünkü adı Atatürk Lisesi olan 27 Mayıs Ortaokulunda bitirmiştim.
Babam beni Devrek Lisesi'ne aldı.
Olmadı…
Rahmetli annem liseyi bitirmem için çok ısrar etti.
Zonguldak'a döndüm. Liseyi bitirdim.
Bir iş yapmış gibi görünmek için değil, bir annenin çabasını anlatıyorum size.
Liseyi bitirmeseydim, bir gazetenin sahibi olabilirdim ama mesela Yazı İşleri Müdürü olamazdım.
Sarı basın kartına başvuramazdım.
Bir yanım mutlaka eksik kalırdı. O zaman anneme kızardım. Şimdi rahmetle anıp diyorum ki:
"Keşke sözünü dinleyip biraz daha okusaydım."
Ruhun şad olsun, mekanın cennet olsun.
Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.
Kıssadan Hisse… Gece Yarısı
Yıllar sonra çocuk evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş.
Bir gün, gecenin bir yarısı saat 3:30 civarları telefonu çalmış.
Telefondaki ses, annesinin sesiymiş.
Çocuk;
- Ne var Anne, ne istiyorsun bu saatte, neden beni rahatsız ediyorsun? Sabah arasan olmaz mıydı?" gibilerinden, annesini azarlayıcı sözler sarf etmiş.
Annesi, biraz buruk, biraz da ağlamaklı bir ses tonu ile;
- Bundan 25 yıl önce de bir gece yarısı 3:30 da sen beni rahatsız etmiştin.
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM" demiş...
Açıklamalı Atasözü:
Ana evlâdını atmış,
yar başında tutmuş.
Biliriz ki, çocuğu en fazla seven, ona en fazla emeği geçen, onu en fazla koruyan, onunla en fazla bütünleşen genellikle annedir. Bu sebeple ona ne kadar kızarsa kızsın, ondan ne kadar nefret ederse etsin, bu durumunu devamlı sürdürmesi düşünülemez. Çocuğun tehlikeye düştüğü bir anda, annelik içgüdüleri harekete geçer ve onu korumaya çalışır. |



|