Lobi ve Zonguldak medyası
"Lobiciliği yapan yapsın.
Gazeteciler de gazetecilik yapsın! Lobicilik değil!..
Türkiye'de bugün yaygın basının üçte ikisi iktidarın emrinde.. Bu oran Zonguldak'ta kaçtır, bilemiyorum. Ama kaç'sa onlar gazete ve gazeteci değildir!. Lobicidir! "
Değerli üstat Sina Çıladır böyle diyor yazısının sonunda.
Gazeteciler tabi öncelikle gazetecilik yapacaklar.
Muhalif olacaklar.
Yol gösterecekler.
Bazı şeyler Sevgili Sina ağabeye ya eksik anlatılmış ya da bu çalışmaların içinde sürekli dert yanan sivil toplum örgütleri kadar iktidar partisi temsilcilerinin olmasından dolayı rahatsız.
Ben Sina ağabey'in bir talebesi olarak gazetecilerin bu kötü geçiş döneminde yan gelip sadece muhalefet yapmasına karşıyım!.
Kaldı ki sürekli zayıflatılan, damarları kesilen Zonguldak'a sahip çıkmak hepimizin görevi.
En başta değerli üstat Sina Çıladır'ın görevi.
Kaldı ki gazetecilerin "Hadi işi gücü bırakalım, eleştirmekten vazgeçelim gidip lobi yapalım" diye bir düşüncesi yok.
Lobi dediğiniz çok geniş bir kavram ve ucu siyasilere dayanmaktadır.
Türkiye'nin değişik yerlerdeki Zonguldaklıların tanışmasını ve kaynaşmasını, yüzlerini memleketlerine dönmelerini sağlayabilir. Yeni dostluklar ve tanıtım fırsatları sağlayabilir.
Zonguldak'ın her kesiminden kişi ve kuruluşlar üzerinde bir baskı söz konusudur. Medyanın görevi gidip lobi yapmak değil, bu eksikliği hatırlatmaktır.
Ancak medya bu konuda baskılar kurup; "Söz konusu Zonguldak olduğunda neden bir araya gelemiyoruz. Bu hizmetler, bu yatırımlar neden duruyor, bu üniversiteye neden iki fakülte için onay çıkmıyor, neden işçi alınmıyor?" diye sorgulamalarını daha net yapmalıdır.
Hepsinden önemlisi; "Günübirlik siyaset yapmak yerine neden bir araya gelip bu kötü gidişe dur demek için baskı kurmuyoruz" diye sormaktır. Zonguldak'ta yapılan da budur.
Bir yandan mevcut hükümetler üzerlerinde her zaman bir Zonguldak baskısı olmalı diğer taraftan adı geçen bazı dernekler değişik organizasyonlarla Zonguldaklıları bir araya getirmeli..
Çünkü Zonguldak hala kaybetmeye devam ediyor.
Bu süreçte hepimizin her alanda yapabileceği işler var.
Zonguldak bu kadar güç kaybediyor, hizmetler bu kadar aksıyorsa medya 4. kuvvet enerjisini başka işlerle harcıyor demektir.
Gonca-Üstünkol
Başkan Sayın Secaattin Gonca Ankara'daki yemeğin ardından ortaya çıkan tabloya çok üzülmüş.
Kendisine kapı dibinde yer gösterilmiş olmasına ve söz verilmemesi konusunda gösterdiği tepkinin eleştiri konusu olmasına çok üzülmüş.
Organizasyonda büyük eksiklikler vardı.
Yer konusunda bir şey diyemeyeceğim. Ama Gonca'ya söz verilememesi bir ayıptı.
Gecede unutulan başka isimler de vardı. Kalkıp hem Şerafettin (Üstünkol) Bey'in hem Secaattin Bey'in yazılı açıklamalarla birbirini suçlaması daha büyük ayıp.
Bu polemiğin, gecenin amacının önünde yer alması en büyük ayıp.
Böyle gecelerde ev sahibi derneğin yöneticileri konuklarının huzuru için dört dolanmalı. Ankara'da bunu göremedik.
Küçük bir özür, biraz hoşgörü her şeyi düzeltirdi.
Ama bizimkiler inatçı.
Ustalar ve çıraklar
uma sabahı KGD'nin kahvaltısındaydık. "Ustalara saygı, gençlere yol gösterin" yönündeki çağrıma her kesimden destek geldi.
Sayın Muzaffer Akgün ve Ömer Bıyık bu konuya değinmiş.
Akgün kendi dönemindeki imkansızlıklarını hatırlatmış.
Şimdilerdeki aksaklıklara dikkat çekmiş.
Hepimiz çok saygın bir iş yapıyoruz.
Birbirimizin fikirlerine katılmayabiliriz.
Ama saygısız ve hoşgörüsüz olamayız.
Yeni idealist gazetecilerin yetişmesine şiddetle ihtiyaç var.
Bunun için önce ustalara kulak verilmesi gerekiyor.
Ata'yı izliyorum
Vali Yavuz Erkmen'in ayrılması, Vali Erdal Ata'nın göreve başlaması bana pek uğurlu gelmedi. Ayağım kırık, Sayın Ata ile tanışmak mümkün olmadı. Bu bir işaret mi bilmiyorum. Arkadaşlarımızın Ata ile ilgili izlenimlerini okuyorum.
Ben biraz daha temkinliyim.
Kendisine hayırlı olsun diyor, başarılı olmasına duyduğumuz ihtiyaçları hatırlatıyorum.
İlk günkü mektubumuzda gerekenleri zaten paylaştık.
Bir süre izlemeye devam edeceğim.
Ayağımı seviyorum!
Benim "tırışka" kemiğimi kırdığımı yazıp matrak geçen usta polemik yazarı Hüseyin Şeker, alçılı ayağımı görünce bir hürmet bir ilgi gösterdi ki şaşırdım kaldım. Sonra da ayağıma imza atmak yerine Ali Şeker ve Oğulları Koll. ŞTİ'nin stikırını yapıştırmak istedi.
Dedim ki "Bu reklama giriyor". 500 liralık bölgeye 250 liraya anlaştık. Bozuk olmadığı için ödemeyi hafta içine sarkıttı!
Bir alçı firmasının Zonguldak bayisi aradı. Diğer talepleri de değerlendiriyorum.
Alaborina Restaurant, Ortaköy Cafee, Fixim, Demirtaş inşaat Malzemeleri, Merinos Halı Ömer Ay, Çaycuma Süt, Çelebi Bastonları, Taht Medikal, Pelenkoğlu Hazır Beton, Banvit Piliç, Fortis Bank, Gökdemir Oto Lastik gibi.
Hele önce Hüseyin Şeker ödemeyi bir yapsın! |



|