Batı toplumlarında bir gelenek var.
“Sorumluluk ahlakı”
Aynı gelenek Japonya’da da var.
Japonların bu nedenle harakiri yapmalarına tanık oluruz.
Ya bizde nasıl durum?
İşin doğrusu bu sorumluluk ahlakı bizde pek yok.
Bizimkilere göre sorumluluk eşittir çıkar..
Ahlak eşittir para..
Oysa herkesin, hepimizin işimizin gereği yapmak zorunda olduğu bir sorumluluk ahlakı var.
Çıkarım varsa sorumluyum, çıkarım yoksa yokum anlayışı ağır basıyor.
Oysa sorumluluk ahlakı yaşam kalitesini yükseltmenin en temel etkeni.
Hepimizin sorumlu olduğu şeyler var.
Sorumluluğumuz sadece para kazanmak değil.
Sorumluluğumuz bu işleri evrensel yada dini ahlak kurallarında belirtilen şekilde yapmak.
Adı verim kendi kerim..
Daha önce birkaç defa ; “TTK’nın kamburları” diye yazmıştım.
Telefon açan TTK Genel Müdürü Sayın Rıfat Dağdelen TTK’nın personel kamburuyla mücadele ettiğini belirterek yasadan kaynaklanan engellerden dolayı Fen Tetkik ve Verimlilik Daire Başkanlığı’nda atıl durumda bekleyen personeli farklı alanlarda çalıştıramadığından bahsetti.
Buna bağlı olarak burada bulunan 100 civarında eski müdür ve diğer personeli paralel sayılabilecek konularda görevlendirdiklerini belirtti.
Ancak bu yeterli değildi.
Geçtiğimiz günlerde Enerji Bakanı Hilmi Güler, TTK Genel Müdürü Rıfat dağdelen’in raporu doğrultusunda Fen Tetkik ve Verimlilik Daire Başkanlığı’nda bulunan personeli Ankara’ya davet etmiş.
Demiş ki Bakan bey; “Bu sene verimlilik yılı. Zonguldak yada başka bölgelerde verimliğin geliştirilmesine yönelik projelerde çalışalım. Buradan ayrıldıktan sonra bize e-mail atın”
Bakan bey’in bir yalvarmadığı kalmış.
Zonguldak’a dönen Fen Tetkik ve Verimlilik Daire Başkanlığı personelinden çok azı Bakan bey’in bu önerisine olumlu yanıt vermiş.
Hala düşünenler var.
En büyük endişeleri şu.
“Ya rahatımız bozulursa”
Valla kimse kırılmasın gücenmesin.
Ama bir tarafta on binlerce işsiz asgari ücretle iş ararken diğer yanda birilerinin çalışmadan, verimli olamadan maaş almasının mantıklı bir yanı yok.
Yasal düzenleme gerekli.
Onu anladık.
Ancak bunun yanı sıra kurumsal bir reform da gerekli.
Ocaklara yatırım için çırpınan Sayın Dağdelen’in bu konuda yapabileceği çok şey olduğuna inanıyorum.
Kimin Üniversitesi!
ZKÜ Vakıf Başkanı Sayın Şenol Altuntaş, Zonguldaklıların Karaelmas Üniversitesi’ne sahip çıkmasını istiyor.
Üniversite ile kent arasında bir kopukluk olduğu kesin.
Rektör Bektaş Açıkgöz ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Sayın Eksal Kargı’nın bu kopukluğu giderme yönündeki çabalarındaki artış beni mutlu ediyor.
Sorun Rektör Hoca’da değil.
Kaldı ki olsa bile istenseydi bu kopukluk çoktan giderilebilirdi.
Ancak bu kent kendine gösterdiği samimiyetsizliği kendi üniversitesine de gösterdi.
İyi niyetli çabalarla çalışanları saygıyla analım.
Ancak sayıları çok az.
Şenol Bey’in “Kopukluğu gidereceğiz” sözlerinden hepimize bir sorumluluk düşüyor.
Zonguldak üniversiteyi hala kafeterya ve kiraya verilecek ev olarak görüyor.
Allah’tan Tıp Fakültesi Hastanesi yapıldı da insanlar bu kentte bir üniversite olduğunu hatırladı.
Şenol Altuntaş önderliğinde ki vakfa bu anlamda çok şey düşüyor.
ZKÜ’ye kimin üniversitesi diye bakmayalım.
ZKÜ hepimizin üniversitesi.