Hafta sonu TBMM Başkanı Sayın Köksal Toptan Zonguldak’taydı.
Gezisinin önemli bir bölümünü takip ettim.
TBMM Başkanı olduktan sonra 90’ın üzerinde röportaj teklifi dururken önce benim sorularıma yanıt vermesi beni son derece mutlu etmişti.
Daha önce gözlemlediğim Toptan ile Meclis Başkanı Toptan arasında farklar görüyordum.
Ancak bunu paylaştığım bir çok kişi bu görüşüme karşı çıkıyordu.
Biz içimizden birisi çok önemli bir göreve gelince eline geçirdiği sihirli değnekle sorunları çabucak çözmesini istiyoruz.
Çünkü beklentilerimiz yüksek.
Evet daha hızlı olunmasını istiyoruz.
Çok eksiğimiz var.
Çok bekledik.
Sayın Toptan’ı fırsat olarak görüyoruz.
Öyle görmek zorundayız.
Bu nedenle de Toptan döneminde ne kopartırsak kar.
Ben hem göreve seçilmesinin ardından yaptığım röportajımda hem de sıklaşan Zonguldak ziyaretlerinde Toptan’ın beklentilerin farkında olduğunu gördüm.
Ancak biz kendisinden “Hurraaa” demesini bekleyemeyiz.
Kendisinin tarafsızlığını sürdürmesi gereken bir konumu var.
Yani bizlerin beklediği gibi makamının kuvvetiyle o bakana bu bakana emirler yağdırması mümkün değil.
Ancak bu işlerin yöntemini de en iyi Sayın Toptan bilir.
Toptan son gezisinde benim üzerinde çok durduğum bir konuya açıkça değinmesinden mutlu oldum.
Toptan hem Asma Tüneli konusunda, hem de Mithatpaşa Tüneli üzerinde durdu
Kimse bir şey sormadan birkaç farklı yerde telaffuz etti.
Özellikle 33 yıllık Hayali Mithatpaşa tüneliyle ilgili yazdığım yazılar geldi gözümün önüne.
Hatta ilk kazmayı vurmak için baharı bekliyordum.
Sonra Toptan’la göz göze geldik.
Mutlu oldum.
Uzun süre işlediğim Tüneller mevzusunun bir süredir gündemde olmamasına rağmen Sayın Toptan tarafından üzerine basa basa dile getirilmesi neyin nesi?
Öyle ya.
Kimse bu konuda konuşmadı, söylenmedi son dönem.
Şimdi demek ki bize düşen bir görev var.
Tüneller konusunu irdeleyip Ulaştırma Bakanı’nın kafasının etini yemeliyiz.
Hem bak hem Karaman Zonguldak karayolu var.
Para olmadığı için Özel İdare’ye ihale edildi.
Yani para bulursa Vali bey yapacak.
İyi de bir tıraş kampanyası da burası için yapacak halimiz yok.
Kafasının etini yememiz gereken bir kişi daha var.
O da Maliye Bakanı Kemal Unakıtan.
Hep diyorum ya.
Zonguldak’ın sivil ve bürokrat idarecileri bir şeyler istemekten korkuyorlar.
Aman Köksal Bey kızar.
Aman Polat Bey’in gözünden düşerim.
Aman Fazlı Bey’i üzmeyeyim.
Yok ya.
Yok böyle yağma.
İsteyeceğiz.
İsterken kırıp dökmeyeceğiz.
Küstürmeyeceğiz.
Hepimiz Adnan Küçükvar’ız
Gazeteci ağabeyimiz Adnan Küçükvar’ın dili sivri.
Çok fazla konuya girince konulara giriş şekli zaman zaman eleştirilebilir.
Bir çok yaklaşımına bende katılmam.
Uslup konusunda bana uymayan yanları vardır.
Ancak herkes kendi dünyasını kurar ve orada yaşar.
Sayın Küçükvar’da kendini sevdirmek kendi prensiplerini çiğneyecek bir isim değil.
Seven sever, sevmeyen sevmez.
Ancak Sayın Küçükvar’ın işinden dolayı, yazıp çizdiklerinden dolayı mağdur edilmesi, saldıra uğraması kabul edilemez.
Geçmiş olsun Adnan Ağabey.
Adnan Küçükvar’dan korkanlar, korkuları büyük olanlardır.
Hepimiz bu tür saldırılara uğrayabiliriz.
Daha önce uğradık.
Ali Rıza Tığ yanımda kurşun yedi.
Bu zihniyet devam ettiği sürece bu saldırılar devam edecektir.
Böyle saldırıların savunulabilir bir tarafı yok.
Bir de kişi saldıracaksa kendisi saldırmalı.
Maşa kullanmamalı.
Böyle saldırılara göz yumanlar ve ya yummak zorunda kalanlar en az saldıranlar kadar sorumludur.