Devrek’teki Bostan Korkuluğu
Eskiden yaz tatillerinde Devrek’e giderdim.
Bakırcılar Köyü’ne.
Orada tarlalara, bostanlara korkuluklar yapılırdı.
Kuşlar, ekili-dikili ürünlere zarar vermesin diye.
Korkuluk öylece dururdu.
Kuşlar, kargalar korkuluğu insan sanırdı.
Çok rüzgar çıkarsa, korkuluğun kolu, başı sallanırdı.
Şimdilerde Devrek’te bir bostan korkuluğundan söz ediliyor.
Kımıldaması için rüzgâra gerek yok.
Yanından paralı biri geçse eli kolu oynuyormuş bu bostan korkuluğunun.
Önünden geçen arkasını kolluyormuş.
Bu korkuluk, cüzdan görmesin hemen dalıyormuş.
Allah, Allah.
Bostan korkulukları da ne kadar değişmiş değil mi?
Bugüne kadar bostan korkuluğu kuşları kovalıyordu.
Şimdi biz bostan korkuluğunu kovalayacağız.
Geldiği yere kadar…
(Not: Bostan Korkuluğu:
1. Kuşları ürkütüp yaklaştırmamak için tarlaya dikilen kukla.
2. Mecaz anlamı: Kendisinden beklenilen görevi yapmayan veya kendisinden çekinilmeyen güçsüz kimse. Türk Dil Kurumu)
Çarşı: Ulusalcılara karşı!
Prinç krizini izliyorsunuz.
Pirinç fiyatları 2 ytl’den 5 ytl’ye uçmuş.
Vatandaş pirinç arıyor.
Ama bizim vatandaş uyanık değil.
Olayın farkına varamadı!
Ne olmuştu bir süre önce.
Ulusal bilinç filan diye bağıran, Ergenekoncu ilan edilen bir gurup karga tulumba gözaltına alındı.
Bu isimlerden biri Doğu Perinçek’di.
Ulusal bilinç, filan derken soruşturma o kadar uzadı ki, sonunda pirince kadar gitti.
Ulusal bilincin olmadığı yerde ulusal pirinç de olmamalıydı.
İthal pirinç gelecek. Ulusal bilinç gidecek.
Hem Ulusalcı Perinçek’ten kurtulduk, hem ulusal pirinçten.
Haydi afiyet olsun.
Belden aşağı konularla ilgilenmiyoruz
Zonguldak Belediye Meclisi’nin Ak Partili bir gurup üyeleri sabahları Elif Çay Ocağı’nda kahvaltı yapıyorlar.
Güzel bir gelenek oluşturmuşlar.
Gazeteleri okuyorlar, günü ve gündemi değerlendiriyorlar.
Gurup sözcüsü Abdullah Karagüzel aradı.
Dün bu köşede CHP Zonguldak Belediye Meclis Üyesi Turhan Demirtaş’ın “Ben diyorum Çatalağzı” sözüyle ilgili açıklama yapmak istedi.
Karagüzel şöyle dedi:
“Biz belden aşağı konularla uğraşmıyoruz. Turhan Demirtaş, bizim söylediğimiz konularla ilgili cevap versin. Biz işimize bakıyoruz. Halkımıza hizmet etmeye çalışıyoruz.”
Bir süre yokum…
Pusula yayın hayatına başladığı 8 Mayıs 2006’dan bu yana bu köşede yazıyorum.
Hasta olduk, hastamız oldu, cenazemiz oldu, düğünümüz oldu, tatile çıktık.
Ama yine de yazdık.
Önemli bir gerekçe ile bir süreliğine Zonguldak’tan ayrılıyorum.
Gazeteyi gönül rahatlığıyla ‘silah arkadaşlarıma’ bırakıyorum.
Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz’ün kumanda edeceği Pusula ordusu, Zonguldak sorunlarıyla mücadele edecek.
Köşemizi aksatmadan yazmaya çalışacağız.
En büyük dileğim, bu köşede sizlerle iyi şeyleri paylaşmak.
Ve Zonguldak’a iyi haberlerle dönmek.
Öyle umuyorum.
Görüşmek üzere…
|