Madalya!
Anlaşılan o ki geçtiğimiz Cuma günü yazdığım “Erdoğan Demir” yazısı en çok Yeni Adım Genel Yayın Yönetmeni Sayın Erhan Çakmak’ı rahatsız etmiş.
Konu bu değil.
Uzatmak istemem.
Demir Medya’nın önde gelen yazarlarının Erdoğan Demir’in böyle basit hatalar yapmasına, bu kadar para pul ve güç varken küçük işlerle uğraşmasına engel olmaları gerektiğini belirtmiştim.
Böyle deyince zaten akla iki isim geliyor.
Biri daha önce hiç saldırıya uğramamış Sayın Erhan Çakmak.
Biri de Yeni Adım’ın ilk yıllarında çalışırken öldürülesiye dövülen Sayın Harun Ersoy.
Gazeteci –yazar patronunun iyiliğini istiyorsa patron gibi düşünmek zorunda değil.
O günde belirtmiştim ama fayda etmemiş.
Sayın Erhan Çakmak’ın dünkü yazısına okurun doğru bilgilendirilmesi adına cevap vermek zorundayım.
Sayın Çakmak;
Patronların “Barış” isterken keşke yazmasaydın da bende cevap vermek zorunda kalmasaydım.
Ama anladığım kadarıyla sen bu polemiklerle patronun gözüne daha çok girmek istiyorsan sana büyük bir zevkle yardımcı olayım.
Niyetin beni Emniyet Müdürü Sayın Atilla Çınar ile karşı karşıya getirmek ise ben daha önce 3 kez karşı karşıya geldim.
Ama Allah’a şükürler olsun hep haklı çıktım.
Sayın Atilla Çınar’ı hem eleştirdim hem dost kalabildim.
Bir talebimde olmadı Erhan ağabey.
Çakmak, dünkü yazısında benim için şöyle diyor;
“14 Mart 2008 tarihli ve “ Erdoğan Demir” başlıklı köşe yazısında diyor ki :
“ …. Ancak o milletvekili kendisi için “ırz düşmanı” yazan gazeteciyi kimseye dövdürmek için bir çaba göstermedi.”
Atilla Öksüz, ya lafın nereye gittiğini bilmiyor; ya da birilerine “hatırlatma” yapıp, “ Siz de Erhan Çakmak’ı dövdürsenize …” demeye getiriyor.”
Süpersin Erhan ağabey!
Sen saldırıya uğrasan emin ol en çok ben sahip çıkarım.
Senin sahip çıktığından daha fazla çıkarım.
Senin yazdığın; “Irz düşmanı Milletvekili adayı kim” şeklinde ki yazının Adnan Küçükvar’ın dövülmesine neden olan yazılardan daha ağır olduğunu kabul etmelisin.
Diyorsun ki;
“Benim bugüne değin Adnan Küçükvar ile hiçbir sorunum olmamıştır, tıpkı seninle olmadığı gibi … Ama senin var herhalde …”
Benim seninle değil ama olayları yorumlayış tarzınla sorunum var!
Bir birimize karşı saygılıyız üstelik.
Bunu saygısızlık haline götürmek gibi bir çabam yok.
Diyorsun ki;
“Emniyet Müdürü’ne atfen, “ Hırsıza madalya tak “ diyen ben değildim; sendin Atilla kardeş…
Ne çabuk unuttun?..
Gerçi sonradan “şaka” yaptığını söyledin ama, bu işlerin “şakası” olmaz. Çünkü her şakanın ardında gerçek bir “niyetin” var olduğu kabul edilir. Üstelik emniyet müdürleri hırsızlara “madalya” değil, “kelepçe” takmakla yükümlüdür.
Sayın Atilla Çınar da öyle yapıyor zaten..”
Sayın Erhan Çakmak, Pusula Dergisi’nde mizah köşemde “Son günlerde hırsızlık olayları arttı. İl Emniyet Müdürü Atilla Çınar’a hırsızlara madalya taksın” diyen bendim.
Keşke sende diyebilseydin.
Nerdeeeee!
Ama sen ve birçok meslektaşım Müdür Bey’in bana verdiği cevabın arkasına saklandınız.
Hiç sordun mu Emniyet Müdürü’ne bana o kadar kızdıktan sonra ne yapmış?
Kavgamızın 6. gününde Hırsızlık Büro Amirliği’nde görevli polis ve amirlerini neden görevden almış?
Bazı memurlar hangi suçlamalarla adliyeye sevk edilmiş.
Şimdi hemen koş Müdür Bey’e.
Bir madalya da sana taksın!
Ahh Erhan ağabey ahhh!
Diyorsun ki;
“Sadece geçmişten çok yakın zamana kadar“ Ali Abi” hakkında yazdığınız yazıları gözden geçirmeni tavsiye ediyorum. Kendi arşivinize bakmanız yeterli olacaktır”
Ali Bahadır çok yanlışlar yaptı. Yazdım. Yine yazarım. Yine yazarız.
Öyle sıkıştığında ortaya Ali Bahadır’ı ortaya sürmekle olmaz.
Peki hani sen Ali Bahadır’ı yerden yere vurduktan bir gün sonrası kendisiyle tam sayfa röportaj yapmıştın!
Hatırlar mısın!
“Hadi o yazıyı bul da bir daha okuyalım” desem gereksiz yere konu uzar.
Dik dur Erhan Ağebey dik!
O zaman kendine de, patronuna da, müdürüne de Zonguldak’a da daha faydalı olursun!
Cevap vermeye mecbur kaldığım için okurdan özür dilerim.
|