Serbest kürsü…
TTK’nın Amasra’da kaybettiği Sarı Öküz’le ilgili gelen elektronik postanın yankıları geniş oldu.
İşte o maile karşı gelen bir elektronik posta.
Önce mesajı okuyalım:
“Sevgili Ali Bey,
Öncelikle bir Zonguldaklı olarak bu güzel şehrin kalkınmasını istiyorum. Uzun yıllar dışarda yaşadıktan sonra şehrime geri dönenlerdenim.
TTK'yı Zonguldak'ın babası olarak görüyorum. Senelerce milyonlarca insanı besledi, birçok aileye de ekmek gitmesini sağladı. Yaşlanmış olabilir, ama yaşlandı diye babamızı sokağa mı atacağız? Biraz daha vicdanlı olmalıyız die düşünüyorum. Zonguldak ve TTK birlikte tarih oluşturmuşlardır. Her şey birbirine bağlantılı. 1990 grevinden sonra gelen hükümetler tarafından cezalandırılmış bir şehiriz biz, unutmayalım.
"TTK, Amasra’da Sarı Öküz’ü nasıl kaybetti!…" yazınızı okudum. O kadar da değil Ali Bey... Siz bir gazetecisiniz. Gelen bir mailli olduğu gibi yazmak nasıl olur? Doğruluğunu ne kadar araştırdınız?
Sevim Ülker diye bahsettiğiniz bayan, Rahmetli Cahit Ülker'in eşidir. Cahit Bey'in TTK'ya ve Zonguldak'a katkıları, insanlar arasındaki iyi iletişimleri tartışılmaz kuşkusuz. Kalbi temiz bir insandı. Eminim kemikleri sızlamıştır. Sevim Hanım eşini kaybettikten sonra emekliliğini istemiş ve İstanbul'a yerleşmiştir.
Biz Zonguldaklılar sürekli kendi içimizde birbirimizi ezmeye çalışıyoruz. Bir de avukatlara bakın Ali Bey.. Köy köy dolaşıp işçi ailelerini TTK'ya dava açmaları için ikna ediyorlar. Aileleri mi düşünüyorlar, yoksa kendi ceplerini mi? Ali Bey, lütfen biraz da aynayı kendi içimize çevirelim. Zonguldaklı olarak TTK'ya sahip çıkmazsak Hükümet hiç çıkmaz! Küçük insanlar şahıslarla uğraşır. Amasra'dan maili yollayan şahsın bir karın ağrısı olsa gerek...
Sevgiyle kalın.”
Demek ki, herkesin bir karın ağrısı oluyor.
Bakın bu elektronik postayı gönderen kişinin de bir karın ağrısı var.
Bizim karın ağrımız ise ‘Zonguldak’.
Neymiş…
Hakaret olmadığı sürece gelen elektronik posta aynen yayınlanırmış.
Sevgili okurumuz da bunu böyle bilmeli.
Fener Lisesi olayı…
Gazetemizin genç yazarı Derya Aydan, Fener Lisesi’ni de içine alan bir konu yazdı.
Bende bir Fener Lisesi mezunu olarak yorumu okudum.
Yorumun dozajını tartışmak istemiyorum.
Ama olayları biliyorum.
Kaldı ki, gelen eleştiriler üzerine Derya Aydan, şöyle bir açıklama yapmıştı:
“Geçtiğimiz hafta yayınlanan Fener Lisesi başlıklı yazımla ilgili bir düzeltme yapmak istiyorum. Bahsedilen öğrenciler, sadece Fener Lisesi okuluna değil, o bölgedeki tüm okullara aittirler. Halk dilinde, oradaki okulları aramızda 'Fener Lisesi' diye genellediğimiz için, yazıya da öyle yansımış. Yazımdaki öğrencilerin sırf Fener Lisesi değil, hatta öncelikli olarak Fener Lisesi'ne komşu diğer okulların örencileri olduğunu belirtmek isterim.”
Derya olayı çok güzel özetlemiş.
Yazarımız Hüseyin Şeker’de konuyla ilgili bir yorum yaptı.
Bu açıklamaların üstüne söylenecek bir söz olmaz.
Konu kapanmalı.
Ama kapanmadı.
Fener Lisesi Müdürü Resul Aslankara aradıydı.
Dün de Fener Lisesi’nden bir gurup öğrenci geldi.
Serdar Torlakoğlu, Eren Çelik, Mücahit Ekinci, Talha Uysal, Osman Kaya, Ufuk Tanrıkulu, Baransel Aygün, Kurtuluş Kutucu.
Bir bildiri getirdiler.
Açıklama demiyorum.
Bir bildiri.
Fener Lisesi öğrencilerinin oradan geçenlere kesinlikle laf atmadığını, yayınlanan köşenin iftira ve yalanlarla dolu olduğundan söz etmişler.
Bu konuyu burada kapatıyoruz… |



|