"Çözümde görev almayanlar,
sorunun bir parçası olurlar"
Çok zamandır Lobi'yi yani Zonguldaklıların ruhsal, duygusal birliğini tartışıyoruz.
Anlayan anlıyor, anlayamayan uyduruyor.
Bazı dostlarımız ise endişe ediyor.
Bu çabaların da yarım kalmasından endişe ediliyor.
Ancak unutulmaması gereken bir şey var.
Doğru algılanması gereken bir şey.
Zonguldak ideolojik karşıtlıklar bir tarafa bırakılarak ilk kez bu kadar tartışılır hale geldi.
Zonguldak'taki bu tartışmayı Türkiye'nin bir çok yerindeki Zonguldaklılar takip ediyorlar.
Baştan beri bu çalışmanın içinde olan isimlerden Sayın Ali Özer bir posta göndermiş.
Ankara’da bir araya gelen Zonguldak, Karabük ve Bartın illerinin platformunun hedeflerini anlatıyor.
Ali Özer bu platformun icra kurulu üyesi ve beyin akımı.
Yazı uzun.
Son bölümünde şöyle diyor sayın Özer:
"Derneklerinin de Federasyon çatısı altında toplanması için bir girişim başlatılmasının gerekliliğine inanıyoruz.
Üç ilde kurulacak Federasyonların ise daha sonra Konfederasyon çatısı altında güç birliği yapması ve bölgesel kalkınma ve gelişmeye yeni bir ivme sağlaması müthiş bir değişim sağlar.
Kişiler ve kuruluşlar üstü, mahalli kaygılardan uzak, popülist olmayan politikaların uygulamaya konulması için işbirliği ve güç birliği zamanıdır. Sorun kimin sorumluluğu yükleneceği değil, neyin, nasıl, kimlerle yapılacağıdır. Bölgeye topyekûn sahip çıkılması gerekiyor. Siyasi düşüncesi, partisi, mesleği, konumu ne olursa olsun şehrine ve bölgeye sahip çıkacak insanlara ihtiyacımız vardır."
Ali Özer yazıyı çok anlamlı ancak herkesin anlayamadığı Goethe'nin o değerli sözü ile tamamlıyor.
"Çözümde görev almayanlar, sorunun bir parçası olurlar."
İthal yatırımcıyı anlamak!
Geçtiğimiz hafta iş adamı Hüsnü Sami Alpan'ı anlattığım yazımda yerli girişimcinin cesaretlendirilmesi ve desteklenmesi gerektiğine dikkat çekmiştim.
Halk Bankası'nın 70. Kuruluş Yıldönümünde büyüme ve sanayileşmede örnek seçilen 10 firmadan biri olan Çaycuma Süt'ün başarısını anlatmaya çalışmıştım.
Yazının bir bölümünde;
"İthal yatırımcıların bize pek faydası olmaz. O yüzden kendi adamlarımıza sahip çıkmalıyız. Hüsnü Sami Alpan gibi önemli isimleri daha iyi anlamaya çalışmalıyız" demiştim.
Burada bahsedilen ithal yatırımcılardan kastım geçtiğimiz yıllarda avantajlar sağlanarak yöremize gelen ancak kredi işlemlerini hallettikten sonra fabrikayı kilitleyip giden kimselerdi.
Zonguldak'ta bu tarz işletmelerin sayısı parmakla sayılır.
Bu nedenle kimseye bir kasıt yok.
Dışarıdan gelenlere ihtiyacımız var.
Kapılar sonuna kadar açık.
Ancak bir gecede fabrikayı boşaltıp gidenleri artık Zonguldak'ta istemiyoruz.
Gelip geçici yatırımcı sevdalarını yaşamak istemiyoruz.
Gerçekten çalışmak için gelen, üretim ve istihdam için gelenlere kim sırt çevirebilir?
Bu yüzden ithal yada dışarıdan gelen yatırımcılarımızın hassasiyetini anlıyoruz.
Onlara da lafta değil gerçekten sahip çıkmalıyız.
Rektör Açıkgöz ve amigolar!
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü Sayın Bektaş Açıkgöz'ün siyasi bakışını, kemik yapısını, duruşunu, dokunuşunu, sevişini beğenenler kadar beğenmeyenler de olabilir.
Çok önemli değil.
Kurumsak zaafiyetler yaşanabilir, yönetim hataları olabilir.
Konuşulup tartışılabilir.
Ama Sayın Açıkgöz'ü üniversiteyi büyütme hedefinde yalnız bırakamayız.
Üniversiteye destek vermeyi Rektör Bektaş Açıkgöz'e destek vermek olarak algılayanlar var.
Üniversite bizim.
Sayın Açıkgöz se bu binaları, bu eğitim yuvalarını giderken yanında götürmeyecek.
Aralarında siyasetçi, bilim adamı, iş adamı, yerel yönetici ve bürokrat olan bir çok kişiden bu yönde, aleyhte sözler duymak beni üzüyor.
Böyle banal, sığ düşünerek imkanlarını ZKÜ'den saklayanların illaki bir yakının mı rektör olması gerekir?
Pes yani amigolar! |



|