Lobi’de ilk adım atıldı
Cumartesi için masaya Lobi için oturduk.
Atatürk Kültür Merkezi’nde “Bu işin sonu nereye gider” diye konuştuk.
KGD bir davet yaptı.
Başta Karaelmas Gazeteciler Derneği Başkanımız Sayın Sav olmak üzere yönetici ve üye arkadaşların desteği ile iyi niyetle bir şeylerin yapılabileceğini bir kez daha ortaya koyduk.
Daha çok başındayız.
Toplantıya herkesi davet etmedik
Bu bir çekirdek toplantıydı.
Bu konuda yanlış yorumlanmalar, alınmalar olabilir.
Sakın.
Biz bu alınganlıkları yıllardır yaptık.
Ne geçti elimize?
Hiçbir şey.
Güçlü bir Zonguldak lobisi oluşturabilmek için nereden başlamak gerektiği konusunda bir beyin fırtınası olsun istedik.
Gelip de söz hakkı alamayanlar olabilir.
3.5 saatte 30 kişi söz almış.
Keşke herkes konuşabilse.
Ortaya güzel düşünceler çıktı.
Yüz yüze konuşmanın yararını gördük.
Benim içinde tecrübe oldu.
Böyle hassas bir toplantıda zaman zaman belki doğru belki yanlış müdahalelerde bulunmak zorunda kaldım.
En çok da Sayın Salih Alemdar kürsüyü bırakmak istemedi.
Hoşgörüsüne sığınıyorum.
Sayın Şerafettin Nas kendi deyimiyle “şişkinliğini” atmak için Sayın Necati Başar’a dalınca sakinleştirmek zor olmadı.
Ama acilen bir araya gelip konuşmalılar.
Ancak Şoförler Odası Başkanı Sayın Alaattin Toros, hiç olmadık yerde Sayın Muharrem Coşkun’a laf atınca kısa bir süre panik yaptım.
Zonguldak için birlik olalım diye uğraşırken bu sevdiğimiz iki ismin polemiği bir an neşemizi kaçırdı.
Neyse ki sağ olsunlar daha fazla uzatmadılar.
Oluşturulan çalışma gurubu inanıyorum ki güzel işler ortaya çıkacaktır.
Sayın Ramazan Denizer’in konuşması mesaj doluydu.
Her ne kadar diğer meselelerden dolayı bana kırgın olsa da kendi deyimiyle “Biz” olmak için ikimizin de yapması gereken çok şey var.
Geçtiğimiz yıllarda önderliğini gösteren GMİS’ten bu anlamda beklentiler yüksek.
Denizer’de her anlamda destek olacağını söyledi.
Lobi konusunda uzun bir zamandır yazıyordum.
Zaman zaman mizahi bir dille, zaman zaman acımasız eleştirimlerimle içinde oldum.
Sayın Erhan Çakmak’ta bu konuda yazı ve programlarıyla önemli katkılar veriyor.
Bunlar hep artı.
Bu konu dillendikçe dilleniyor.
Olumlu tepkiler geliyor.
Güzel tepkiler.
Sorgulama başlıyor.
Zaten mesele burada.
Sorgulamanın başladığı yerden neticeye doğru ulaşmak daha kolay olur.
Lobi bir bakıma zor gibi duran aslında çok ta zor olmayan bir durum.
Ankara Zonguldaklılar Derneği bu görevi yıllardan beri yapamamış.
Diğer derneklerde kendi temsil ettikleri yöre veya alanlarıyla sınırlı kalmayı tercih etmişler.
Yönetime gelenler;
“Bir zor şartlarda burayı yürütüyoruz Ankara’daki Zonguldaklılar bize sahip çıkmıyor” diye yakınıyor.
Yanlış.
Böyle olunca bir boşluk doğmuş.
Burada Sayın Şerafettin Üstünkol’un hedef almıyorum.
Bir çok derneğin lobi konusunda katkı verememesinin nedenini izah etmeye çalışıyorum.
Ankara’daki dernek görevini yapabilse bugün kimseler çıkıp ta “Dernekler bir araya gelsin” diye çabalamazdı.
Yanlış olan;
Ankara’daki Zonguldaklıların, Zonguldak gönüllülerinin derneğin kapısını bilmesi için bir neden lazım.
Mantalite; “Biz buradayız gelin kardeşim” olmamalı
Mantalite; “Nerdesin sayın Zonguldaklı ben geleyim sonra sen gel” olmalı.
İşte o zaman çok güçlü bir sekreterya eşliğinde musluğun başında etkin rol oynamak mümkün olur.
Ortaya ne çıkar diye sorarsanız.
Birkaç alternatif var.
Oturulup tartışılacak.
Bence federasyon ve konfederasyon olmasa da, bir çok dernek başkanının katılımıyla bir yönetim oluşturulabilir.
Dernekler kendi alanlarında çalışmaları devam etmek kaydıyla bir üst çatı altında buluşabilir.
200 dernekten ayda gelecek ayda 100’er YTL ile çok güçlü bir sekreterya kurulabilir.
Alternatif çok.
Tartışalım.
|