17.05.2008 Cumartesi

 

Nail Baba

Eskiden gazetelerde fotoğrafını görürdüm. Nadiren sesini duyardım televizyonlarda.
Hep sıcak gelen bir yanı vardı. Belgesel görüntülerde yer alan sert açıklamalarının altında hep bir içtenlik vardı.
Böyle bir içtenliği babamda görürdüm en çok.
Bir de bu adamda.
Beyaz camın öbür tarafında o adam, diğer tarafında ben.
Gazeteciliğe hevesliydim.
Bu işlerin biraz hayal olduğunu düşünür, masalımsı bir tatla küçük küçükte olsa zevkini yaşardım. Bir çok köşe yazarının fotoğrafının yanında o adamın babacan bakışı, duruşu dikkat çekerdi. O zamanlar yazılarının başlığı dikkatimi çekmezse okumazdım. Ama gördüğümde hep o içtenliği ve kabul edilebilir agresifliğini görürdüm.
Gazetecilerin özlük hakları için ateş püskürüyordu.
Tanımazdım etmezdim. Uzaktan uzağa severdim işte.
Hem İstanbul nere, Zonguldak nere? Atilla nere bu babacan adam nere?
Onu bana sevdiren gazeteciliği değildi ama gazeteciliği sevdiren o oldu.
Onu tanıdıkça gazeteciliğini sever oldum.
Bir dönem unuttum. O da ortalarda pek yoktu aslında.
O süreçte gazeteciliği bana sevdiren, sempatisini sırtıma yükleyen öğretmenlerimin, ağabeylerimin, arkadaşlarımın desteği bir baktık ki yıllar ne çabuk geçmiş.
Bu meslekte epey ilerlemişiz. TV haberciliğinden yerel gazeteciliğe geçiş yapmıştım. Ayaklarımın üzerine durmaya çalışıyordum inatla.
Yol daha uzun.

* * *

Aradan yıllar geçti.
4 yıl önce sanırım.
Milliyet'ten hatırladığım bu adam TGC'nin Ereğli'de düzenlediği seminerde karşıma çıkıverdi. Birkaç defa göz göze geldim. Yanlış hatırlamıyorsam kısa süren tokalaşmamız sırasında ilgiden sıkılmış kaprisli sanatçılar gibiydi.
Yada birine o arada laf yetiştirmekle meşguldü.
O adam Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın efsanevi Başkanı Sayın Nail Güreli idi.
1994-2001 yılları arasında mücadeleleriyle ses getirmişti.
Hala gazeteciydi. Hala fotoğraf çekiyordu. Soğuk ve sessiz duruyordu. Allah Allah büyü bozulmuş muydu yoksa?
Bizim kuşak pop yıldızlarına hayranlık duyarken benim hayranlık duyduğum Güreli seminerde elinde kalem benzeri büyükçe bir kazıkla duruyordu.
Gündemde "Basın ceza yasası" vardı.
Ereğli meydanında yapılan protesto ve çağrıda kullanılan bir metrelik sembolik kalemi seminer süresince elinden bırakmadı. Baston niyetine mi kullanıyordu yoksa onun için çok mu anlamlıydı?
Bir kare fotoğrafını çektim.
Sert sayılabilecek bakışları ve durağanlaşan o mimikleri olduğu gibi kareye yansıdı.
Ancak gözlükleri parlamıştı.
Aradan geçen süre içinde zaman zaman görüştüğümüz Nail Bey'e "Nail Baba" demeye başladım.
O anlatıyor biz dinliyorduk.
Arada bir o fırça atıyor, biz mutlu oluyorduk.
İki yıl önce Karaelmas Gazeteciler Derneği'nin etkinliğine gelen Güreli, yeni açılan Mer Otel'de konakladı.
İlkbahar sonu yaz başıydı.
Sabah 06:45 gibi buluşacaktık. "Uyanamazsın sen gelme" dedi. Güya birlikte yürüyüş yapacaktık. Allem ettim, gallem ettim sabah yürüyüşüne yetişemedim.
Otel görevlisi çocuk istasyon tarafını işaret edince yürüdüm peşi sıra. Bulamayınca Ay Ekmek Fabrikası'nın önünden geri döndüm.
Otele geldim. Hala yoktu. Fırça yeme pahasına aradım. "Dedim ben sana uyanamazsın diye" diyince sustum.
"İstasyon falan var bu tarafta" diyince yeninden aynı yöne yürüdüm.
Meğer Kokaksu'ya kadar yürümüş.
Nail ağabey ile genelevin önündeki küçük köprüde karşılaştık.
"Tam yerine gelmişsin Nail Baba" diyince, "Neden" diye sordu.
Genelevi hatırlatınca o hep özlenen gülümsemesiyle bir kahkaha attı; "Ooo desene tam yerine gelmişim.."
Cadde boyu yürüyüp Bakkal Nazmi'den ve Bakkal Şükür'den kahvaltılık aldık.
Nail Baba tutturdu hesabı kendisi ödeyecek.
Kadırga'daki Ahmet Tokyay ile kaldığımız teras katının büyük terasında masaya oturduk.
Ben hazırladım, Nail Baba tadına baktı.
O süreçte sevgimizi daha çok pay eder olduk.
Kendisi özledi "Gel" dedi.
Ben özledim; "Gel" dedim.
İstanbul Basın Müzesi'nde geçtiğimiz yıl açtığım "Gazeteci İş başında" adlı serginin kurdelasını yine çok sevdiğim ve başka bir zamanda anlatacağım değerli isim Sayın Turgay Olcayto ile birlikte kesti.
Nail Baba elindeki dev sembolik kalemin bulunduğu fotoğraf önünde fotoğraf çektirmek istedi.
Sergi bitti. Sergide yer alan o fotoğrafı hediye ettim.
Geçenlerde öğrendik.
Millet yatağının başına romantik ve aşk kokan tablolar, fotoğraflar asarken Nail Baba o fotoğrafı asmış.
Yenge hanımın itirazı ise fayda etmemiş.

