Gidip de dönmemek
üzere tüm tehditler!
Yine haddimi aştım istemeden.
Sesim fazla çıktı.
Yüksek sesle bağırdım.
Kırdım kristalleri.
Sesimi kavanoza sakladım sonra.
Sabredemedim yokluğunda.
Zehirledim durdum düşlerimi.
Bedenimden temizledim parmak izlerini.
Düşüncelerimi düğümledim kendime.
Sadakatimi ilan ettim ama nafile.
Sözlerinden üç hecenin köklerini çıkardım.
Dallarımda tomurcuk bayramı.
Bak işte yine yalnızım.
Sen uzaklaştıkça ben kaçtım.
Çakıl taşı serinliğinde yürüdüm.
Omuzu açılmış sabahın üzerini örttüm.
Olmadı!
Nasıl da birden bire soğudu havalar.
Bu kaçıncı baharın azizliği.
Bu kaçıncı terk edişin.
Bu kaçıncı varlığımın sebebi.
Bu kaçıncı ihanet tellallığı.
Rengi kaçık kadınlar gibi ne kadar değişken atmosfer.
Bu gökyüzü.
Bu şehir.
Bu insanlar.
Bu günler ve bu saatler.
Ve şımardıkça nasıl da küstahlaşıyor Zonguldak.
Bu yosma deniz olmasa yaşamam.
Bu yeşil zehir olmasa soluyamam.
Bu zamansız vedalar olmasa kalamam.
Olur gerçi böyle baharlarda.
Rast gele bulurum sevecek birini.
Sonrasında peş peşe gelir vedalar.
Olmasa da hatırlanır.
Sevmesem seni kalır mıyım hiç bu kadar.
İçimdeki şer güçleriyle savaşmak zorunda kalır mıyım.
Onu sevme bunu sevme.
Kimi nasıl seveceğime karışır mıyım?
İstemezsem tutar atarım kendimi kolumdan kapı dışarı!
Belki yine haddimi aşarım!
Duramam yine gelirim.
Duramam yine kaçarım.
Bırakıp gidemem aslında.
Gidenlerin haline acırım.
Kalanların haline acırım.
Kürşat Coşkun’un
Emeğin çizeri, çizginin emekçisi karikatürist Burhan Solukçu’nun hayatını okuyordum.
Nedense sonra Hamdi Gedik geldi aklıma.
Kimse tanımaz belki de onu Zonguldak’ta.
Şiirlerinden tanırım ben kendisini.
Zonguldak’ı anlatan birkaç şiiri olduğunu hatırlıyorum.
Uzun yıllar önce üç defa almıştım aynı kitabını.
Üçü de kayıplara karışmıştı.
Kaç zamandır arıyorum bulamıyorum.
Yakında bulacağım.
İkisi de sevmişler bir kere bu kenti.
Ardından ne methiyeler düzmüşler.
Daha niceleri var böyle.
Sevdiği kenti bırakıp giden peyderpey!
Ve ne sevmeler görmüşler.
Kefenlenmiş mirasları bırakıp gitmek zorunda kalanlar olmuş.
Tozuna toprağına haykıran olmuş.
Bugünde öyle.
Gitmek isteyen ne çok kişi var.
Gidip de dönmemek üzere tüm tehditler savruluyor ağızlarda.
Ve küfürler geliyor peş peşe.
Kolay mı?
Her defasında gitmek istesek de;
Tutup çekiyor bir şeyler bizi.
“Nerede kalmıştık” diyerek yeniden başlamanın ezikliğiyle mutlu olmak var nasıl olsa ucunda.
Ya tekrar dönemezsem diye düşünmeden,
şimdi kalk ve dizdiğin adımları topla!
|