Sezgin’in kitabı ve Şanlı
Dün Zonguldakspor maçındaydım.
Çetin Sezgin’in Pusula Yayınlarından çıkan Zonguldakspor’un 1966-1986 yılları arasındaki karşılaşmalarının derlenen kitabının imza günü olacaktı.
Karaelmas Gazeteciler Derneği Başkanı Osman Sav ve yönetim kurulu üyesi Çetin Sezgin ile birlikte birkaç gün önce Zonguldakspor Kulüp Başkanı Sayın Ramis Muslu’yu ziyaret etmiştik.
Çetin Sezgin 300 kitabını Zonguldakspor’a teslim ederek satışından elde edilecek gelirin Zonguldakspor’a kalmasını istediğini söyledi.
Ramis Bey’de bu öneriyi yönetim kuruluna getireceğini hatta yönetim kurulundan Yetiş Bey’i organizasyon konusunda görevlendireceğini beyan etmişti.
Kitaplar Zonguldakspor yönetimine teslim edilecek parası da yöneticilerden biri tarafından toplanarak kulübe aktarılacaktı.
Yıllardır o arşiv senin bu arşiv benim diye diye yaptığı araştırmaları ilk kitabında toplayan Sezgin’in heyecanı ise görülmeye değerdi.
Ve Sezgin bu kitapla zor günler geçiren Zonguldakspor’a katkı sağlamak istiyordu.
Hiçbir beklentisi yoktu.
Onun en büyük beklentisi kitabının basımıydı.
Ve kitabın basımı için desteğini hiç esirgemeyen İsmail Recai Şanlı’da dünkü maçta olacaktı.
Şanlı dün maça geldi ancak Zonguldakspor yönetimi imza gününü organize edemedi.
Çetin Sezgin kitabını Şanlı’ya verdi.
Şanlı çok mutlu oldu.
Kitaplarını Zonguldakpor’a gelir için kulüp yöneticilerine teslim edeceğini duyunca daha çok mutlu oldu.
Düşündüm.
Olaya ne tarafından bakmalıyım diye.
Başkan Ramis Muslu’nun hep iyi niyetli olduğunu bilirim ama birilerinin küçük hesapları mı bu işe engel oldu diye aklıma geldi.
Bu kitabın basımında büyük emeği bulunan Şanlı’ya durumu Muslu’nun yanında izah ettik.
Başkan Muslu’da zaman darlığından organize olunamadığını belirterek, önümüzdeki haftalarda daha geniş kapsamlı ve organize bir çalışmayla bu kitapları teslim alacaklarını ve imza gününü düzenleyeceklerini belirtti.
Umarım.
Umarım benim aklımda ki soru işaretleri gereksiz yere oluşmuştur.
Küçük düşünmemeliyim. Bana yakışmaz.
Utanırım o zaman.
Kimseye de haksızlık etmemeliyim.
Bekleyelim görelim.
Sabır.. Sabır.. Sabır..
Kim kimi daha çok sever?
Zonguldak’ta yaşayanlar olarak hepimiz kendimiz için bir şeyler yaparken aslında Zonguldak içinde bir şeyler yapıyoruz.
Yani kimsenin önce Zonguldak sonra ben diyeceğini zannetmem.
Bu nedenle de kimse kimseye de kızamaz.
Kente az çok herkesin bir katkısı oluyor.
Yani birileri çok sevdiğini söyleyince daha fazla katkısı olmuş olmaz.
Yada birileri daha az katkıda bulunurken diğerlerinden daha az seviyor olmaz.
Mutlaka herkesin bir katkısı var.
Buna saygı duymak ve destek olmak lazım.
Kimi fikir bazında, kimi yatırım bazında, kimi istihdam ve hizmet bazında.
Yeri geldiğinde para fayda etmez, fikir ve akıl hem para eder hem daha yararlı olur.
Yeri geldiğinde fikir fayda etmez ancak paraya göre fikir değişiklik gösteriri.
Yeri geldiğinde ise paran kadar fikrin olur.
Herkes herkesi sevecek diye bir kural da yoktur.
Ancak saygı duymayanların saygı beklemesi de beklenemez.
Dayatmayla kimse kendisini zorla sevdiremez.
Dayatmayla kimse kendinden nefret ettiremez.
Kimse dayatmayla başkasından da nefret ettiremez.
Paralar dökersiniz, havalar atarsınız, etrafınızda insanlar birikir, önünüzde diz çökenler olur ancak gerçek manada kendinizi sevdiremezsiniz.
Bunu düşmeden anlayamazsınız.
Düştüğünüzde çıkardığınız dersleri unuttuysanız yine anlayamazsınız.
Ama çok paranız yoktur, hava atmayı sevmezsiniz, dürüstlüğe önem verirsiniz insanlar sizi çok sever.
Bunu da kimse engelleyemez.
Biraz ders gibi oldu.
Bunu niye anlattım derseniz başka yerimle değil yüreğimden konuştuğum için.
Fayda eder mi derseniz.
Sanmam pek etmez! |



|