14.06.2008 Cumartesi |
Babamın hasretiydim
Elimde bir fotoğraf var.
Yer cezaevi.
Babam İstanbul görmüş bu belli.
Fotoğrafta iki tanıdık isim var.
Biri aile yakınımız Haşim Bey.
Diğeri babam.
Gardiyan pek havalı duruyor.
İçlerinde en yamanı, en yakışıklısı benim babam.
Fiyakalı duruşu, bağlamaya dokunuşuyla farkını hissettiriyor.
Bilmiyorum o gün hangi yanık türküyü söylüyordu.
Bunca yıl geçti aradan, konuşmaya olmadı pek zaman.
Babam benden çok daha karizma bir adam.
Babamla yarışamam hiçbir zaman.
Severdi babam bağlamayı.
İstanbul Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde geçirdiği günlerden bahsederdi.
Muzaffer Sarısözen'di hocası.
Çok sevdiği Orhan Gencebay ile yakın arkadaştılar o günlerde.
Sesi ve türküleri kadar efendiliğinden bahsederdi.
Sonra o çok özel nedenlerden dolayı ayrılmak zorunda kaldığı günlerden bahsederdi.
Gurbette fakirlik günleriydi babamın.
Bir de içinden çıkılmaz sevdalık günleri.
Babam çevrede sevilen bir adamdı.
Gittiği yerlerde pek konuşmaz ama ağlatırdı bağlamanın tellerini.
Suskunluğundan türküler dökülürdü.
Kapatırdı gözlerini.
Göz yaşlarını içine akıtırdı.
Sevdiği kadınları anlatmazdı.
O da benim gibi aradığı mutluluğu bulamayanlardandı.
Pek bahsetmezdi.
İki tek atmak ona yakışırdı ama bırakalı çok oldu.
Dünya derdini kendine dert ederdi.
Bağlamaya küserdi bazen.
Son yıllarda daha fazla küstü. Kaç kez ısrar ettimse al eline şu bağlamayı diye ikna edemedim.
Görüntüleyip bir sürpriz yapmak istiyordum.
"Boşver" derdi.
Dertleri başından aşkındı.
Sığınabileceğim bir yuva kurmak için yıllarını verdiği resmi gece kondu onu çok yordu.
Eski günleri özlüyordu en çok.
Sevdiği kadınlara küstüğü gibi bağlamaya da mı küsmüştü.
Bağlanacak bir şey kalmamış mıydı yoksa.
Babam dokununca bağlamanın canı yanardı.
Bir kaç mızrabı vardı.
Birini çok severdi.
O iyi huylu ve kibardı.
En güzel sesleri onunla çıkartırdı.
Ona da küsmüştü.
Babamın hasretiydim.
Uzak kaldık bir birimizden yıllar yılı.
Zaten öksüzdüm, zaten çaresizdi.
Büyürken yordum babamı kimi zaman.
Anlaşamadığımız zamanlar olurdu.
İkimizin elinde olmayan nedenler tetiklerdi bizi.
Ama beni çok severdi.
Hak yemez, yiyeni sevmez uzak dururdu.
Asabi olurdu sinirlenince.
Ben de onun gibi çekilmez oluyorum galiba.
Bakıyorum kendime.
Ben babama ne kadar benziyormuşum meğer.
Baş başa kaldığımızda zaten sorun olmazdı.
Ama o garip nedenleri aşmakta çok geç kalmıştık.
Son aylarda bir acayip sarmaş dolaş olmuştuk.
İnat ettim babama o bağlamayı çaldıracaktım.
Olmadı.
Yeni bir bağlama almayı düşünüyordu.
İyisinden. Olmadı.
O dönem parasız yıllarımdı.
Bir gün "hadi" dedim.
"Sen bana bırak" dedi.
Böyle diye diye zaman uzadı.
Babam bağlamayı bırakıp 3 Mayıs sabahı gitti.
Çalmayı da öğretmedi.
Ortaokuldayken "derslerin aksar" diye diretince hevesim kırılmıştı.
Üniversite yıllarımda ısrar etti ama ben istemedim.
Ondan kalan fotoğraf makinesine gözüm gibi bakıyorum. Bağlama astığı yerde duruyor.
Dokunsam babamın parmak izleri kaybolur diye korkuyorum.
Telleri kopar canı yanar diye korkuyorum.
Babamın yüreğindeki dertlerin hamalıydı o.
Şimdi.O babasız. Ben babasız..
Bana her gün babalar günü!
