Lobiciliği tartışalım
Öyle birkaç ayda olacak iş mi bunlar? Değil elbette.
Zonguldak adına ne yapabiliriz?
Bunu tartışıyoruz.
Daha fazla tartışmalıyız.
Deniliyor ki;
"Kim yapacak bu işi?"
Yanlış.
Bunun yanıtı çok kısa;
Hepimiz yapacağız.
Herkesin Zonguldak adına ufak tefek de olsa yapabileceği şeyler var.
Belki arada haklı endişeler var. Çünkü ortada yılların verdiği güven kaybı var.
Olsun.
O öyle der bu böyle düşünür diye, iyi niyetle başlanmış bu düşünceyi ortada bırakacak halimiz yok.
Çünkü bu hatalar önceki yıllarda çok yapıldı.
Küsüp gitmek ve şüphecilik bizi bir yere götürmez.
Başkalarının söylemlerinden önce kendimize bakacağız.
Bunu yapabiliyor muyuz?
İşte o zaman bir şeyler kıpırdar.
Çarşamba günü GMİS Şemsi Denizer salonunda büyük toplantı var. Kurumlar, odalar, Üniversite, belediyeler dosyalarını alıp gelecek.
Bir talepler listesi hazırlanacak.
Diyorum ki:
Korkmayın.
Korkacak bir şey yok.
İnadına iyi niyet.
İnadına samimiyet.
İnadına Zonguldak.
Türkmen'in lobiye bakışı
Vali Yavuz Erkmen'in veda yemeğindeyiz. Ak Parti Milletvekili Sayın Polat Türkmen masamıza geliyor.
Lobicilik yada Zonguldak adına başlatılmış bu çabaları anlatıyoruz.
Ve o arada bu hareketin kimseyi hedef almadığı, Zonguldak adına ne istenecekse hep birlikte bu taleplerin dile getirileceğini anlatıyoruz.
Türkmen konuya sıcak bakıyor. Özetle şöyle diyor:
"İyi olur. Zonguldak milletvekillerinin tamamına güç veririsiniz.
Bu bizi rahatsız etmez aksine biz de bu haklı talepleri daha hızlı dile getirmiş oluruz.
CHP Milletvekili arkadaşlarıma görev bölümü yapıp birlikte çalışmayı teklif ettim.
Biz her yere gidemiyoruz. Bu yüzden görev bölümü yapalım, hepimiz adına sizler de aktif rol alın diyoruz. Güzel bir çalışma, devam edin"
Sabah kahvaltıya, akşam balığa...
Gece geç saatlerdi.
Ankara'dan arkadaşlar aradı. Dediler ki; "Deniz kenarında kahvaltı yapmak istiyoruz"
"Gidin Gölbaşı’nda yapın" dediysem de ikna edemedim.
"Biz göl kıyısında değil deniz kıyısında yapmak istiyoruz"
Baktım ciddiler.
"Eee o zaman atlayın gelin."
Sabah saat 08:20'de uyandırdılar.
"15-20 dakika sonra şehre giriyoruz. Sen hala uyuyor musun?"
Düşe kalka kalkıp indim.
Harbiden gelmişler.
Topu topu 2 saat kaldılar.
Ardından da döndüler.
Ve giderken şunu dediler;
"Biz aslında daha sık geliriz de yollarınız çok kötü"
O zaman önce yolları yapacağız. Sonra da Ankara bilboardalarına afişler asacağız. Şöyle yazacak;
"Sabah kahvaltıya, akşam balığa bekliyoruz"
Peki bunu kim yapacak.
Zonguldak esnaf odaları, balık lokantaları ve kafeterya sahipleri.
Bekletmezdin beni bu kadar...
Gideli tam bir yıl oldu.
Ne zormuş beklemek böyle.
Seni beklettiğim zamanların pişmanlığı çöktü dibime.
Özlemlerimi damıttığım zamanlar oldu gözlerimden.
Yokluğunu soranlar oldu.
"Babam gitti" derken utandım.
Çok şey değişmedi aslında. Üç beş yaş birden yaşlandım.
Bir de çizgilerin sayısı arttı yüzümde.
İyiyim senin anlayacağın.
Hayırsız bir kız alırım diye korkardın.
Hayırlısını hala bulamadım.
Bana kızardın ya hep, neden gelmedin diye.
Ne oldu sana baba.
Bekletmezdin hiç bu kadar.
Yoksa sen de mi bana benzedin?... |