Çok çember kırdık, çok…
Pusula Dergisi’ni çıkarttığım ilk yıllarda başımıza gelmeyen kalmadı.
Zonguldak basınında ‘yalnızlaştırılma’ politikası dahil her şey yapılmıştı.
Kurşun atılmıştı, saldırı yapılmıştı.
Vergi cezası yazılmıştı.
Para kaynaklarımıza baskı yapılmıştı.
Reklam verenlerimiz aranmıştı.
Biz bu numaraları biliyoruz.
Ama şunu da biliyoruz.
Bizim kurduğumuz gerçek dostluklar, bir iki yazı, bir iki telefonla bozulacak dostluklar değil.
Bugün günlük yayın yapan Pusula, sıradan bir gazete değil.
Toplumun geniş katmanlarının, Zonguldaklıların sesi oldu.
O nedenle, etrafımıza kurulmaya çalışılan bu çürük çemberleri kırmak bizim için zor olmayacak.
Pusula’nın dergi olarak çıktığı 9 yıl öncesinden bu yana çok şey öğrendik.
O nedenle, bizimle uğraşan çevrelere diyoruz ki:
“Boşuna uğraşmayın. Biz bu çemberi kırarız. İşimize bakarız. Öyle muhabir ayarlamakla, yazar ayartmakla bu işler olmaz.”
Pusula kervanı yürüyecek.
İt’ler ürüyecek…
Geçmişte ne yapıyorduk?
Gazete sahibi, gazetesini yönetecek.
Eğer yerel gazeteci yaşadığı beldeyi, ilçeyi, ili yönetmeye, yaygın basında çalışan gazeteci de ülkeyi yönetmeye kalkışırsa ciddi sıkıntı çıkıyor.
Zonguldak’taki örnekleri verip başınızı ağrıtmayayım.
Biz eskiden beri, kendini değil, yaşadığı kenti yönetmeye çalışanlara karşı mücadele ettik.
Bu mücadele hala sürüyor.
İsimler değişiyor.
Ama zihniyet değişmiyor.
O nedenle bu mücadele amansız bir şekilde sürüyor.
İşadamıysan paranı kazanacaksın, oturup yiyeceksin.
Gazeteciysen haberini, yorumunu yazıp, gezip eğleneceksin.
Planlar, tezgâhlar, entrikalar kurmayacaksın.
Kuruyorsan, başına gelenlere de razı olacaksın.
Polemikler bir yazarın ateşleyicisidir
Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut bir yazısında “Eğer şövalye ruhu taşımıyorsanız bu işi hemen bırakın ve ticarete atılın. Polemikler bir yazarın ateşleyicisidir. Polemiğe girmeye yüreğiniz yetmiyorsa, yazar da değilsiniz demektir” demişti.
Ne kadar dirensek, kendimizi polemiklerin içinde buluyoruz.
Birileri durduk yerde sataşıyor bize.
Köşe yazarı, kendisine yazılan bir yazıya yanıt verirken aklınca bize bulaşıyor.
Oysa herkes kendi işine bakacak.
Tamam, polemik bir yazarın ateşleyicisidir ama, bu ateşleyici neden hep biz oluyoruz?
Bir gazete, diğer bir gazeteden borç kağıt alıyor, daha ertesi gün, borç aldığı kağıda bastığı gazetede ihanet ediyor.
Böyle kalemlerde gördük biz Zonguldak’ta.
Yani kim daha fazla verirse, onun yanına giden.
Rüzgar nereden eserse oraya dönen.
Ne yapalım?
Zonguldak’ın önemli sorunlarından biri de basın.
O halde ara sıra değinmekte fayda var.
Gazetecinin ne yazdığına değil, niye yazdığına kafa yorarsanız, sorunu daha kısa yoldan çözmüş olursunuz.
Bu da bizden size medyayı anlamanız için küçük bir şifre olsun. |



|