Haftanın gündemi: Pusula
Geçen haftanın gündemine Pusula Gazetesi damgasını vurdu.
Muhtemelen bu hafta da öyle olacak.
'Gündem' sorunu yaşayan bazı arkadaşlar 'bizi' gündem yaparak, günü kurtarmaya çalışıyorlar.
Ama kendilerine tavsiyemiz şu:
"Kendi gündeminizle uğraşın.
Bizim gündemimiz belli.
Kimseye 'diyet' borcumuz yok.
O nedenle, basın özgürlüğünü, sınırları içinde kullanmaya gayret gösteriyoruz.
Herkes işine baksın."
Devrek'te öğrenciye ve öğretmenlere dayak olayını Pusula ortaya çıkardı.
İl Genel Meclisi'nin işe gitmeden maaş alma olayını gündeme yeniden Pusula taşıdı.
Sol'da birlik hareketini en güzel ve anlaşılır şekliyle Pusula manşetine taşıdı.
Ve bugün yine birbirinden özel haberlerle yeni haftaya giriyoruz.
Yapacak işi, söyleyecek sözü, yazacak gücü olmayanların sağda-solda-uyduda yaptığı konuşmalar bizi ilgilendirmiyor.
Pusula, Zonguldak il sınırları içinde dağıtılıyor ama etkisi Ankara'dan hissediliyor.
Bu da bize yetiyor.
Kimsenin 'çanağında' gözümüz yok.
Biz de birlik, beraberlik istiyoruz.
Ama bu birlik beraberliği, bir yerlerden nemalanma, işe gitmeden maaş alma, haksız kazanç sağlama gibi görmüyoruz.
Bizim 'birlik' dediğimiz, kişisel değil, toplumsal çıkarlardır.
Bilen, bilmeyen herkese duyurulur.
Sapla saman birbirine karıştı…
Pusula, İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Kalaycıoğlu'nun TTK'da işe gitmeden maaş aldığını yazdı.
Kalaycıoğlu da kendisine İl Genel Meclisi Başkanı olduğu için tolerans gösterildiğini, zaman zaman da işten erken ayrıldığını, bu nedenle TTK yöneticilerine de teşekkür ettiğini söyledi. Yani Pusula'nın yazdıklarının tümü doğru.
Aka kızılca kıyamet kopuyor.
Herkes kendine göre bir senaryo çiziyor.
Kimine göre biz, TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen'i görevden aldırabilmek için Muzaffer Kalaycıoğlu olayını patlatmışız.
Kalaycıoğlu ile Dağdelen kavgaya tutuşunca, Dağdelen'i görevden alacaklarmış.
Kimi Vali ile Muzaffer Kalaycıoğlu'nun arasını açmaya çalıştığımızı iddia ediyor.
Vali ile görüşebilmek için bu tip haberlere tevessül ettiğimiz yalanını uyduranlar bile var.
Bir kişinin çalıştığı işyerine gitmeden maaş alması dünyanın her yanında haberdir.
Biz bu haberi yaptık.
Haberimizle TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen'i, İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Kalaycıoğlu'na işe gitmeden maaş ödediği için uyardık.
Böyle bir yanlıştan Vali Erdal Ata'nın bilgisi olsun istedik.
Bizim ne Vali Erdal Ata'dan, ne İl Genel Meclisi Başkanı Muzaffer Kalaycıoğlu'ndan ne de TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen'den hiçbir kişisel beklentimiz yoktur.
Bizim için, TTK'nın başına Ahmet gelmiş, Mehmet gitmiş hiçbir önemi yok.
Önemli olan TTK'ya işçi alınması, bu kurumun yaşaması. Gerisi hikâye.
"Yes" mi "No" mu?
CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Vakit Gazetesi Muhabiri kendisini arayınca "No"ya basacakken, "Yes"a basmış, telefonu da açık unutmuş.
Şimdi daha iyi anlıyorum.
Seçim öncesine gidelim.
Herkes neyi bekliyordu?
Birinci sırada Harun Akın olacaktı.
Öyle değil mi?
Ne oldu?
Ali Koçal birinci sırada oldu.
Demek ki Önder Sav, Harun Akın'a "Yes" diyecekken, "No" demiş. Koskoca CHP'nin nasıl yönetildiğini görün işte.
"Yes" ile "No"yu karıştıran ve telefonunu açık unutan bir yöneticinin olduğu parti iktidar olacak. Mümkün mü?
Not: Bu arada gazetelerin hemen hepsinde Önder Sav'ın cep telefonu yayınlandı.
Ben de kendisini aradım. Sürekli meşgule düşüyordu. Kendisini dinleyemedim!
Açıklamalı Atasözü:
Devletin malı deniz, yemeyen domuz.
Kimi vatan haini, rüşvetçi, menfaatçi kimseler soygunculuğu kural edinmişlerdir. Bunlara göre devletin malı çalıp çırpmakla, yemekle tükenmez; bir yolunu bulup da bu maldan aşırıp yararlanmayandan daha budala kim olabilir.
|



|