Gonca ve Balıkçılar
Zonguldak Belediye Başkanı Sayın Secaattin Gonca’nın dün kulaklarını çınlattım yine.
Başkanın da benim kulaklarımı çınlattığından eminim.
Yolumuzun üzerinde duran balıkçılara bir selam verelim dedim.
Bir selam verdim.
Bin ah işittim.
Konunun detayları haber içinde var.
Balıkçılar bölük pörçük olmaktan mutlu değil.
İsmail Eşref’in gösterdiği yeri beğenmeyince sıkıntıları da büyüdü.
Aslında Eşref’in yaptığı balıkhane son derece güzeldi.
Ancak Merkez Çarşısı grubu işlerinin eskisi gibi olmayacağını belirterek gitmedi.
Sonra da iskele balıkçıları yol üzerinde bir yer istedi.
Önce verdiler.
Ancak sağlıksız bir durum söz konusuydu.
Sonra oradan da aldılar Soğuksu’ya geçen yol üzerine koydular.
Alış veriş yapmak zevklidir.
Hele hele balıkhanelere gidip uzun uzun balıkları inceleyip iki kilo alıp gitmek.
Bir de balıkçılar yapışmalar müşteriye.
İnsanlar daha rahat olacaklar.
Sonuçta kaç yıldır balıkçılara yakışır bir balıkhane meydana getirilemedi.
Bir grubun durumu iyi görünüyor.
Diğer grup perişan İspanyol’un paçası gibi oradan oraya sallanıyor.
Haliyle top başkan Gonca’nın kucağında.
O da bir yer bulamadı.
Çünkü yer yok.
Gonca’nın yapması gereken bir şey var.
Risk alarak büyük oynamak.
O da Gonca’da yok.
Balıkçılara modern bir yer yapılırsa Merkez Çarşısı’ndakilerde pekala çıkabilir.
“Olur mu, ümidin var mı” derseniz
Hayır yok.
Laf olsun torba dolsun diye yazıyorum.
Okurdan beklentim.
Okur istiyor ki gazeteci yazıp çizsin.
Korkmasın.
Cesaretli olsun.
Yılmasın.
Toplumun sesinin hatta sessizliğinin sesi olsun.
Bunlar güzel beklentiler.
İnanıyorum gazetecilik reflekslerini kaybetmemiş meslektaşlarımızda aynı durumdan zevk alırlar.
Gazetecilik görevlerini sindire sindire yaparlar.
Okurun beklentilerini, siyaset ve sivil toplum temsilcilerinin beklentilerini anlıyor, saygı duyuyorum.
Ancak hep bana rabbena mantığı yanlış.
Valla kusura bakmazsanız gazetecilik refleksini kaybetmemiş gazetecilerin de okurdan beklentileri var.
Okur, gazetecinin olaylara nasıl seyirci kalmasını istemiyorsa bende okurun olaylara seyirci kalmasını istemem.
Gazeteci ile okur arasında gizli bir akit her zaman vardır.
Gazeteci dik durduğu kadar okur da dik duracak.
Unutmayacak.
Geçmişte hangi gazete kimin için ne yazdı, nasıl bir yol izledi, sonra kaç derece döndü bunları takip etmek zorunda.
En azından sağlıklı bir karar verebilmesi için bu detaylar önemli.
Ondan sonra ödül ve ceza yönetmeliğini uygulayacak.
Ben okurdan bunu beklerim.
Okur da reflekslerini kaybetmemiş gazeteciler kadar cesaretli olabilmeli.
TTK’dan dereye girenler
Şimdi sıkı durun.
TTK, "Yarına bir değer bırak" adlı 2007 yılı Mehmet Kemal Dedeman Araştırma ve Geliştirme Proje Yarışması'n "ön gerilmeli ahşap domuzdamı uygulama" projesi ile Türkiye 2. olmuş.
Ne güzel.
Tebrik ediyorum.
TTK adına yarışma projesini hazırlayanlara bir bakalım.
TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen
APK Daire Başkanı Makine Yüksek Mühendisi Tuncer Özkan,
APK Daire Başkanlığı ARGE Maden Mühendisi A. Haşim Demirler.
Araştırdım.
Liste eksik.
Projeye emek vermiş, projenin beyni başka maden mühendisleri de var.
Ama onların isimleri yok.
Ne kadar ilginç değil mi? |