Zaten geç kalmıştık.
Hala vakit kaybediyoruz.
Konuşuyoruz.
Kendi konuştuklarımızı anlamıyoruz.
Unutuyoruz.
Polemik konusu yapıyoruz.
Yine unutuyoruz.
Görüş ayrılıklarını kavgaya, polemiğe, küskünlüğe dönüştürmekte de üzerimize yok.
Ankara'da her şeyi bağladığımız 5 vekil var.
İçlerinde biri Meclis Başkanı.
İkisi zaten muhalefet.
Geri kalır üç.
Bu üç adamın her şeyi çözmesini bekliyoruz.
Haksız sayılmayız sayılmasına da.
Beklemekle gelmez sonumuz.
Kavga ederek de gelmez.
Hani nerde o çok beklediğimiz "Ortak ruh"
Bu kadar mı ruhsuzuz yoksa!
Var bir şeyler var!
Ruhumuzda bir gariplik var.
İstemesini hep biliyoruz da vermesini pek öğrenemedik!
Yalan mı!
Bir şeyler aksıyor.
Hızlı olmak zorundayız.
Pratik olmak zorundayız.
20 yılda bir maden müzesini bitirememişiz!
Kime kızalım?
Filyos'ta işler hala yavaş gidiyor.
Tek ümidimiz Sayın Köksal Toptan.
Yine de sanki bir belirsizlik var.
Bir toz bulutu var.
Kime kızalım?
Yoksa "Aman ya nasip değilmiş" diyip bırakalım mı?
Nasipsiz dayak bile yenilmeyen Zonguldak'ta dayak yiyene; "Ne yapalım nasibinde varmış" diye geçiştirelim mi?
Bir şeylerin yavaş gittiği belli.
Şunun şurasında 34 yıldır Mithatpaşa Tüneli'ni yapamamış, yaptıramamış bir kentin çocukları olarak kendimizle gurur mu duymalıyız?
Pes yani!
Çatalağzı'nda fabrikalar, limanlar yapılacak.
Kamyonlar yine Kadırga rampasında, Emirgan rampasında mı kalacak?
Peki kime kızacağız?
Bu kadar plansız yapılaşmayı eleştirenler bizler değil miyiz?
Mimarlar, Belediye Başkanları değil mi?
O zaman neden hala bu çarpık yapılaşmaya izin veriyoruz.
Bunu da mı vekiller yapıyor?
Neden merkez dışındaki hazineden alınacak alanlarda planlı bir "Yenişehir" oluşturulamıyor.
Pes yani!
Zonguldak Belediyesi Otobüs Terminali'nden yolcumuzu uğurlarken utanıyoruz.
Kentleşme ve modernleşme adına tarihi dokuyu yerle bir ediyoruz.
Üstelik hazırı bozduğumuzla kalıyoruz.
Beklenen hızda ilerleyemiyoruz.
Bunu da mı vekiller yapacak!
Olur mu canım hiç öyle?
Bu kenti üniversite kenti yapalım diyoruz.
İşler hala yavaş yürüyor.
Daha hızlı büyümeliyiz.
Ne yapacağız?
"Her şeyi Köksal bey yapsın biz hazıra konalım"
Oh valla.
Tabi bu işlerin kilit noktası Milletvekilleri.
Ancak hazırı çok seviyoruz.
Kırmadan dökmeden.
Önce biz isteyeceğiz.
Israrla isteyeceğiz.
Yalamalık yapmadan isteyeceğiz!
Vekillere kızıyoruz.
Pek haksız sayılmayız.
Vakit kaybediyoruz.
Arı gibiyiz!
"Vız vız" ediyoruz.
Her çiçeğe konuyoruz!
Başka şeylere konanlar da iyi prim yapıyor olabilir.
Ama ortada bal yok!