Köşenin başında ‘aşk’ olunca…
Dün bu köşede “Ne güzel şey aşk yazısı yazmak” dedik ya.
Ankara’dan İstanbul’a kadar birçok telefon aldık.
Dostlarımız, “Hayrola Ali Rıza, aşk meşk işine dalmışsın. Atilla’nın ilgi alanına kaymışsın. Sen unut o hediye sepetlerini, baksırları” dediler.
Sonra Doğru Haber’i getirdiler.
Muzaffer Akgün, köşesinin altında Atilla’ya giydirmiş.
Demiş ki: “Kendini fasulye gibi nimetten sanan bir gazeteci “Vali beni evlendiremedi, havaalanını nasıl açacak. Belediye Başkanı beni evlendiremedi, kentin sorunlarını nasıl çezecek” gibi cıvık bir yaklaşım içinde olacak, ondan sonra kalkıp bize akıl verecek. Adama derler ki, çocuğum sen önce evlen, bir sorumluluk sahibi ol,. Sonra halka akıl ver, yol göster. Sen üç Ali’yi değil 13 Ali’yi savunsan hikaye kalırsın.”
İlahi Muzaffer Akgün, kahvaltıda gülmekten öldük.
Nasılda atlamışız bu konuyu.
Meğer bizim Atilla’nın Mithatpaşa Tüneli konusundaki yazılarının nedeni de bekârlığıyla ilgiliymiş.
Hani evlenemiyor ya.
Ne yapsın. O da gidip Mithatpaşa Tüneli açılsın diye uğraşıyor.
Evli olsa başka ‘tünel’lerle ilgilenecek.
Biz de Atilla’yı ciddi konuları ele alıyor diye seviniyorduk.
Sonra bizim gazeteyi getirdiler.
Manşet: “Trafiğe kovalı çözüm.”
Atilla’nın köşesi: “O kovayı kimin kafasına geçirelim.”
Adamın aklı fikri, delmekte, geçirmekte.
Ama kabahat Atilla’nın değil ki.
Koskoca şehrin, daha da koskoca Belediye Başkanı Secaattin Gonca, “Yengene söyledim, sana Artvinli bir kız ayarlayacak. İstanbul’a Vali olacağına, Artvin’e damat ol” diye tahrik ediyor.
Söz veriyor, tutmuyor.
Öyle olunca Atilla’da Mithatpaşa Tüneli, Gelik Tüneli, çevre yolu, Kadırga yokuşu, yazıp duruyor.
Tabi bunlar ciddi konular değil.
Oysa Atilla’da bazı meslektaşları gibi, dün sövdüğü işadamına bugün yalamalık yapsa, evli ya da bekâr olması fark etmeyecek.
Dün sabah çok güldük.
İyi ki varsın Muzaffer Akgün.
Ali Bektaş’a teşekkür…
Pusula’da yaklaşık altı aydır köye yazarlığı yapan Ali Bektaş, işlerinin yoğunluğunu gerekçe göstererek veda etti.
Ali Bektaş’ı Kozlu Belediye Başkanlığı döneminden bu yana tanıyorum.
Belediye Başkanlığı bir tarafa.
Biz onun ‘adam’lığını sevmiştik.
Ama köşe yazarlığını daha çok sevmiştim.
Keşke her gün yazsaydı, keşke daha çok yazsaydı.
Kararına saygı duyuyoruz.
Birgün yeniden yazmak isterse, Pusula’da yerinin her zaman hazır olduğunu söylemek istiyorum.
Teşekkürler Ali Ağabey.
Beni sevebilme ihtimalini sevdim
Yılmaz Erdoğan’ın şiiri geldi aklıma.
Bende katkıda bulunmak istemedim:
Ben senin kümede kalma ihtimalini sevdim.
Atilla Öksüz’ün evlenebilme ihtimalini sevdim.
Vali Bey’in büyük bir kente gidebilme ihtimalini sevdim.
Ben senin doğalgaza kavuşma ihtimalini sevdim.
Halil Posbıyık’ın yeniden başkan olma ihtimalini sevdim.
Celil Uzun’un milletvekili olabilme ihtimalini sevdim.
Rıfat Dağdelen’in görevde kalabilme ihtimalini sevdim.
Lavuarın yıkılıp yerine iş merkezi yapılabilmesi ihtimalini sevdim.
Zonguldak’a arıtma tesisi yapılabilme ihtimalini sevdim.
Temiz bir denize girebilme ihtimalini sevdim.
Bu kentte yaşayan herkesin “Zonguldaklıyım” diyebilme ihtimalini sevdim.
Zonguldakspor’un süper lige çıkabilme ihtimalini sevdim.
Ben senin TTK’yı soyabilme ihtimalini sevdim.
Erdemir’e adam sokabilme ihtimalini sevdim.
Ben bu köşeyi bitirebilme ihtimalimi sevdim. |



|