Zonguldak’ın babası kim?
Bolu’dan geçerken çok mekanda bir adamın fotoğrafı dikkat çeker.
O isim Rahmetli İzzet Baysal’dır.
Bolu merkez ve ilçelerinde bir çok kişi onun fotoğraflarını işyerlerine gururla asarlar.
İzzet Baysal ile gurur duyarlar.
“İzzet baba, Bolu’nun babasıdır” derler.
Son gezi sırasında da bunu fazlasıyla hissettim.
Bolu’daki gazeteci arkadaşlarımda konuştum.
Onlarda ikinci bir İzzet Baysal’ı bulmanın peşindeler.
Dayanamadım sordum.
“İzzet Baysal gençlik zamanlarında da böyle sevilir miydi yoksa yaş kemale erince mi hayırsever oldu” diye?
Dediler ki; “O hep böyleydi. Yaş kemale erince zirve yaptı”
Allah Rahmet eylesin.
Bana sordular.
“Zonguldak’ın en babası kim?”
Haram para ile hayır işi!
“Hırsızlık parasıyla hayır işlenir mi?” yazımla ilgili farklı tepkiler aldım.
Konunun işlenmesi gerektiğini söyleyenler de oldu.
“Hırsızlık demeyelim haram para” diyelim şeklinde öneride bulunanlarda.
Alınanlarda olmuş.
Valla ben özellikle kimseyi kast etmedim.
Bunların sayısı bir değil üç değil.
İsteyen alınabilir.
Hayır işleri kimseye, haram para kazanma, çalışanını sömürme, kamuoyunu yanıltma, kendini olduğundan fazla gösterme, orada burada kasılma, devletin yetkili organlarından ayrıcalık ve öncelik isteme, memuru ezme, müdürüne yalanma hakkı tanımaz.
Tanımamalı.
Tanıyorsa hayrı alan da veren kadar yanlıştır.
Hayır kabul eden kurumların başlarındakiler bu işlere alet olmayacak.
İnce eleyip sık dokuyacak.
İnce eleyip sık dokumayıp, haram para ile hayır yapana taviz veren olursa görevini bırakıp gidecek.
Bu kim olursa olsun.
Devlet millet gönülden geçen her hayra “Bedava sirke baldan tatlı” mantığı ile atlamayacak.
Yapanlar kendine de yalan söyleyenlerdir.
Ramazan Denizer’e kazan kaldırdılar
Şimdi sıkı durun.
Dün GMİS Genel Başkanı Sayın Ramazan Denizer’i dinledim.
Amasra’daki GMİS-HEMA çekişmesiyle ilgili konuşuyor.
Sıkıntı hat safhada.
Denizer Hema’nın çalışma alanlarını gördüklerini belirterek bir kürek kömürlerine dokunmadıkları sürece TTK’nın kuyusunu kullanabileceklerini söylüyor.
Allah Allah.
Sordum; “Ben mi yanlış anlıyorum. İlk kriz patlak verdiğinde siz HEMA kendi kuyusunu kendisi kazacak. TTK’nın kuyusunu kullanamazlar. Sözleşmede böyle bir şey yok” dediniz mi demediniz mi?
Başkanlar kurulu üyeleri şöyle dönüp bir baktılar.
“Hıh işte bu” der gibi.
Farkında olmadan onların duygularına tercüman olmuşum.
Ramazan Bey beni yalanladı.
Aslında arşivleri yalanladı.
Olsun cevabına saygı duyuyorum.
“Biz kömür çıkartılmasına karşı çıktık. Kuyunun kullanımına değil” dedi.
Sonra da devam etti.
HEMA ile TTK’nın bu konudaki sözleşmesinde ne vardı?
Daha önce kuyunun kullanımına karşı çıkan Denizer şimdi neden değişti?
Ve can alıcı bir sorum daha oldu?
“TTK ile HEMA arasında kuyuların kullanımına ilişkin bir anlaşma var mı yok mu?”
Benim öğrenmek istediğim Ramazan Başkandaki çelişkinin nedeni.
Gözler önce bana sonra Ramazan Başkana çevrildi.
Başkan birkaç saniye durdu ve düşündü.
Cevap net değildi. Çünkü bilmiyordu.
Anlaşmada böyle bir madde yoktu.
O zaman Ramazan başka neye niçin karşı olduğunu, yada neye niçin destek olduğunu mu bilmiyordu.
Son sorumu sorup teşekkür ettim.
Son soru, bir çok kişinin kıdem tazminatı dururken kendisine ayrıcalık tanının yüklü miktarda avans çekilip çekilmediği.
Başkan bunu kabul ediyor.
Ama zihniyet şu;
“Ben buranın başkanıysam tabi ki maaşımdan kesilmek üzere avans alabilirim”
Cevaplar beni tatmin etmedi.
Salondakileri de tatmin etmemiş olmalı ki çalışma arkadaşları Ramazan Denizer’e kazan kaldırmış durumda.
Vallahi Ramazan Başkan sen bilirsin.
Benden kardeşçe sana uyarı.
Hata yapıyorsun. Kesecekler biletini.
|