Başbakan’ı bekliyorum gözlerim kapalı…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Çaycuma Saltukova’daki havaalanına inseydi, Zonguldak’a karayoluyla gelseydi bu manzaralarla karşılaşacaktı.
Karaman’a doğru, duble yol çalışmalarının ağır aksak yürüdüğünü gören Başbakan yine kızar:
- Hamdi Başkan bu ne hal?
- Sayın Başbakanım, gönderdiğiniz ödenekle bu kadar yapabiliyoruz.
Beycuma yol ayrımına gelindiğinde Başbakan otobüsü durdurur:
- Hamdi Başkan bu yol nereye gidiyor?
- Beycuma’ya gidiyor Sayın Başbakanım.
- Ne var Beycuma’da Hamdi Başkan?
- Cezaevi var, bir de benim köyüm var Sayın Başbakanım.
Asma’ya gelinir.
Başbakan sorar.
- Bu ne rezillik böyle? Nedir bu evler? Bu evlerde kim yaşıyor?
TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen söze girer:
- Efendim, onlar bizim lojmanlarımız. İçinde işçiler oturur.
- Rıfat Bey, ben sizi lojmanlar için mi atadım buraya. Üretimi artır diye atadım. Derhal yıkın bunları. Çağırın TOKİ’yi adam gibi evler yapılsın buralara.
İkinci Makas’a gelir. Başbakan çıldırmak üzeredir.
- Secaattin Başkan bu rezillik nedir?
- Efendim, burada esmer vatandaşlarımız yaşamaktadır.
- Çağırsaydın TOKİ’yi. Burada kentsel dönüşüm projesi uygulasaydın.
- Ama efendim, seçimde bu vatandaşlarımız bize oy verdi. Bende onlar böyle mutlu diye proje filan uygulamadım. Seçimden sonra bakarım.
Başbakan çıldırmak üzeredir. Demir Köprü’nün altına gelinirken, yol birden aşağıya düşer.
- Nedir bu rezalet sayın Gonca?
- Efendim, yol Karayolları’nın uhdesinde. Kamyonlar çarpıyoru. Köprüyü yükseltemediler, yolu alçalttılar. Ortaya çıkan manzara bu.
Çevre yoluna gelinir. Yol kenarları otobüs, minibüs, taksi, cip doludur.
Başbakan çıldırmak üzeredir. Şekeri yükselir.
- Secaattin Başkan, burası ikince el oto pazarı mı?
- Hayır efendim burası çevre yolu.
- Kendin ortasından çevre yolu geçer mi sayın Başkan.
- Sayın Başbakanım yol Karayolları uhdesinde.
Yeni Çarşı geçilirken, Köprü’nün çapraz bacaklarından zor geçen otobüs ağır ağır seyreden. Fevkani Köprü’nün diğer bacakları da hala kesilmemiştir. Yol trafiğe iki yönlü açılmamıştır.
Başbakan kızar:
- Polat Bey, ne olacak bu köprünün bacakları?
- Efendim, biz, aslında, o bacakları…
- Tamam, tamam..
Kozlu Otobüs Durakları’nın oradan geçerken, lavuarın yıkılmayan binasını görür Başbakan. Ve Belediye Başkanı Secaattin Gonca’ya sorar.
- Başkan bu ne iş?
- Efendim, Belediye Meclis Üyemiz Turan Demirtaş’ın eseri. Endüstriyel Miraz diye koruma altına alındı.
- Bu Turan Demirtaş hangi partiden?
- CHP’den efendim.
Başbakan burnundan nefes almaktadır.
Terminal geçilir.
Solda çok güzel bir park görülür?
- Aferin Secaattin başkan. Güzel bir park yapmışsın. Gözüme girdin.
Hamdi Uçar söze atlar.
- Efendim, parkı Meclis Üyesi arkadaşlarımızın girişimiyle İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı Kadir Topbaş yaptırıverdi. Allah kendisinden razı olsun.
Secaattin Gonca’nın sesi çıkmaz.
Akaryakıt istasyonlarının oraya gelir.
Ortalıkta kesif bir çöp kokusu.
Başbakan Erdoğan, otobüste Belediye Başkanı Secaattin Gonca’yı arar.
- Başkan bu ne hal?
Başkan Gonca, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan önce yerin dibine girmişti!
Kozlu Sahili’nde hiç kimsenin denize girmediğini görünce şaşıran Başbakan sorar:
- Deniz mevsimi açılmadı mı?
Vali Erdal Ata cevap verir:
- Efendim. Zonguldak’ta kanalizasyonlar arıtılmadan denize akıyor. Halkımız pislik içinde yüzüyor. Bu nedenle Kozlu sahili pek tercih edilmiyor.
Başbakan’ın otobüsünde kimse kalmamıştır.
Milletvekillerimiz ve Belediye Başkanlarımız kaçmıştır.
Vali Erdal Ata ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan baş başa kalmıştır.
Konuşurlar, konuşurlar…
|



|