Arı gibiyiz!
Neden bal yapamıyoruz!
Değişim şart..
Neden mi?
Zonguldak hala bazı şeyleri değiştirmeyi tartışıyor.
Ancak ne tartışmalar ne yazılanlar sorunları çözüyor.
Konuşmakla yıllardır çok fazla mesafe alamıyoruz.
İnsanlar konuşur.
Siyasetçiler konuşur.
Toplumun sivil toplum önderleri, temsilcileri konuşur.
Ve bizlerde hep yazarız.
Kendi fikirlerimizi de katar öyle yazarız.
Üzerine üç beş ekler yazarız.
Duyarlılıklarımızı gösterme telaşı taşırız.
Rahmetli Kemal Sönmez aynı şeyleri yazdı.
Sayın Ali Bahadır aynı şeyleri yazıyor
Sayın Muzaffer Akgün aynı şeyleri yazıyor.
Sayın Harun Ersoy aynı şeyleri yazıyor.
Sayın Erhan Çakmak aynı şeyleri yazıyor.
Sayın Sina Çiladır, Adnan Küçükvar, Ömer Taşlı Eyüp Bektaş, Fikri Kapan, Doğan Gönüllü, Bahaddin Arı, Ali Rıza Tığ, Atilla Öksüz aynı yada bir birine benzer çağrılarda bulunuyoruz.
Daha bir çok arkadaşımız ağabeyimiz, arkadaşımız, kardeşimiz aynı şeyleri yazıyoruz.
Yıllardır değişimden bahsediyoruz.
Kent sorunlarından bahsediyoruz.
Kendi yöntemlerimizle taraf oluyoruz.
Eleştiriyoruz.
Yerden yere vuruyoruz.
Bencilliğimizi..
Cimriliğimizi..
İki yüzlülüğümüzü..
Bizim gibi düşünmeyenlere saygı duymuyoruz.
Hep yazıyoruz Zonguldak’ın handikaplarını.
Kimi zaman işimize geldiği için yazıyor, kimi zaman işimize gelmediği için susuyoruz.
Tartışıyoruz tartışıyoruz bir karış yolu zor alıyoruz.
Maşallah arı gibiyiz.
O zaman neden bal yapamıyoruz?
Bu kadar gazetecinin yıllardır yaza yaza bitiremediği, Zonguldak’ın yönetenlerin, seçilenlerin atananların çözemediği şeyleri hala neden bu kadar tartışıyoruz.
Geçenlerde bahsetmiştim.
Sorumluluk ahlakı diye bir şey vardır.
Hani şu bizde pek olmayan.
İnsanlar sadece kendi işlerinden sorumlu olmamalı.
Sadece konuşmamalı.
Konuştuğunu hayata geçirebilmek için çalışmalı.
Sadece işine geldiğinde de konuşmamalı.
Özeleştiri yapabilmeli.
Şimdi çıkıp insan olmanın evrensel değerlerini anlatacak değilim.
Bunları reddeden insana zaten bir şey anlatamazsınız.
Mesel şu.
Yıllardır aynı kavgayı yaşıyor, yazıyor ve buna rağmen istenilen oranda ilerleyemiyoruz.
Bazen diyorum ki.
Oysa değişmek gerekiyor.
Değişmek ve gelişmek.
Masalımsı anlatımlarla kaybedilen zamanların sorumlusu kimler?
Bizleriz.
Aslında jenerasyon değişimi gerekiyor.
Allah herkese uzun ömür versin.
Ancak kalıplaştırılmış ve bencilleştirilmiş zihinlerle arı gibi vızıldarız ancak bal yapmayız.
Çok şükür iyi örnekler çoğalıyor.
İnsan olmanın değerlerini taşımalıyız.
Kusura bakmasın hiç kimse.
Ancak dayatmaya dayalı zihniyetlerle Zonguldak hep kaybetmiş.
Bu şehirde bir birimize, kendimiz gibi düşünmeyen insanlara saygı duymasını, sevmesini öğretmeliyiz.
Babalar hadi neyse.
Bari çocukları kurtaralım.
Toplumsal sorumluluk ahlakının ana karakteri budur.
Bizim aşamadığımız samimiyetsizlik ve güvensizliktir.
Her taşın altından bir şey çıkartmaya alışmışız.
Çünkü kötü örnek çok.
Ortalık hırsına yenilmiş adamların yarattığı tahribatlarla dolu.
Kusura bakmayın arkadaş.
Yeter artık!
Tahrip ettiğiniz başkaları değil aynı zamanda kendinizsiniz.
Kendimiziz!
Evet gazeteciler olarak bu güven ve saygınlığın yaratılmasına bizler ön ayak olmalıyız.
Önce kendi kafamıza vurmalıyız!
Samimi olmalıyız.
Yüreğimiz, beynimiz, ağzımız aynı olmalı.
Bu üçü bir olmazsa hiçbir işte kalıcı başarı sağlayamayız.
İstikrarsız ve iktidarsız kalırız!
|



|