Eşekten düşenin halinden…
Zirve Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Adnan Küçükvar, iki kişinin saldırısına uğradı.
Saldırganların biri teslim oldu.
Klasik hikaye.
“Bana küfür etti, bende vurdum.”
Önce Adnan Küçükvar’a geçmiş olsun diyelim.
Yeri gelmişken anlatayım.
Böyle saldırılar bize de olduydu.
Bir keresinde saldırgan ifadesinde şöyle dediydi: “Yoldan geçerken kadının biri bağırıyordu. Utanmıyor musun sen? Evli barklı adamsın, gencecik kızıma takılıyorsun.”
Bütün bunları ben demişim.
Dönemin Emniyet Müdürü Mustafa Öncül’e telefon açıp, “Bana bir kadın borcun var. O kadını bulacaksın” demiştim.
Elbette Müdür Bey o kadını bulamadı.
Gerçekte öyle bir kadın vardı.
Saldırgan hapı çekmiş, bana sille tokat vururken, o kadın “Burada adam yok mu, adamı öldürüyorlar” diye bağırıyordu.
Ama olay önceden tezgâhlandığından, bırakın saldırganın ceza almasını sapık olmaktan kurtulduğuma sevindim.
Gazeteciye saldırı hiçbir şekilde kabul edilebilecek bir olay değil.
Kaba kuvvetle hangi fikir değişmiş?
Adnan Küçükvar’ı bu saatten sonra dayak atarak fikirlerinden vazgeçirebilir misiniz?
Bizim de üyesi olduğumuz Karaelmas Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu’nun konuya ilişkin bir açıklama geldi.
En can alıcı bölüm şöyle:
“Basın özgürlüğünün sağlanması, gazetecilerin hak ve sorumluluklarının korunması yolunda en önemli görev başta kamu yöneticilerimize düşmektedir.
Bu nedenle, gazetecileri yazdıkları yazılar nedeniyle sindirmeye, susturmaya, yıldırmaya çalışan kendini bilmez kişi veya kişilerin gazetecilere yönelik saldırıların tekrarlanmamasını diliyoruz.”
Saldırganlar ve azmettiriciler, bir takım yerlere güvenmese, gazetecilere yönelik bu tür saldırılar olmaz.
Dernek aslında bunu demek istiyor.
Bende aynı görüşteyim.
Biri silahlı toplam üç ciddi saldırıya uğramış bir gazeteci olarak diyorum ki:
Devlet güçleriyle, şer güçlerin kucak kucağa göründüğü her dönem gazeteciler saldırıya uğrar.
Şimdi ‘devlet güçleri’ telefon açıp “Kim, kiminle nerede kucak kucağa?” diye soracaklar.
Bende onlara kimin, kimin kucağında olduğunu anlatacağım.
Kızmak, küsmek yok.
Herkes görevini yapacak.
Devletin görevlisi, parası olana uşaklık, olmayana delikanlılık yapamaz.
Not: Hadi Zonguldakspor fanatikleri vardı, şimdi Atilla Çınar fanatikleri ortaya çıktı. “Benim Müdürüme yazamazsın” diyorlar…
Zonguldak Belediyesi’nin geldiği duruma bak!
Zonguldak Belediyesi’nin durumu, Başkan Secaattin Gonca’nın anlattığı gibi değil.
Öyle televizyona çıkıp gerim gerim gerilerek “Şunu yaptım, bunu yaptım demekle olmuyor.
Belediyenin hemen tüm gelirlerine haciz konulmuş.
Su paraları hazır betonculara, mazotçulara gidiyor.
Kira paraları başka bir yarlara gidiyor.
Adam belediyenin kiracısı.
Kirasını Zonguldak İcra Dairesine ödüyor.
Ayıp değil mi?
Yazık değil mi?
Hani Zonguldak’ın kanalizasyon sorunu kökünden çözülecekti?
Böyle giderse hiçbir sorun çözülemez.
İnsan çalışanının parasını vermemek için, müteahhit firmalara, hazır betonculara, mazotçulara belediye gelirlerine haciz koydurur mu?
Yazık…
Gonca’ya değil.
Ak Parti’ye yazık.
Gonca DYP’den geldi.
Yarın başka partiye geçer.
Olan Ak Parti’ye olur.
Benden söylemesi. |



|