Gölgesini kovaladığım vakitler
Gölgeni kovaladığın vakitlerin teri soğumak üzere.
Sürüklendiğim kıyıların serinliğine tutunmuş akşamüstleri.
Yıllardır böyle.
Her akşam aynı vakitler.
Farkına varmadan düğmeler kendilerini ilikler.
Bakarsın çevrene.
Kimse bilmez senin bildiğini.
Bir mahcup düşünce içinde insanlar.
Bir kovalamaca.
Bir panik içinde heyecan.
Ürkek bir telaş havası var yüreklerinde.
Başları dik ve suskun diller küs.
Kaçımız sevmeye devam ederiz sözünü tutmayan baharları.
Bildiğini sandığın tüm doğrular ne zaman yanıltır adamı?
Yağmurlar ipe dizerse kendini birden bire.
Çok derin olur içindeki göçlerin izleri.
Yere düşen damlalar birbirine dolanır.
Sarmaş dolaş olur ihanetle sadakat.
İhanet ettiğin kadınlar gelir aklına.
Akışkanlığını sevdiğin hayatlara tutunmak istersiniz.
En çok gidenler sevilir.
Kendi ihanetlerini görmez insan.
Gerekçe arayan kimse, yine de bulur bir "Ama".
Herkesin davulu kendi dengine!
Kaçan köçek sevişmeler kayıt dışı kalır.
Ortalık faturalandırılmış nefretlerle dolar.
Beklenmedik bir anda ağzını bozuverir, günahı bedeninden büyük kadınlar.
Bildiğini okurken, günahlarını tapulaştırır adamlar.
Tutmayan hesaplar ve çelişkiler yaka paça itelerken birbirini, tanığı çok olur telafisi olmayan şeylerin.
Anormal bir durum değil aslında.
Sıradan bir gün işte.
Dün gibi. Önceki gün gibi.
Önceki yıllar gibi.
Hepimiz gibi.
Kılı kırk yarsan döndüremezsin kimseyi bildiğinden.
Çiçek, böcek derken geçer zaman.
Taze günlerin önemi, yaşananlar yıllandıkça anlaşılır.
Tazeliğin diriliğinden çıkan yanılgılar tecrübe kazanır.
Yine de baskılar yıldıramaz kimseyi!
Baskılar büyütür adamı!
"Hadi kalk gidelim" diyecek kimseyi bulamazsın sonra.
Gölgeni kovaladığın vakitlerin teri soğumak üzere.
Sürüklendiğin kıyıların serinliğinde buluşmak üzere!
"Çiçekleri köklerinde açan ağaç"
"Yüz akı Türkiye'nin, çiçeği köklerinde açan ağaç,
Ölümlerden gelip ölümlere giden şehir,
En derini emeğin, ekmeğin en namuslusu,
Yağmurdan yorgun sokaklarında bir akşamüstü.
Seni çoğaltıyorum içimde, sana saklanıyorum"
* * *
İrfan Yalçın son kitabında memleketi Zonguldak'ı anlatmış yine.
Heyamola Yayınları'nın Türkiye Kentleri dizisinin ilk kitabı "İçimdeki Zonguldak"
Ve şöyle başlıyor kitap.
"Çiçeği köklerinde açan ağaç"
Okumadım henüz.
Göz ucumu iliştirdim kelimelerine.
Ve bir kez daha ağzımı bozdum.
Bu kentin değerini hala niye bilemiyoruz?
Bu kadar çakal, bu kadar kurt dağda barınırken biz neden çakallara çakallık öğretmeye kalkışırız ki.
Hayıflanıp durduğumuz akşam üstlerinin kıymetini neden bilemeyiz.
Ve dalga geçmesini denizle.
Bu kültür, bu birikim başka nerede var?
Kendimize saygı duyalım.
Hırpalamayalım nezaketimizi.
Adam olalım biraz.
İhanetin bu kadarı çok fazla bu kente.
Kendimize ihanet etmeyelim.
Teşekkürler İrfan Yalçın.
Yine yaz İrfan Yalçın.
Şiir
meydanından geçerken
acır gözlerimin paleti..
bir yunanlı gibi sevmekten
vazgeçemedim izmir'i.. |