Ne güzel şey aşk yazısı yazmak…
Sisin gölgelediği güzelliği seyrediyorum bugün.
Ufuk çizgisi ne kadar yakın bana.
Elimi uzatsam, güneşi tutacağım.
Bir kenti sevmek, bir kadını sevmekten daha zor değildir aslında.
Merak ettiniz mi hiç bilmiyorum.
Bir kadının kalbine giden yol, tek şerit midir acaba?
Yoksa acil eylem planında olduğu gibi duble yolları var mıdır kadınlarında?
Yada çevre yolları…
Kenti seviyorsan, o yolları yapacaksın ya.
Kadını seviyorsan o yolları bulacaksın aslında.
Bir kenti sevmek, bir kadını sevmekten zor değildir aslında.
Nasıl ki altyapısı olmayan şehirlerde ciddi sorunlar çıkıyorsa, aşk da öyle.
Ne zaman duracak, ne zaman park edecek, ne zaman fark edeceksin, tüm bunları bileceksin.
Yaşadığı kenti seven insan, tüm sorunları sahiplenir, çözüm önerileri getirir.
Aşklarda da öyledir.
Sevgilinin başında tüten dumandan, çevrenin gördüğü zarara kadar…
Kömür mü kullanıyor, doğal gaz mı?
Rödövanslı mı, kaçak mı?
Hepsini bileceksin.
Bir kadını sevmek, bir kenti sevmekten zor aslında.
Ve aşk yazısı yazmak, politika yazmaktan kolay aslında.
Ama bizim Atilla, politika yazmanın kolay olduğunu sanıyor, bunu söylüyor ara sıra.
Öyle mi acaba?
Ben görüyorum.
Atilla aşk yazıları yazıyor.
Büroya hediye sepetleri yağıyor.
Şaraplar…
Çikolatalar…
Pijamalar…
Baksırlar…
Gel de politika yaz Atilla!
Gel de yolsuzlukları, soysuzlukları yaz!
Bak neler geliyor o zaman sana.
Tehditler, telefonlar, şöyle yan yan bakmalar, türlü türlü engeller.
Sen aşk yazıyorsun.
Sevgiyi yazıyorsun.
Aradığın kadının tarifini yapıyorsun.
Olmayan bir şeyi istiyorsun.
Hayalini arıyorsun.
Bir kadını sevmek, bir kenti sevmekten zor aslında.
Ve aşk yazısı yazmak, politika yazmaktan kolay aslında.
İkisine de hediyeler geliyor.
Biri sana mutluluk, diğeri acı veriyor.
Sen daha çok aşk yazısı yaz Atilla.
Çünkü ne çok içilecek şarabın var.
Giyilecek ne çok çorabın var.
Sevilecek ne çok arabın var.
Sen cumartesileri aşk yaz, biz de seni okuyalım Atilla.
Sokakta gezen sahipsiz kedinin hüznünü yaz.
Hamile kadının yüzündeki sıcak tebessümü.
Parkta oynayan çocuğun, yere düşen şekerinin arkasından döktüğü gözyaşını yaz mesela.
Haber merkezinin önünde sevişen güvercinleri.
Kapkara Karadeniz’e dalan karabatakları yaz.
Karabatakların ağzındaki yavru kefalleri mesela.
Bir kadını sevmek, bir kenti sevmekten zor aslında.
Ve aşk yazısı yazmak, politika yazmaktan kolay aslında.
Gölleri sevdiğin kadının gözleri yap.
Ağladığında kurut mesela.
Sen aşk yaz Atilla.
Sana aşkı yazmak yakışıyor.
Ama aşkı da yaşa Atilla.
Bir kadını sevmek, bir kenti sevmekten zor aslında.
Ve aşk yazısı yazmak, politika yazmaktan kolay aslında. |



|