Racon Mehmet
Gün gelir zaman ayağına dolanır.
Bir nasipsizlik alır başını gider.
İyi insanlar ve kötü insanlar yaptıklarıyla anılır.
Gün gelir susarsın.
Kaçan iplerin uçların hepsini toplasan bir düğüm yapamazsın.
Birini eklesen diğerini kaçırırsın.
Sen buna ister “Kötü şans” de.
İster “Kötü kader”
İster “Bela”
İster “Su testisi”
İstersen bildiğin tüm küfürleri tekrarla.
Gün gelirse olacakları durduramazsın.
Acının kimi kimsesi olmaz.
Acının kimliği, cesareti, delikanlılığı, raconu olmaz.
Racon ölümün önünü kesemez, minareden yükselen selayı durduramaz.
Racon bir yaşam biçimidir.
Her şeyin olduğu gibi onunda bir bedeli vardır.
İyi yada kötü o bedel ödenir.
Her yiğidin bir racon tutuşu vardır.
Her raconun bir sevdiği.
Her raconun bir terk edilişi vardır.
Yıl 1988.
Yaz aylarıydı.
Isparta’da askerim.
İştima saati.
Bölük uzman çavuşlarından sayıları alıyorum.
Torunlar içinden biri çıka geldi
“Komutanım ben Zonguldaklıyım” dedi.
Adı Mehmet.
Kapuz Plajı’ndan İhsan Pınar’ın adını verdi.
Yanında çalışmış.
Kanım çabuk ısındı.
Sordum kimi kimsesi var mı diye.
O da benim gibi parçalanmış bir ailenin evladıydı.
Bir nebze kendimi buldum.
Almanya’dan gelen başka bir asker daha vardı.
Sonradan öğrendim ki uyuşturucu işinden sınır dışı olunca mecburen askere gelmiş.
O da Zonguldaklıydı.
İyi anlaştılar.
Tabur Karargah’ta görev yaptığım için imkanlarım vardı.
O zamanlarda geliştirdiğim özel akşam yemeklerine sık sık beraber oturduk.
O mutlu olunca ben daha fazla mutlu oluyordum.
Günün birinde bir lakabının olduğunu öğrendim.
“Racon Mehmet”
O günlerde pek racon kesecek durumda değildi ancak potansiyeldi.
Bugün özenen binlerce genç gibi hangi artiste özendi, hangi mafya babasına özendi bilemiyorum.
Hafif bir kırıklık vardı.
“Racon kesmem kafa keserim” ayaklarındaydı.
Sıkılıyordu ama umutluydum.
Günün birinde izne gitti gelmedi.
Firarı verildi.
Bir süre sonra geldi ancak görüşmemiz kısa sürdü.
Aylar sonra terhis olmuş iki asker olarak Zonguldak’ta karşılaştık.
Gördüğü yerde övünerek; “Atilla Ağabey benim komutanım” diyordu.
Ancak gel zaman git zaman Racon Mehmet’i dibe çeken tuzaklar arttı.
Tuzak fırsatlar ayağına geliyordu.
Bugün bir çok gencimizin geldiği gibi.
O kötü alışkanlıklarının sayısını arttırıyor artık eskisi gibi sigara ve bira da kesmiyordu.
Hiçbir zaman saygısını eksik etmedi.
.Bana bu kadar saygılı olan Mehmet, belalara da racon kesmekten vazgeçmedi.
İskele çevresine takıldı. Çocukluk arkadaşları Devrim ve Ümit’i hiç satmadı.
Arkadaşları, ağabeyleri onu uyarıyor ancak bu durum parasız ve sefil hayatın içinden çıkmasına yetmiyordu.
Bir gün tepemi attırdı.
Galiba biraz sert girdim anında yanıt geldi.
Gecenin bir yarısında Hasan Usta’nın önünde sarıldık bir birimizi anladık, helalleştik.
Kaç kez girdi çıktı cezaevine.
Elbet kötülükleri oldu.
İyilikleri oldu.
Kısa süre cezaevinden çıktı.
Dedim ki; “Buradan git. Böyle nereye kadar.Bir şekilde çalışmaya başla. Ne olur o işlerden uzak dur”
Dedi ki; “Gideceğim ama beni gelip buluyorlar. Bende istemiyorum Atilla ağabey”
İstanbul’a gitti geldi.
Kısa sürdü.
Racon Mehmet’i tanıyanlar nasıl bilir bilemiyorum.
Racon Mehmet özünde iyi insandı.
Bu hayatı o istemedi.
Bir de sevdiği vardı.
Sevdiği vardı.
Rocon kesme günlerini geride bırakacaktı.
Olmadı.
Hayat onu racon kesmeye zorladı.
Kaldığı bekar evine arkadaşları yokken gelen tanıdığa kapısını açtı.
Sorunluydu ama korkmadı.
Su testisiydi. Kırıldı.
Önceki akşam altı kurşunla yere yığıldı.
Racon’u dün uğurladık.
Allah’ın adaletine teslim ettik.
Tüm raconların senin olsun hakkını helal et. |



|