Zonguldak’ın markaları (2)
Dün Zonguldak’ın markalarını yazdık.
Ama bazılarını eksik bıraktık.
Çünkü onları bugüne bıraktık.
Zonguldak’ta Doruk Sucukları her geçen gün adından söz ettiriyor.
Pazar payını giderek büyütüyor.
Artık il dışı pazarlarda aranan bir marka haline geliyor.
Yakın gelecekte büyük marketlerin raflarında da Doruk Sucuklarını göreceğiz, gurur duyacağız.
Doruk Sucukları ikinci kuşak tarafından zirveye çıkarılacak.
Bu görülüyor.
Çaycuma’da Doğan Konserve var.
Barbunya pilakisinin üstüne yok.
Oranın da yönetimi ikinci kuşakta.
Onlarında işleri büyütün büyük pazarlarda aranılan bir marka olacak.
Özkeskin Yemek Şirketi, Çaycuma’dan sonra Zonguldak’ta süper bir mutfak yaptı.
Dileğimiz başka pazarlara da açılması.
Ankara’da, İstanbul’da neden ihale almasınlar.
Özel şirketlere yemek satmasınlar.
Böyle bir çırpıda aklımıza gelen yada gelmeyen markalarımız var.
Tersanelerimiz kısa bir süre sonra Türkiye’de ciddi bir marka olacak.
Hele Filyos Vadi Projesi hayata geçsin.
Siz o zaman görün Zonguldak’ın markalarını.
Zonguldak üretiyor, Türkiye kazanıyor
Az, çok markamız var.
Yurtbay Seramik ve Çanakçılar Seramik yaygın düzeyde yayın yapan televizyon ve gazetelerde boy gösteriyorlar.
Çaycuma Süt, Selen Su, Formina yaygın düzeyde yayın yapan radyolarda reklamlarıyla boş gösteriyorlar.
Lobi, lobi dediğimiz şu günlerde, Zonguldak markaları bir araya gelse, büyük kentlerdeki bilbaordlarda hem kendi reklamlarını, hem de Zonguldak’ın reklamını yapsalar iyi olmaz mı?
Şöyle bir slogan.
“Zonguldak üretiyor, Türkiye kazanıyor”
Bu görev, Zonguldak Merkez ve ilçelerinde görev yapan TSO Başkanlarına düşüyor.
Zonguldak Markalarını bir çatı altında toplayarak, bir reklam şirketiyle anlaşarak, Ankara ve İstanbul gibi merkezlerde hem markalarımızın hem de şehrimizin tanıtımını yapabiliriz.
Saçma sapan festivaller planlayarak, esnaftan, işadamından zorla para toplayarak, kıçı kırık sanatçılar getirerek kendi kendimizi kandırmayalım.
Bize Gülben Ergen, Petek Dinçöz, Tarkan lazım değil!
Bize Mustafa Koç, Güler Sabancı, Abdülkadir Konukoğlu’nu getirin.
Onları dinleyelim.
Sonra Petek Dinçöz’ü de dinleriz, Sezen Aksu’yu da.
Ama önce iş lazım.
Önce aş lazım.
Sonra eğlence lazım.
Ama hala kanalizasyonunu denize, çöpünü sahile döken, takımı küme düşen Zonguldak’ın saçma sapan bir festival yapmasına anlam veremiyorum.
Evet bu festivali biz önerdik.
Fikir babası da biziz.
Ama festivale harcanan enerji, asıl sorunlara harcanmıyor.
Festivaller, Belediye Başkanlarının kişisel egolarını tatmin etme etkinliğine dönüştü.
Ailece sahneye çıkacaklar.
Sanatçıya sarılacaklar.
Alkış alacaklar filan.
Peki bu işten Zonguldak ne kazanacak?
Zonguldak Merkez’de 400-500 milyar.
Ereğli’de 1 trilyon para harcanıyor.
Bu paralarla Ankara, İstanbul gibi büyük kentlerde Zonguldak’ın tanıtımını yapsak binlerce insanı bölgemize çekebiliriz.
Onlardan kazandığımız parayla eğleniriz.
Bizim bugün geldiğimiz nokta, “Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider gezmeye” cinsinden.
Atalarımız, “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” demiş.
Biz de ‘el’ çok.
Ama hepsi ayrı ayrı çalışıyor.
O yüzden herkes ‘el’i kalıyor.
|



|