Ya kömür olmasaydı…

Gelin hep birlikte bir nostalji yaşayalım.
Uzun Mehmet’i de var sayalım.
“Zonguldak’da taşkömürü bulunmasaydı” ihtimalini tartışalım.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde.
Bartın ve Karabük’de Zonguldak’a bağlı iken.
Taşkömürü yok iken.
Ne olacaktı bu kentin hali?
Ne Karabük Demir Çelik ne de Ereğli Demir Çelik olacaktı.
Zonguldak Merkez İlçe diye bir yer de olmayacaktı.
Kozlu, Kilimli olmayacaktı.
Ereğli bir balıkçı kasabası, Alaplı bir köy…
Devrek tarihi bir ilçe.
Bastonuyla ayakta duran yaşlı bir ilçe.
Çaycuma, mandaların gezdiği bir ilçe.
Bartın bir ticaret merkezi.
Karabük bir teksas kasabası.
Yenice…
Taşkömürü, bu bölgeye verilmiş bir nimet.
Kömür bulunduktan sonra, üretim başladığında önce yabancılar geldi bu kente.
Yani önce yurt dışından göç aldık.
Fransızlar…
Almanlar…
Hollandalılar…
Amerikalılar…
Sonra yurt içinden göç başladı.
Koca bir kent olduk sonra.
Önce Zonguldak’a geldiler.
Sonra Ereğli’ye…
Sonra Karabük’e.
Hepimiz kardeş olduk.
Derdimiz, tasamız bir öldü.
Grizu da beraber ağladık.
Madenci grevinde beraber yürüdük.
Festivallerde beraber güldük.
Yeraltında can alan taşkömürü, yeryüzünde can verdi, kan verdi insanlara.
Ekmek oldu, aş oldu.
Zonguldak’ta iyi ki taşkömürü bulundu.
Zonguldak’ta iyi ki EKİ, iyi ki TTK kuruldu.
Zonguldak’ta iyi ki rödövans sahaları açıldı.
Ama biz siyasetin, ticaretin, sahilin, denizin, havanın pokunu çıkarttığımız gibi kömürün de pokunu çıkarttık.
Zonguldak’ı gerçekten sevsek, her değerine daha çok sahip çıkarız.
İşimiz olunca, çıkarımız olunca değil.
Hep bunu düşünün.
Ya Zonguldak’ta taşkömürü olmasaydı?
Belki daha rahat mı yaşardık?
Belki başka şehirlere mi göç ederdik?
Yüksek sesle soruyorum:
“Ya Zonguldak’ta taşkömürü olmasaydı?”

Sevdiğim ihtimaller…
Yılmaz Erdoğan’ın “Beni sevebilme ihtimali” adlı şiirden yola çıkarak, yeni ihtimaller yazmaya devam ediyoruz.
Bu ihtimallere okurlardan da katkılar geliyor.
Çaycuma, Devrek, Gökçebey otobüs duraklarının şehir merkezine yakın bir noktaya taşınabilme ihtimalini sevdim.
Zonguldak şehir içi geçiş yolunun yolunun bir an evvel otopark olmaktan kurtulma ihtimalini sevdim.
Kaçak kömür ocaklarının kapatılma ihtimalini sevdim.
Zonguldak’ın karbonmonoksitli sabahlarını özleme ihtimalini sevdim.
Doğalgaz geldikten sonra Zonguldak’ta rahat nefes alabilme ihtimalini sevdim.
Kozlu Sahil yolundaki çöplüğün kaldırılma ihtimalini sevdim.
Zonguldak limanına daha çok Ro-Ro girmesi ihtimalini sevdim.
Üniversitelere türbanla girilebilme ihtimalini sevdim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yurtbay Seramik, Çanakçılar Seramik
İsmail Recai Şanlı… Hüsnü Sami Alpan…
Sorunları nasıl da gözden kaçırıyoruz
Köşenin başında ‘aşk’ olunca…
Ne güzel şey aşk yazısı yazmak…
Çok çember kırdık, çok…
Kılçıksız ilişkiler…
Kenti yönetenler arasındaki kalite farkı
Özür dileyeceği yerde…
KİT Komisyonu basına niye kapandı!
Böyle sorumsuzluk olur mu?
Belediye Başkan adayları…
Herkes her şeyi biliyor-2
Herkes, her şeyi biliyor… 
Alış veriş merkezleri… 
Zonguldak Belediye Başkanı kim olmalı?
Zonguldak Belediyesi’nin dikkatine…
Gazipaşa Lobisi…
İrfan Erdem’lerin sayısı çoğalmalı
Yaşasın! Göç durdu…
Bazen gündemi değiştirmek lazım
Hep geri gidince…
Gazeteci Harun Ersoy’da kızdı…
Ali Koçal diyor ki!
İşadamı, medya patronu olunca…
Köksal Toptan sevgisi…
Sağlık Müdürlüğü ve GMİS
Filyos Vadi Projesi ve Metin Tahan
zonguldakzonguldak