Dün benim doğum günümdü!
“Doğum günü kutlamalarını sevmezsin bilirim.
Ama olsun.
Senin gibi geveze bir tırtıl bir daha dünyaya gelmez”
Evet kutlamaları sevmem.
Doğum günü kutlamalarını hiç sevmem.
Çünkü alışmadım.
Gevezeliğim ve mızmızlığım konusunda katılıyorum.
Ama tırtıl olmak nasıl bir şey tam anlayamadım.
Herhalde sevimli olanından!
“Doğum günün bana geldiğin gündür!”
Ba.. ba..ba.
Bu ne yahu!
Düpedüz tehdit!
Vakit çok geç artık.
Gelmediğim gün öldüğün gün mü yani.
Hangi sancılardan kaçıp geldin bu gün.
Kaç yıl oldu görüşmeyeli.
Teşekkür ederim.
Yaşadığımı bilmen güzel.
“Atilla’cığım doğum gününü kutlar, sağlık ve mutluluk dolu nice yıllar dilerim.
Her şey gönlünce olsun.”
Teşekkür ederim.
Olsun olmasına da her şey öyle gönlümce falan değil.
Gönlümce olsaydı en azından daha huzurlu olurdum.
İnsanoğlu bencil olur ya gerçi.
Bende bunun fazlasıyla farkındayım.
Diyeceksiniz ki gönlünde ne var.
Neler yok ki.
Gerçi ben aç gözlü değilimdir.
Azla yetinmesini bilirim.
Söyleyeyim.
Bir eş.
İki çocuk.
Bir de baba özlemi.
Ona da dua etmekten başka çarem yok.
“Sana sevinçler yolladım martı kanadında.
Sana tebessüm yolladım rüzgarlarla.
Huzur yolladım dalgalarla.
İyi ki doğdun canım.
Mutlu seneler”
Teşekkür ederim.
Martı.
Deniz.
Dalgalar.
Vazgeçemeyeceğim üçlü.
Ama artık eskisi kadar ayaklarıma dolanmıyor dalgalar.
Şişelere sakladığım martı seslerinin çığlıkları pek çıkmıyor.
Yaşlanıyorum galiba.
Yeni anlamaya başladım.
“Doğum gününü yaz..”
Bak işte onu yazarım.
Ama zaman yok.
Meslek içi eğitimden kaçıp lobide bu satırları yazıyorum.
Yazacak çok şey var aslında.
Neden İstanbul’da doğdum.
Göbek adım neden Kamil.
Ve neden beni doğuran anamı 26 sene hiç görmedim.
Ve neden karşıma gazeteci olarak çıktı.
Peki fotoğrafa neden babam yüzünden merak saldım.
Ben doğuştan mı gazeteciyim.
Ben doğuştan mı fotoğrafçıyım.
Bak işte orasını anlamadım.
Şimdi mi.
Belki bu yüzden pek hatırlamak istemiyorum.
Bana her gün doğum günü!
“Mutlu yıllar. İzmir seni özledi!”
Yapma ya!
Sen nerden çıktın şimdi?
Telefonun kayıtlı değildi bende.
Sevindim vallahi.
Bunun arkasında bir sabote var sanırım.
Biliyorsun ya İzmir’e olan düşkünlüğümü.
Bilmeyen de kalmadı zaten.
Ve bir Yunanlı gibi körfeze itildiğim günleri.
İş mi bu senin yaptığın şimdi!
Bende özledim İzmir’i.
Ve ihanetini!
“Doğum gününü kutlar sağlık ve mutluluklar dilerim”
Teşekkür ederim.
Sağlık olmasa neye yarar bu doğumlar.
Pastalar…
Hediyeler..
İltifatlar.
Kucaklaşmalar..
Kutlayanlara teşekkür ederim.
Cenazeme de beklerim
Sağlık olsun..
|