|



|
| İşte yeni başkan adayı! |
| Bu rezilliğe isyan ediyorum,
Ya siz ne halt ediyorsunuz? |
| Ver 250 lirayı rakı içelim! |
| "Çözümde görev almayanlar,
sorunun bir parçası olurlar" |
| Kamuoyuna |
| Çıkarım olmasa sevmezdim seni! |
| Dağdelen'in ötemediği yerde
Sebahattin Gülay mı ötüyor! |
| Sevgilim Tünel'e mektup! |
| Gonca ve Eşref dayatmasına karşıyım |
| Başbakan’ın TTK için düşündükleri! |
| Dağdelen kime göre başarılı,
Kime göre başarısız? |
| Sakladığım yerde yoktun |
| Hüsnü Sami Alpan'ı anlamak |
| Uçar ve Dağdelen'e.. |
| Gonca'nın büyük hatası |
| Zihinsel değişim şart |
| "Biz" olabilir miyiz? |
| Gölgesini kovaladığım vakitler... |
| Kaymakam Tat |
| İşletmecilere çağrı |
| TTK’nın lojman saltanatı |
| Sihirbaz isteriz! |
| Lobi ve Zonguldak medyası |
| Nail Baba |
| Yerim sizin fobinizi! |
| Gonca, Eşref, İzmirlioğlu,
Akın ve diğerleri |
| Lobi ve Köksal Bey’in görevleri |
| Kafamızın içinden geçenler |
| Ankara'da İstim Kebabı |
| Pusula'nın
en sevimsiz adamıyım! |
| Hoş geldin kriz! |
| Mahmut Baş yada Veysel Atasoy |
| Randevu bugün saat 13:00'de |
| Yanisi manisi şu! |
| Lobiciliği tartışalım |
| Sevgili babacığım |
| Ereğli'de düğmeye basmak! |
| Şike değil hizmet istiyoruz |
| Sorumluluklarım |
| Şanlı'nın Zonguldakspor'u ve Vekillerin 1 lira'lık sözü! |
| KGD kongresi ve Osman Sav'ın öğrettikleri |
| Zenci gelin! |
| Ne kadar samimiyiz? |
| Çaycuma’dan yükselen ses |
| Başbakana kadar gideriz |
| Üstatlarla Zonguldak sohbeti |
| Medya eğitimi |
| Dün benim doğum günümdü! |
| Gazeteciler ve beklentiler |
| Tünel sezonunu başlatıyorum! |
| Tempo ve aşk! |
| Tacizci öğretmen! |
| Lobi’ye iyi bir örnek |
| TEMA Temsilcisi Berran Aydan hanımefendi |
| Lobi’den beklentiler ve endişeler! |
| Pusula’nın farkı |
| Korkulacak bir şey yok |
| Camiye var, Havaalanına yok! |
| Gonca’ya muhtıra |
| Zonguldak anıları |
| Vakit kaybediyoruz |
| Sağıra yatma modası! |
| Hasan Yüzbaşı’m |
| Çok teşekkürler Kemal abi! |
| Arı gibiyiz! Neden bal yapamıyoruz! |
| Gidip de dönmemek üzere tüm tehditler! |
| Devrim isteriz! |
| Baykal'a darbe çağrısı |
| Uyarı! |
| Ordu havaalanı ve Vali Erkmen |
| Göç durmadı! |
| “Gitme” diye yalvarsın en güzel anılar. |
| Recep İvedik denilen hıyarın teki! |
| Fermuar ve yıldız! |
| Sorumluluk ahlakı |
| Madalya! |
| Lobi’de ilk adım atıldı |
| Benim Yaşlarım |
| Erdoğan Demir |
| Ölüm Allah’ın emri |
| Küçükvar kendini nasıl dövdü? |
| Toptan’ı doğru anlamak |
| ‘Arka teker’ aradı ! |
| Dudak izinden kim teşhiş etmiş seni |
| CHP’de il başkanı kim? |
| Zonguldak’ın babası kim? |
| Köprü’de ki sahne |
| Çınar: Ereğli’de sorun yok |
| Ereğli’de neler oluyor? |
| Ankara Sheraton’da ateşli bir gece |
| Lobi’de 10 altın kural |
| Erhan Çakmak’ın tıraş zamanı! |
| Vali’nin hizmet hesabı Ak Parti’nin çarşısına uymuyor |
| Yengeden papara yiyip bana numara yapma! |
| İnsan kalıbına yakışanı yapmalı |
| Elif olsa kırmızı giyerdi |
| Keselim tıraşı işimize bakalım! |
| Gonca ile aramıza kimse giremez! |
| İlçe olmak iyi bir şey mi, kötü bir şey mi? |
| Vali Yavuz Erkmen’in farkı |
| Neden rezil olduk! |
| Ayrılıklarda sevdaya dahildir |
| Kılınızı kıpırdatın |
| Genel Müdürü Dağdelen’e |
Bizimkiler top peşinde
Sorunlar Ankara’da tatilde |
| Gonca ve Balıkçılar |
| Sezgin’in kitabı ve Şanlı |
| Evlenince yazabilecek miyim? |
| O kovayı kimin kafasına geçirelim |
| Herif olmak! |
| Hoca’ya akıl vermek gibi olmasın ama |
Mavi bayraklı plajdan tıbbi atık çıkarsa
Vali ne yapsın? |
| Siyasi Meltem ve İnatçı Gonca |
| Gitmeseydin seni bu kadar sevmeyecektim |
| İngiltere’den Erol Bey, sana ne oluyor kardeşim! |
| Saat 12:30’da Ilıksu Plajı’nda buluşalım |
| Romalı bir genç kadına aşık oldum |
| Zeugma’dan da güzel |
| Nuri Genç’e tavsiyem |
| Racon Mehmet |
| Beyin göçü |
| Şerafettin Üstünkol’a teşekkür |
| Kuş gribi |
| Vali Bey’e çok kızgınım -2 |
| Korsan yayın organları! |
| Ah şu kadınlar |
Denizer’in doğruları
Dağdelen’in yanlışlarını götürüyor |
| Köksal Bey’in söyledikleri |
| Değişim örneği çoğalmalı |
| Zonguldak çok gelişecek |
| Erkmen gidince gelen ne yapacak? |
| Global özlemleri yalnızlaştırma hareketi |
| |