Elif olsa kırmızı giyerdi.
Karlı gecelere serpiştirdim yangın tohumlarını.
Bir bir büyüttüm gözlerimde.
İliklenmiş paltoların ne işe yaradığını ancak böyle anlarım.
Şükrederim soğuk günlere.
Şükür şükür üstüne.
Karlı gecelere.
Sana ait düştüğüm notları karıştırdım o arada.
Tir tir titreyen alevleri ısıttım gece boyunca.
Evde de kalorifer yanmıyor zaten.
Tek başınaydım.
“Hadi çıkalım” dedim ayaklarıma.
Ben tek başıma olsam da onları ayaklarım dolaşmalıydı baş başa.
Karlı gecelerin o muazzam şarkısını en güzel Nilüfer söylüyordu.
“Her yerde kar var” diye.
Hemen her kış bolca çalınır.
TV’lerde.
Radyolarda.
Dudaklarımız üşür, mırıldanmalar tuzağa çeker bizi.
“Kalbim senin bu gece” diyordu değil mi Nilüfer.
Dur ya.
Kafam karıştı.
Peki, kalbim kimindi bu gece.
İşin kötüsü onu da bilmiyorum.
Böyle karlı günlerde kimi sevmiştim en çok.
Öyle her şey Nilüfer’in söylediği kadar kolay değilmiş meğer.
Her yerde kar vardı ve çoluk çocuk hep çocuktu bu gece.
Kocaman adamlar bile çocuktu bu gece.
Fırlatılmış bir kartopuna hedef olma özlemi kaç yıldır duruyordu içimde.
Hadi o zaman oynayalım ama kiminle.
Bir de Elif vardı hani.
Tozuyordu ya.
Hatırladınız mı?
İnce belliydi hani.
Uzun siyah saçlı.
Üşümüştü yanakları da ne güzel pembeleşmişti.
Birazda utangaçtı.
Safi bir duyguyla yazılmış çocukluğumun o unutulmaz Elif’i neredeydi şimdi.
Karda her sevgiliye kırmızı yakışır.
Ne öyle gri-mıri elbiseler.
Karda kırmızı pek makbuldür.
Elif olsa kırmızı giyerdi.
Öyle “Alda giyelim” falan da demezdi.
Fistancıya gider alırdı en kırmızısını.
Karda yürür kırmızısını belli ederdi.
Nerede şimdi öyle Elif’ler?
Şimdi gel de karlı gecelere serpiştirdiğin yangın tohumlarını unut.
İster istemez başlıyor hasad.
Karda yangın güzel olur.
Karda aşk hasadı böyle pişirilir.
Yaşanmışları yakalayıp kara batırmak zordur.
Yorar adamı.
Yaşanmamış feryatlarımı kaldırdım ömrümün difrizine.
Yanı başında uzandım kentimin.
Sokağımın tenini çiğneyerek yol aldım.
Her zaman yaptığım şey.
Ben bunu hep yaparım.
Ya siz.
Siz de yaparsınız.
Belki farkında değilsiniz.
Zamanın ayaklarına dolarsınız telaşınızı.
Fark edemezsiniz olup biteni çoğu zaman.
Bak nasıl da yaşlandı kırışıklarınız.
Yollar kapanmış.
Eziyet olmuş.
Üstelik yeterince çalışmamış iş makineleri.
Millet yolda kalmış.
Bu işin haber yanı.
Ama haberi bırakıp saldım mı geceye kendimi, bırak yağsın yağacağı kadar.
Kim yağarsa yağsın.
Kim tozarsa tozsun.
Bırakalım onu da karda sevişenler düşünsün. |