Kuyuya düşen eşek!..
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş.
Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, bağırmış kendi dilinde.
Ayıptır söylemesi, anırmış yani.
Sesini duyan sahibi gelip bakmış ki vaziyet kötü.
Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor.
Üstelik yaralanmış.
Karşılaştığı bu durum karşısında kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırmış.
Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kalmış.
Sonunda karar verilmiş kurtarmak için çalışmaya değmez.
Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.
Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak atmışlar.
Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe dökmüş.
Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükselmiş ve sonunda yukarıya kadar çıkmış.
Köylüler ağzı açık bakakalmış.
Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. (Ne bazeni, çoğu zaman )
Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.
Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.
Kör kuyuda olsak bile…
Not: Yazacak konu olmadığı için değil. Bu hikayeyi herkes kendine bir pay çıkarır diye kullandım. Hikayeden ders almak için eşek olmaya da gerek yok. Ona göre…
Köpek ve tabut…
Adamın biri sabah evden işe giderken ilginç bir cenaze kafilesi fark eder.
En önde yürüyen köpekli bir adam. Arkasında bir tabut ve onun 10 metre arkasın da bir başka tabut. Bunları takip eden; tek sıra olmuş 200 den fazla adam.
Meraklanır.
Kafilenin başındaki köpek'li adam hiç kuşku yok ki cenazenin sahibidir.
Yanına yaklaşır ve sorar:
- Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?
Adam yanıtlar: Öndeki karım, arkadaki de kayınvalidem.
- Vah vah, başınız sağ olsun. Nasıl oldu?
- Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidem de karıma yardıma gelmiş. Köpek onu da öldürmüş. Adam biraz düşündükten sonra sorar:
- Beyefendi, köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
- Sıraya geç!
Not: Herkes, her zaman her şey için sırasını bekleyecek. 201. bile olsa…
Temel Ayığında…
Temel bir gece karanlıkta yürüyormuş. Sonra yolda bir nesne fark etmiş. Bakmış görememiş. Eline almış dokunmuş koklamış anlayamamış ne olduğunu. En sonunda tadına bakmış ve sevinçle bağırmış: "Ula bu pokmuş iyi ki basmadım!"
Sihirli Sandalet…
Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkânın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş, girmişler.
- Satıcı "çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sekste çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler..." Adam tabi ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış. Karısı bir adım geri kaçmış "Aman Allah’ım dur dur..." derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş,
-"Sandaletleri ters giydin lan!..."
Söz
Herkes insanlığı değiştirmeye çalışıyor.
Kimse kendini değiştirmeyi aklından geçirmiyor.
Tolstoy
|



|