İnsan kalıbına yakışanı yapmalı
Doğru sonuçlar için eğri oturup doğru konuşacağız.
Peki bunu kaç kişi yapar.
Lafta çoğumuz.
Gerçekte çok azımız.
Ya kişisel çıkarlarımız söz konusu olduğunda.
Ya işimize gelmediğinde çok hızlı cayarız.
İşin en kötüsü ah birde cayma nedenini doğru izah debilsek kendimize.
Nerede?
Çelişme olasılığı her insanda vardır.
Profesyonellik, insanlık, adamlık, dürüstlük durum ve şartlar karşısında en az çelişmekle eşdeğerdir.
Mesleğimiz gereği ,dostlarımızı eleştiriyoruz.
Düşmanımızı da.
Daha çok eleştireceğiz.
Çok kişiyi kıracağız.
Yada onlar kırılmak istedikleri için kırılacaklar.
Bundan hiç şüphem yok.
İş adamı eleştirenlere kızıp köpüreceğine “Ben nerede hata yaptım da daha önce öve öve bitiremediğim bu arkadaşlara karşı şimdi kin besliyorum. Karşı karşıya kalıyorum. Oysa bu arkadaşlar daha önce şu konuda benimle aynı görüşteler di. Peki değişen ne?” diye düşünebilse zaten sorun yarı yarıya çözülür.
Belediye Başkanı kendisini yazıp çizen gazetecilere kızacağına; “Ben ne yaptım ki yere göğe sığdıramadığım gazeteci arkadaşlar şimdi beni bu kadar eleştiriyor. Dur bir de sakin sakin yaklaşayım. Bir defa da onların gözüyle bakayım” diyebilme yeteneğine sahip olsa bu kadar gereksiz strese girmez.
Bizimkilerde şöyle bir hastalık var.
Para bendeyse herkes benim gibi düşünmek zorunda.
Olur.
Olur canım sen kendini kandır.
Senin gibi düşünenleri bulman o kadar da zor değil.
Güç bendeyse herkes bani sevmek zorunda.
Olur canım sen kendini kandır.
Seni sevmediği halde sevdiğini zannedenleri bulman zor değil.
Seçilmiş olan bensem demek ki benim her yaptığım doğru.
Olur.
Senin yaptıklarının yanlış olduğunu bile bile şahsi işleri için yanlışlarına doğru diyecek birilerini mutlaka bulursun.
Bunlar zor değil.
Bizim için de geçerli bu durum.
Buradan kendime de bir özeleştiri çıkarmam gerekir elbette.
Mesela benim de hatalarım oluyor zaman zaman.
Eleştrinin dozajını kaçırdığım zamanlar oluyor.
Diyorum ki; “Ulan Ati yakıştı mı hiç sana”
Şükür.
Çok şükür ki Allah’a yüzümüzü kara çıkarmadı bu güne kadar.
Onlarda acaba soruyorlar mı mesela;
“Yakıştı mı ulan benim kalıbıma”
Sorarlar mı dersiniz?
Sorabilseler zaten bunca hatayı yapmazlar.
Ali Koçal’ın öğrettikleri
Cumartesi günü akşam saatlerinde cadde de CHP Milletvekili Ali Koçal ile karşılaştım.
Aynı yerde daha önceki karşılaşmamızda aramızdaki tüm gerginliğe rağmen nezaketini bozmamış rahatsızlığını uygun dille ifade etmişti.
O günler aday oluş yöntemi nedeniyle yerden yere vurduğum Ali Koçal için kötü günlerdi.
Bu benim mesleğim.
İnanmadığım şeyi yapmam.
Bugün aynısı olsa yine yazarım.
Koçal’ın meclise gidiş yöntemi bu olmamalıydı.
Aylar sonra yolum Ankara’ya düştüğünde çok sıcak karşıladı beni.
Kafalarda ne varsa sordum.
Sorularımdan birisi de “Sizi o kadar eleştirdik bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” oldu.
Açık yüreklilikle her şeyi yanıtladı.
İlk ve tam detaylı röportajıydı.
Kafalarda ne varsa sordum.
Ali Koçal’ın kızmadığı soruları sorduğum için bu defa muhatapları kızdı.
Meclis kulisinde Önder Sav’a beni “Zonguldak’taki en büyük muhalifim” diye tanıtan Koçal’ı aylardır izliyorum.
Kendisinde bir şey gördüm.
O da eleştiriler karşısında “Küstüm oynamıyorum” triplerinde değil.
Genç siyasetçilerin, yöneticilerin, seçilmişlerin, iş adamının o beğenmediğimiz Ali Koçal’dan öğrenmesi gereken bir şey var.
Çalışkanlığını, parti içi tutumunu eleştirebiliriz ancak bu yönüyle duruşunu da es geçememeliyiz.
Gonca’ya
Sayın başkan bugün basın toplantısı düzenliyor.
Neden bahsedecek.
Karla mücadeleden.
Eeee topuda kendini eleştiren Pusula’ya atacak.
Atsın tabi.
Kalede ben varım.
Toplantıda olacağım.
Eminim başkan beni gördüğüne çok sevinecek.
Eşref dönemine göre çok daha başarılı bulduğum Gonca, ne zaman kendisine çalım atmayı bırakıp yüzünü ileri dönecek merak ediyorum. |