TTK, Amasra’da Sarı Öküz’ü nasıl kaybetti!…(2)
Cumartesi günü size Sarı Öküz’ün hikayesini anlattık.
İşte buda TTK’nın Amasra’da Sarı Öküz’ü nasıl kaybettiğinin hikayesi.
İşte Amasra’dan gönderilen o elektronik posta:
“Hema firması ile Amasra Taşkömürü İşletmesi arasında yaklaşık 3 yıl önce rödövans sözleşmesi yapıldı. Sözleşmeye göre HEMA Firması 45 gün içinde işletme ruhsatını hazırlayacak, 1 hafta içinde de. TTK’dan yeri teslim alacak. 3 yıl galeri hazırlama işinden sonra her yıl yaklaşık ortalama 10 trilyon TL TTK’ya verecek.
Baştan işletme projesini 1 yıl geciktiriyor. TTK yine de kabul ediyor.(Yani TTK 10 trilyon zararla başlıyor işe) Yer teslimi yapılıyor. Aradan 2 yıl geçiyor. Hema 3 yılda üretime geçemeyeceğini, dolayısıyla süre uzatımı istiyor. İstediği süre 24 ay.
İkisi Amasra Taşkömürü İşletmesinden, dördü de TTK Genel Müdürlüğünden toplam 6 kişilik komisyon kuruluyor. Komisyon büyük çoğunlukla mucbir sebep olmadığı için süre uzatımı isteğini kabul etmiyor. Ama daha rapor aşamasındayken hiçbir kamu kuruluşunda görülmemiş baskılar başlıyor TTK Genel Müdürü (Rıfat DAĞDELEN) ve TTK Genel Müdür Yardımcısı (Çetin ONUR) tarafından. Komisyon üyelerinin dik duruşu sayesinde istediği sonucu alamayacaklarını anlayınca, rapor yazılmadan komisyon dağıtılıyor. (22.02.2008) Komisyonda görevli Amasra Müessese Müdürü Cemil ÖZEN istifa etmek zorunda kalıyor. Daha önceki müdür Cengiz AKÇA'nın da başına aynı tür olaylar geldiği, bu yüzden görevden alındığı söyleniyor.
Hemen yeni bir komisyon kuruluyor. Tabii ki bu komisyon HEMA Firmasının istediği kararları hiç zorlanmadan alıyor. Hatta Komisyonda görevli Tuğrul YILDIZ'ın (İnşaat Emlak Daire Başkanı) görevli olarak Antalya'ya seminere giderken boş kağıt imzaladığı konuşuluyor. (29.02.2008)
İşin ilginç tarafı lafta demokratlığı, vatan sevgisini, dürüstlüğü kimselere bırakmayan Maden Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, partiler ve Sendikalardan çıt çıkmıyor. Hele Yolsuzluklara, rüşvete karşı çıkarak iktidara gelen AKP’nin temsilcilerinden hiç ses çıkmıyor.
Araştırılsa daha neler çıkacağı belli değil bu işin içinden. Ayrıca TTK Genel Md. Yrd. Çetin ONUR’un oğlunun da bu firmada çalıştığı söyleniyor.
Daha önce de TTK Genel Müdürü (Rıfat DAĞDELEN), Sevim ÜLKER isimli bir bayanı 2 yıl İstanbul’da görevli göstererek bankamatik memuru yapmıştı. Yerel basında ve TTK personeli arasında dedikodular ayyuka çıkınca geri aldı. O zaman da meslek odalarından, partilerden ve sendikalardan çıt çıkmamıştı. Her zaman olduğu gibi yapanlar hiç ceza almadığı gibi, görevde kalmaları ile ödüllendirilerek yaptıkları yanlarına kar kaldı. Tabii baktılar ses çıkaran yok, cüretleri arttı.
Sivil toplum kuruluşları bu tür haksızlıklara karşı sesini çıkarmadıkça, o toplumda demokrasiden söz edilebilir mi? Eleştiri gücü bulunmayan, sindirilmiş toplumların ilerlemesi mümkün müdür? Seçim dönemlerinde demokrasi havarisi kesilenler, geri kalmışlığımızdan dem vuranlar; toplumdaki bu ahlaksızlıklara, rüşvete, yolsuzluklara karşı çıkmadıkları için çürümeye de hizmet etmiş olmuyorlar mı? Sadece onlar mı kabahatli olan. Bizde yok mu kabahat…
Amasra T.İ.M. Müdürü Cemil ÖZEN'in istifaya zorlanması bana SARI ÖKÜZ olayını hatırlatıyor. Sizde hatırladınız mı o olayı…
İçimizden sarı öküzü verdik. Sıra hangimizde acaba…
Boşuna konuşuyorum galiba…
Sesimi duyan var mı? ....
Hadi biraz da siz konuşun…”
Bu elektronik postada adı geçen herkes cevap hakkını kullanabilir.
Özellikle TTK Genel Müdür Yardımcısı Çetin Onur’la ilgili iddialar ciddi.
Daha önce de oğlunu, kurumla iş yapan başka bir şirkette çalıştırmıştı.
Tüm bu olaylar yaşanırken, toplum önderleri, sivil topluk kuruluşları sessizliğini koruyor.
Susmaları için iki neden var.
Ya kişisel çıkar.
Ya da kordu.
Başka izahı var mı?
|



|