Dudak izinden kim teşhiş etmiş seni.
Kıyısından tutuşturulmuş hayatlar vardır hani.
Alevler birbirini kovalarken dumanlar özgürlüklerini ilan ederler.
Duman kim, ateş kim anlayamazsın.
Ucu kayıp nehirlerin taşıdığı gürültüler çoğalır bu günlerde.
Nereye düşmek ister en çok ilk cemre.
Kime ve niye?
Kimin keline, kimin körüne.
Kimin yamacına, kimin omzuna.
Kimin kıçına yada başına.
İlk cemre ki düşer mutlaka bir yerinize.
İkinci cemre de öyle.
Üçüncü cemre hepten öyle.
Toprak uyanır.
Erkek uyanır.
Kadın uyanır.
Dal ve gövde uyanır.
Yeşil uyanır.
Telaş uyanır.
Hatıra uyanır.
Mazi çiçeklenir, kalp utanır.
Aşk uyanır.
Sis uyanır.
Sesler uyanır.
Gölge uyanır bir kadının dibinde.
Günah uyanır sabahın teninde.
Bereket uyanır.
Firar ederken durgun sular dağlardan, akıntılara karşı koyar dip.
Korkak olur kenarlar, kıyılar.
Kalbimin aliviyonları erozyana uğrar her geçen gün.
Uzanacak ovalar yok artık.
Dökülmek için kısa mesafede denizler.
Tatlı sularım karışır tuzlu sularıma.
Derinler boğulur.
Göç sancısı yoğunlaşırken kanı kaynar toprağın.
Muhteşem günler artık çok yakın.
Yumuşatılmış bir kalp ağrısı yeniden nükseder.
Eriyen günahların tohumları serpilir gönül bahçelerine.
Dallanıp budaklanmaya yeltenir çiçekler.
Bak işte o zaman, bu güzel havalar mahfedecek yeniden.
Ozon tabakası delinmiş kimin neyine!
Ne haddine yeniden yeşermesi ölü dalların.
Ne haddime ölü aşkları canlandırmak yeniden.
Bu kadar gencecikken bahar,
bir gövdenin genişliğine bakıp yaşını çıkarmak ömrümün.
Hele şöyle bir bakıvermek kapı aralığından geriye gizli gizli.
Kimin haddine be!
Gözaltına alınan vedaları karanlık odalarda sorguya çekmek kimin haddine.
Hadi söyle.
Suçu neydi görgü tanıklarının.
Biriktirdiğin sancıların günahı neydi.
Ve sen ne yapıyordun o suç aletiyle.
Özlemlerini büyüten sen miydin?
Nereden çıktı şimdi bu eski kromzon hesapları.
Dudak izinden kim teşhiş etmiş seni.
Birden bire hızlanan ayaklarım nereye götürüyor beni böyle alelacele?
Hangi kentin arka bahçesine gömmüştüm seni kimse yokken.
Kabuklu bir çekirdektin ve toprağın kuraktı.
Taş bağlayıp nasıl itmiştim kendimi denize.
Ağırlık hesaplarım tutmadı bir birini.
Kim dedi sana böyle filizlen de gel diye.
Nerede zaman aşımı hesapları.
İptal mi oldu hükümetlerin aşıklar için çıkardığı af kararları.
Ne oldu?
Neden bu kadar büyüdük birden bire.
Ve neden her bahar aynı sancıyı yaşadık.
Büyüdük büyüdük de bir türlü uslanmadık. |