Gazetecilerin Duruşu…
TBMM Başkanı Köksal Toptan'ın, Denizli'ye atanan Zonguldak Valisi Yavuz Erkmen için Bakacakkadı 100. Yıl Tesisleri'nde verdiği veda yemeğinden erken çıktık.
'Lobi' çalışmaları sırasında ayağına kırılan Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz'ü ziyarete gittik.
Demokrat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sina Çıladır ve Genel Müdür Doğan Gönüllü'yü Zonguldak Emirgan Otel'de ağırladık.
Üstad Sina Çıladır dedi ki: "Sizi ayrı ayrı çok seviyorum. Ama duruşunuzu beğenmiyorum. Siz sorunların çözülmesi için haberler yapıyorsunuz. Sorunlar çözülmeyince kendiniz çözmeye çalışıyorsunuz. Sizin işiniz sorunların çözümü için haber yapmak. Çözmeyenleri eleştirmek, uyarmak. Siz iktidarın işini yapıyorsunuz. Okul yaptırıyorsunuz, lobi kuruyorsunuz. Bunlar sizin işiniz değil."
Doğru…
Yüzde yüz doğru.
Kimse hiçbir şey yapmayınca, bizim gazeteci arkadaşlarımız ellerini taşın altına koyuyorlar.
Oysa bu görev gazetecilerin değil. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, Çaycuma Şenköy'deki okulu düzeltemez miydi?
Hiç unutmuyorum.
Çaycuma Kaymakamı İsmail Kaygısız aradıydı.
Bir okulun kömürü yokmuş, kömür istediydi gazetecilerden.
Biz gidip o okulu yaptıracağımıza, okulun kömürünü ayarlayacağımıza yetkilileri budamalıydık aşağıdan yukarıya.
Sina Ağabey "Kendinizi iktidarın yerine koyuyorsunuz. Gazeteci muhaliftir" dedi.
Bu da doğru.
O halde.
Karaelmas Gazeteciler Derneği Zonguldak Lobisi ve diğer çalışmalardaki pozisyonunu yeniden gözden geçirmeli.
Sendika, TSO, Esnaf Odaları gibi ekonomik gücü olan sivil toplum kuruluşları kenarda dururken, Karaelmas Gazetecilerin Derneği'nin bu kadar yükün altına girmesi doğru mudur?
Bırakalım da yöre sorunlarını milletvekillerimiz Ankara'ya taşısın, çözüm arasınlar.
Sorunlarla ilgilenmiyorlar, çözüm aramıyorlarsa biz de onları eleştirelim.
Kendimizi Köksal Toptan'ın, Fazlı Erdoğan'ın Polat Türkmen'in, Ali Koçal'ın, Ali İhsan Köktürk'ün yerine koymayalım. Yarın onlar da eline kalem alıp "Gazeteciler işlerini yapamıyorlar. Biz onların işlerini yapalım" derlerse yanarız!
Ali İhsan Köktürk'ün danışmanı…
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk'ün bir danışmanı var.
Adı Erdal Atıcı.
Köktürk, milletvekili olduğu günden bu yana, danışman Erdal Atıcı onlarca soru hazırladı, meclis başkanlığına sundu.
Bu sorulardan pek azı Zonguldak'la ilgiliydi.
Biz bu danışman arkadaşın soru sorma merakına bir şey demiyoruz.
Meraklıdır, her aklına gelen konuyu Başbakan'a, Bakanlara sorabilir.
Eleştirdiğimiz konu şu: Sorduğu soruların birçoğu Zonguldak halkını ilgilendirmiyor.
Ama sorular ve basın açıklamaları bizlere mutlaka, titizlikle ulaştırılıyor.
Sorulan bu soruların ve alınan cevapların Zonguldak'a ne gibi bir katkısı olduğunu merak ediyoruz.
Ali İhsan Köktürk, CHP Çaycuma İlçe Başkanıyken ve Çaycuma'da yaşarken böyle değildi. Çok değişti.
Ankara'ya meclise gittik, bu değişimi gördük.
Köktürk'ün danışmanı Erdal Atıcı, en son Başbakan'a YÖK Başkanına zırhlı Mercedes kiralanma işini sormuş.
Şimdi ona cevap alacaklar, bize postalayacaklar.
Danışman Bey, yok mu sizin başka işiniz Allah aşkına?
Kardeşim Maliye Bakanına Filyos Vadisi'nin arsa tahsislerinin ne olduğunu sorsana. Bir kere sordunsa, bir kere daha sorsana. TTK'ya işçi alım işini ayda bir sorsana.
Açıklamalı Atasözü:
Danışan dağı aşmış,
danışmayan (-ın) yolu şaşmış.
Kimi meseleler vardır ki, insanın onu tek başına halletmesi mümkün değildir. Bu durumda yapacağı tek şey, bilmediği şeyler hakkında uzmanlara başvurmak ve onlardan bilgi almaktır. Bu durumda işleri kolaylaşacak, güçlükleri zorlanmadan yenecektir. Aksine hareket etmek, bilene sorup danışmaktan kaçmak işleri zorlaştıracak, insanı çıkmazın içine itecektir.
|



|