* * *

Nail Baba dün aradı. Ağzım kulaklarıma vardı. Ameliyat olan hanımefendinin yanına hastaneye gidiyormuş.
İlk lafıyla yazıma ithafta bulundu.
"Biliyorum gazetedeki en sevimsiz zamanların şu dakikalar ama fazla uzatmayacağım.."
Sonrasında bu gazetenin en sevimli adamı olduğumu teyit etti. Gazetemizin üçüncü yılını kutladı. KGD Başkanlığına seçilmemi kutladı. Ayağımın kırık olmasına üzüldü.
Sesi her zamanki kadar tok ve canlıydı.
Kimseden selamını esirgemedi.
Sevgi, şefkat, güven ve cesaret veriyordu.
Baba gibiydi.
Yakında görüşmek üzere Nail Baba.

Yerim sizin fobinizi!
Gonca, Eşref, İzmirlioğlu, Akın ve diğerleri
Lobi ve Köksal Bey’in görevleri
Kafamızın içinden geçenler
Ankara'da İstim Kebabı
Pusula'nın en sevimsiz adamıyım!
Hoş geldin kriz!
Mahmut Baş yada Veysel Atasoy
Randevu bugün saat 13:00'de
Yanisi manisi şu!
Lobiciliği tartışalım
Sevgili babacığım
Ereğli'de düğmeye basmak!
Şike değil hizmet istiyoruz
Sorumluluklarım
Şanlı'nın Zonguldakspor'u ve Vekillerin 1 lira'lık sözü!
KGD kongresi ve Osman Sav'ın öğrettikleri
Zenci gelin!
Ne kadar samimiyiz?
Çaycuma’dan yükselen ses
Başbakana kadar gideriz
Üstatlarla Zonguldak sohbeti
Medya eğitimi
Dün benim doğum günümdü!
Gazeteciler ve beklentiler
Tünel sezonunu başlatıyorum!
Tempo ve aşk!
Tacizci öğretmen!
Lobi’ye iyi bir örnek
TEMA Temsilcisi Berran Aydan hanımefendi
Lobi’den beklentiler ve endişeler!
Pusula’nın farkı
Korkulacak bir şey yok
Camiye var, Havaalanına yok!
Gonca’ya muhtıra
Zonguldak anıları
Vakit kaybediyoruz
Sağıra yatma modası!
Hasan Yüzbaşı’m
Çok teşekkürler Kemal abi!
Arı gibiyiz! Neden bal yapamıyoruz!
Gidip de dönmemek üzere tüm tehditler!
Devrim isteriz!
Baykal'a darbe çağrısı
Uyarı!
Ordu havaalanı ve Vali Erkmen
Göç durmadı!
“Gitme” diye yalvarsın en güzel anılar.
Recep İvedik denilen hıyarın teki!
Fermuar ve yıldız!
Sorumluluk ahlakı
Madalya!
Lobi’de ilk adım atıldı
Benim Yaşlarım
Erdoğan Demir
Ölüm Allah’ın emri
Küçükvar kendini nasıl dövdü?
Toptan’ı doğru anlamak
‘Arka teker’ aradı !
Dudak izinden kim teşhiş etmiş seni
CHP’de il başkanı kim?
Zonguldak’ın babası kim?
Köprü’de ki sahne
Çınar: Ereğli’de sorun yok
Ereğli’de neler oluyor?
Ankara Sheraton’da ateşli bir gece
Lobi’de 10 altın kural
Erhan Çakmak’ın tıraş zamanı!
Vali’nin hizmet hesabı Ak Parti’nin çarşısına uymuyor
Yengeden papara yiyip bana numara yapma!
İnsan kalıbına yakışanı yapmalı
Elif olsa kırmızı giyerdi
Keselim tıraşı işimize bakalım!
Gonca ile aramıza kimse giremez!
İlçe olmak iyi bir şey mi, kötü bir şey mi?
Vali Yavuz Erkmen’in farkı
Neden rezil olduk!
Ayrılıklarda sevdaya dahildir
Kılınızı kıpırdatın
Genel Müdürü Dağdelen’e
Bizimkiler top peşinde
Sorunlar Ankara’da tatilde
Gonca ve Balıkçılar
Sezgin’in kitabı ve Şanlı
Evlenince yazabilecek miyim?
O kovayı kimin kafasına geçirelim
Herif olmak!
Hoca’ya akıl vermek gibi olmasın ama
Mavi bayraklı plajdan tıbbi atık çıkarsa
Vali ne yapsın?
Siyasi Meltem ve İnatçı Gonca
Gitmeseydin seni bu kadar sevmeyecektim
İngiltere’den Erol Bey, sana ne oluyor kardeşim!
Saat 12:30’da Ilıksu Plajı’nda buluşalım
Romalı bir genç kadına aşık oldum
Zeugma’dan da güzel
Nuri Genç’e tavsiyem
Racon Mehmet
Beyin göçü
Şerafettin Üstünkol’a teşekkür
Kuş gribi
Vali Bey’e çok kızgınım -2
Korsan yayın organları!
Ah şu kadınlar
Denizer’in doğruları
Dağdelen’in yanlışlarını götürüyor
Köksal Bey’in söyledikleri
Değişim örneği çoğalmalı
Zonguldak çok gelişecek
Erkmen gidince gelen ne yapacak?
Global özlemleri yalnızlaştırma hareketi
 
zonguldakzonguldak