10.05.2008 Cumartesi

 

Pusula'nın en sevimsiz adamıyım!

Pusula 3. Yaşını kutluyor.
Tebriklerini iletenlere teşekkür ediyorum.
Bu tebrikleri alırken Pusula'da çalışmaya karar verdiğim güne gittim.
Başka kurumlara çalışırken Pusula'nın dergisine yazı yazıyordum.
Ali Rıza Tığ ile iyi arkadaştık. Ancak yine de bazen anlaşmakta zorlanırdık. Dergiye yazı yazdığım günlerde bile birkaç gün birbirimizi görmediğimiz olurdu. Öyle ayarlardık.
İnatla arkadaşlığımızı dostluğumuzu devam ettirdik.
Ancak birlikte çalışma fikri ortaya geldiğinde şirketlerin evliliği modaydı.
Hatırlayanlar bilir.
Dışarıdan bakıldığında "İki zıt fikirli adamın birlikte gazete çıkarması ne kadar uzun soluklu olur" sorularının akla geldiğinin farkındaydım.
Ali'nin teklifini bir süre düşündüm.
O süre tam sekiz ay sürdü!
Sonra birlikte çalışacaksak neler yapmamız gerektiğini düşündük.
Bana kendi gazetemi çıkarmam yönünde gelen dost tavsiyeleri vardı.
Ali ile birlikte çalışmamızın faydalı olacağını düşünenler vardı.
Ali'nin kontrolüne girersen eski Atilla olamazsın diyenler oldu.
Hepsini dinledim.
Ama kararımı kendim verdim.
Ha bu arada aslında kafamda tamam dedikten sonra bir hafta on gün Ali’yi kıvrandırmadım da değil.
Biz işimizi seviyoruz.
İşimize aşığız.
Hata yaptığımızda özür dilemeye özen gösteriyoruz.
Deneyim kazandıkça daha iyi çalışacağımızı biliyoruz.
Toplumsal sorunlara duyarlı olmaya çalışıyoruz.
Kent adına sorumlu olmaya çalışıyoruz.
Bir şeyler yaptığımızı görünce mutlu oluyoruz.
Yaşamanın temel zevkinin insan sevgisinden ileri geldiğini biliyoruz.
Okuru seviyoruz.
Bizimle birlikte çalışan ve emek veren arkadaşlarımızı seviyoruz.
Her ne kadar akşam saatleri bu gazetenin en sevimsiz adamı olsam da, her şey iş stresinden ileri geliyor.
Nedense o saatlerde haber merkezinden kimse benimle karşılaşmak istemiyor.
Arkamdan fısıldayan ancak yine de bana katlanan arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.
Galiba en hassas noktam işime olan saygım.
Yani bu gazete kavgalarla çıkıyor.
Okura öyle ulaşıyor.
Ekip arkadaşlarımın da beni sevdiğini biliyorum.
Hepsine ve hepinize teşekkür ediyorum.

İşim çok zor!

Son üç hafta çok yoğundu. Bir hafta seminer programı. Bir hafta kongre süreci. Bu hafta ise lobi toplantıları ve hayırlı olsun kabulleri.
Karaelmas Gazeteciler Derneği'ndeki sorumluluğum gereği ömrümde ilk defa bu kadar üst üste kravat takıyorum.
Ne zormuş meğer.
Oysa ben salaş olmayı sever, arada bir kravat takıp fantezi yapardım.
Şimdiden o salaş günleri özledim.
Takım elbise, ütülü gömlek, boyalı ayakkabı ve diğerleri.
Daha önemli bir durum var. Pek ihtiyaç duymadığımdan takım elbise sayısı birkaçtı.
Şimdi birkaç tane daha ilave etmek gerekiyor.
Gömlek sayısını ve kravat sayısını arttırmak gerekiyor.
Hadi bunlar neyse de başka bir sorun var.
Bu kadar gömleği hadi makineye attım.
Sonra çıkartıp astım.
Hadi asarken her birini birkaç defa da salladım.
Hani ütüsü kolay olsun diye.
Sonra...
Sağ olsun gören diyor ki:
"Bak böyle ne güzel oldu. Takım elbise yakışıyor sana "
Yaa öyle tabi.
"Gömlekleri kim ütülüyor" diye soran yok.
Arada bir daldığım oluyor.
Tren yolu gibi paralel çift iz bırakıyorum.
Hazırda yoksa sabahları yandım.
Hadi erken kalkma sorununu isteğe bağlı olarak çözdüm diyelim, gömlek ütüleme adamı sinir ediyor.
Yani galiba dernek başkanlığının en zor tarafı bu yönü.
Bir de gazeteyi fazla ihmal etmeye başladım.
Bizimkiler kazan kaldırmaya hazırlanıyor.
İşim zor valla.
Yönetim kurulu üyesi ağabeylerim ve arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Onlar gerçekten çok yardımcı oluyorlar.
Fikir ve düşünce anlamında destek veren herkese teşekkür ediyorum.
Yine de gömlek ütüleme işine bir çözüm bulmam lazım.
Allah yardımcım olsun.

