Akşam saat 19:30'da ancak ofise gelebildim.
Malum dün gün boyu kongre çalışmaları vardı.
Gazete bitmiş.
Biliyorum ki benim yazımın tamamlanmasını bekleyecekler.
Kafa bir milyon.
Ama yazmalıyım.
İşin doğrusu bu köşeler aslında okurla birebir dertleşme yeri.
Bende hafta sonlarını bu dertleşmeye ayırmaya çalışıyorum.
Kaç zamandır doğru dürüst bir Cumartesi yazısı yazamadım.
Fazlasıyla farkındayım.
Ama olmayınca olmuyor işte.
Zorla dökülmüyor en güzel kelimeler peş peşe.
Bir de her şeyde olduğu gibi yazıları da son dakikaya bırakmaya alışmışım bir kere.
Sakın kızmayın Murat, Engin ve Emre.
Ben böyleyim.
Alışmanız lazım artık sizin de.
Hayatı her zaman ciddiye almamak lazım.
Ne yapalım artık ara sıra zaman uzasın.
Hem bugün Cumartesi.
Siyasetsiz, gerilimsiz bir gün olsun.
Bizim Nermin Akkaya birkaç günlüğüne Antalya'ya gitmişti.
Arslan Zeki Demirci'nin her yıl 23 Nisan nedeniyle davetine katılan meslektaşlarımızla birlikte.
Dönmüş.
Sabah karşılaşmıştık ofiste.
Sonra akşam karşılaştık.
Ofise gelir gelmez haber merkezine daldım.
Dalmaz olaydım.
Ne bilim önce yazımı falan yazsaydım.
Ali Rıza'da ille bir fotoğraf göstermek istiyor.
Fotoğraf konusunda benle yarışan Nermin'in iyi bir fotoğraf çektiğini anladım.
"Fransız'ı göster" dedi Ali.
Kafamda şimşekler çakmaya başladı.
Geçtiğimiz yıl dans ettiğim kadını hatırladım.
Bu yılda bizim Nermin ile karşılaşmış olabilirler mi?
Hem o kadın Fransız mıydı, Alman mı?
Bak onu da karıştırdım.
Nermin bu fotoğraf işini fena halde kapıyor.
Ama o da ne?
Ali Rıza ısrarla; "Bunları geç diğerlerine gel" diyor.
Bana konu çıkarmaya mı çalışıyor.
Hem zaten ben ne yazacaktım?
Yok benim dans ettiğim hem sarışın hem de yaşı geçgindi.
Bu genç.
Hem uzun boylu hem zenci.
Zaman akşam üstü.
Kız uzanmış üzerindeki elbiseler ile.
Dalgalar ayaklarına dolanıyor.
Şiirsel bir ritm ile pozlar veriyor.
Olmaz ki.
Böylede olmaz ki.
Kaç yıldır fotoğraf çekerim.
Böyle bir model bulamadığıma mı yanayım?
Nermin'in dalgasına mı yanayım?
Ali'nin kafa bulmasına mı yanayım?
Ben; "Kızın e-mail adresini aldın mı" diye sorunca haber merkezinde yükselen kahkahalara mı yanayım.
Bizim Nermin kızın e-posta adresini almamış.
Ben kıvırıp; "Kız bu fotoğraflarını mutlaka görmek ister. Ara oteli al adresini" diyince al bir kahkaha daha.
Oflayarak - puflayarak çıktım.
Zenci gelin.
Hiç fena değil.
Yani bekarlığımız dile dolanıyor.
Allah hayırlı bir nasip herhalde verir.
Ya bu hayırlı nasip zenci olur mu?
Bak bunu hiç düşünmemiştim.
Ben ve beyaz gelinlikler içinde zenci bir gelin.
Salona giriyoruz.
Alkışlar kopuyor.
Hayale bak.
Duygulu diye tahmin ediyorum.
Öyle pek kasıntılı görünmüyor.
Tam bakamadım.
En iyisi bir daha bakayım.
Allah'ın o hayırlı nasibim bu zenci kız olabilirmi?