Çıkarım olmasa sevmezdim seni!
Birbirine düşman kelimelerin çelişkilerinden çıkan çıkar çatışmaları hiç bitmez seni yazarken.
Zordur seni anlatmak.
Çizmek, yazmak, okumak zordur.
Hayal kırıklıkları saklar kendine.
Sen ki en muhteşem hikaye.
Virgülün eksik olsa canın yanar.
Suçum musun ki!
Sana dokunmak neden bir ömürden başlar?
Dağarcığımda uçuşan kelimelere bakıyorum.
Yarım yamalak kalıyor bütünler.
Tük eksikler gibi.
Sen de benim gibi.
Bir ucundan kıyılarıma tutturulmuş denizler gelip gidiyor.
Dalga boyun büyüyor.
Canın yanıyor.
Geri dönüşü olmayan düğümler seni saklıyor benden.
Seni tarif etmek zordur içimdeki adaletin acılarına.
Seni severken büyür cephelerimde iç savaşlar.
Gönül izi kalmış kadınlar arasından hiç zorlanmadan teşhis ederim seni.
Çıkarım olmasa sevmezdim seni bu kadar!
Çıkarım olmasa beklemezdim seni bu kadar!
Gizli dokunuşlarımdan dönerken bastığım yarım adımlardan izler kalır.
Söyle.
Sustuğumu senden başka kim bilir?
En güzel, hangi kelimeyle anlatabilirim ki seni kendime?
En güzel, hangi kelimelerle saklayabilirim gözlerini?
Tezatlıklarını sevdiğimin türküleri söyletme bana.
Varlığının değerini bilmedim.
Bilmeyecektim zaten!
En güzel, hangi kelimelerle yokluğunu haykırabilirim?
Nasıl ikna olurum ki!
Yazabilsem keşke daha fazla seni.
Uzun uzadıya geçen gecelerin karanlığından çıkarıp alabilsem keşke.
Meydanlarında, çizebilsem gözlerini şehirlerin.
Bir elimde taş.
Diğerinde krizantem tohumları.
İçimdeki infiali durdurabilir misin?
Karıştırmasan aklımı bu kadar.
Fikir çatışmalarımdan sağ salim kurtarabilsem seni.
Çekip alıversem bir çırpıda yanıma.
Seni anlatırken günah sayılmaz hiçbir kelime bana.
Seni anlatırken tasarruf edemem kelimelerin enerjisinden.
Kalemlerden, kağıtlardan,
tuşların ezilmişliğinden,
gözlerimin seyrinden,
yükselen nabzımdan,
alçalan basıncımdan..
Sevimsiz yanlarımızı örter bir bir taptaze düşler.
Düşler ki uyandığında korkar.
Damlamaya zaman bulamaz sel suları.
Anılar birikir birikir bir selde boğulur.
İşte şimdi.
Kaosu seven hecelerin tenini okşadım seni anlatırken.
Çıkarım olmasa anlatmazdım seni..
Damıtılmış masumiyetler
zifiri bir
günah çıkmazındasın..
bir bölü dört
çeyrek cam yeşili
açar seni..
kendinden korkan endişeler
ilmiklenirken birbirine
gözlerinde..
damıtılmış masumiyetler
döker kendini nehirlere.. |