 

Hoş geldin kriz!
Mahmut Baş yada Veysel Atasoy
Randevu bugün saat 13:00'de
Yanisi manisi şu!
Lobiciliği tartışalım
Sevgili babacığım
Ereğli'de düğmeye basmak!
Şike değil hizmet istiyoruz
Sorumluluklarım
Şanlı'nın Zonguldakspor'u ve Vekillerin 1 lira'lık sözü!
KGD kongresi ve Osman Sav'ın öğrettikleri
Zenci gelin!
Ne kadar samimiyiz?
Çaycuma’dan yükselen ses
Başbakana kadar gideriz
Üstatlarla Zonguldak sohbeti
Medya eğitimi
Dün benim doğum günümdü!
Gazeteciler ve beklentiler
Tünel sezonunu başlatıyorum!
Tempo ve aşk!
Tacizci öğretmen!
Lobi’ye iyi bir örnek
TEMA Temsilcisi Berran Aydan hanımefendi
Lobi’den beklentiler ve endişeler!
Pusula’nın farkı
Korkulacak bir şey yok
Camiye var, Havaalanına yok!
Gonca’ya muhtıra
Zonguldak anıları
Vakit kaybediyoruz
Sağıra yatma modası!
Hasan Yüzbaşı’m
Çok teşekkürler Kemal abi!
Arı gibiyiz! Neden bal yapamıyoruz!
Gidip de dönmemek üzere tüm tehditler!
Devrim isteriz!
Baykal'a darbe çağrısı
Uyarı!
Ordu havaalanı ve Vali Erkmen
Göç durmadı!
“Gitme” diye yalvarsın en güzel anılar.
Recep İvedik denilen hıyarın teki!
Fermuar ve yıldız!
Sorumluluk ahlakı
Madalya!
Lobi’de ilk adım atıldı
Benim Yaşlarım
Erdoğan Demir
Ölüm Allah’ın emri
Küçükvar kendini nasıl dövdü?
Toptan’ı doğru anlamak
‘Arka teker’ aradı !
Dudak izinden kim teşhiş etmiş seni
CHP’de il başkanı kim?
Zonguldak’ın babası kim?
Köprü’de ki sahne
Çınar: Ereğli’de sorun yok
Ereğli’de neler oluyor?
Ankara Sheraton’da ateşli bir gece
Lobi’de 10 altın kural
Erhan Çakmak’ın tıraş zamanı!
Vali’nin hizmet hesabı Ak Parti’nin çarşısına uymuyor
Yengeden papara yiyip bana numara yapma!
İnsan kalıbına yakışanı yapmalı
Elif olsa kırmızı giyerdi
Keselim tıraşı işimize bakalım!
Gonca ile aramıza kimse giremez!
İlçe olmak iyi bir şey mi, kötü bir şey mi?
Vali Yavuz Erkmen’in farkı
Neden rezil olduk!
Ayrılıklarda sevdaya dahildir
Kılınızı kıpırdatın
Genel Müdürü Dağdelen’e
Bizimkiler top peşinde
Sorunlar Ankara’da tatilde
Gonca ve Balıkçılar
Sezgin’in kitabı ve Şanlı
Evlenince yazabilecek miyim?
O kovayı kimin kafasına geçirelim
Herif olmak!
Hoca’ya akıl vermek gibi olmasın ama
Mavi bayraklı plajdan tıbbi atık çıkarsa
Vali ne yapsın?
Siyasi Meltem ve İnatçı Gonca
Gitmeseydin seni bu kadar sevmeyecektim
İngiltere’den Erol Bey, sana ne oluyor kardeşim!
Saat 12:30’da Ilıksu Plajı’nda buluşalım
Romalı bir genç kadına aşık oldum
Zeugma’dan da güzel
Nuri Genç’e tavsiyem
Racon Mehmet
Beyin göçü
Şerafettin Üstünkol’a teşekkür
Kuş gribi
Vali Bey’e çok kızgınım -2
Korsan yayın organları!
Ah şu kadınlar
Denizer’in doğruları
Dağdelen’in yanlışlarını götürüyor
Köksal Bey’in söyledikleri
Değişim örneği çoğalmalı
Zonguldak çok gelişecek
Erkmen gidince gelen ne yapacak?
Global özlemleri yalnızlaştırma hareketi
 
zonguldakzonguldak