10.03.2008 Pazartesi


Birey Yetiştiren Okul

Müdür yardımcımız Serdar Bey telefonu açtı.
Hocam merhaba, ben Derya dedim sadece, anında tanıdı.
Hüseyin ağabeyimiz telefonu açtı, ben Derya dedim, hemen tanıdı.
Sokaklarda hizmetlilerimizi görüyorum, tanıyıp selam veriyorlar, gülümsüyorlar.
Öğretmenlerimizle eski bir dost gibi konuşabiliyoruz, öyleler çünkü. Türkçe ve Edebiyat Öğretmenimiz Berrin Boysan’dan telefon geldiğinde sokaktaydım, yanımda yabancı arkadaşlarım vardı. Şaşırdılar, sen hocanla mı konuşuyordun, biz arkadaşın sandık dediler.

Aradan dört senecik geçti, kısa bir süre.
Yine de o kadar öğrenci arasında ben Derya der demez, sesinden de kim olduğunu çıkartıp, hatır sormaya başlıyorlarsa, bu okulda, TED Zonguldak Koleji’nde bir şey var demektir.
On iki yıl aynı öğrenciler, aynı öğretmenler, aynı görevliler.
İnsan kendini bir kez ortamda rahat hissedince, kendine güveni artmaya başlıyor.
Biliyor ki orada isteyen herkese yardım ediliyor, biliyor ki onu dinleyen var.
Kendini bir birey olarak hissediyor, ‘çocuk’ gibi değil. 
Fikirlerine önem verildiğini biliyor.

Böylece güveni artıyor.
Fen Lisesi’ne giriş sınavlarını kazandığım halde içimden hiç gitmek gelmemişti.
Sınav sonuçlarının peşinden okula gittiğimde gördüğüm herkes, her öğretmen tebrik etmişti, çok yakın davranmışlardı. Aynı gün Fen Lisesi’ne gittiğimde, bir tebrik bile almamış, sıradan bir kursa kaydolmaya gelmiş öğrenci muamelesi görmüştüm. O gün kararımı vermiştim zaten,  isteyen herkes biraz daha fazla çabayla pekâlâ istediği bölüme girmeye hak kazanırdı. ÖSS uğruna alıştığım, değer gördüğüm, birey olarak kabul edildiğim ortamdan ayrılmaya hiç niyetim yoktu. Öyle de oldu, neredeyse hep istediğim mimarlığı İTÜ’den kazandım.

TED Koleji mezunu olmak hala insanların gözünde itibar kazandırıyor. Halbuki TED Koleji eski bir okul, ondan sonra bir sürü itibar yaratan okul, kolej açıldı. TED Koleji hala revaçta.
İTÜ’de hazırlık okumadım, direkt birinci sınıfa başladım. Herkesin bir dönem ya da yılını harcayarak kazandığı İngilizceyi bana TED Koleji zaten vermişti.

Son sınıfa geçerken yurtdışında öğrencim değişim programı olan Erasmus’a başvurdum, Portekiz’e gittim. Ülkeler gezdim. Dil konusunda hiç zorluk çekmedim.

Yabancı dil, sonradan daha zor da olsa bir şekilde geliştirilir, yenisi öğrenilir.
İstenen bölüme girilemezse çabayla istenilen meslek yapılabilir.   
Ancak küçük yaşta verilen birey olma duygusu, güvenilme ve değer verilme duygusu çok önemlidir, birey olduğunu hisseden insan başkalarına da değer verir. Herkesin fikrinin önemli olduğunu öğrenmiştir, karşındakinin de senden hiçbir farkı olmayan bir insan olduğunu öğrenmiştir. Saygı duymayı bilir.
TED Koleji’nin en takdir ettiğim tarafı budur.
Okul istediği kadar versin..
Öğrenci almayı bilmezse, inat ederse bilgi kazanamaz, başarılı olamaz.
Ama birey olma ve kendine güvenle ayakta durma becerisini okul mutlaka kazandırır.

Düzeltme

Geçtiğimiz hafta yayınlanan Fener Lisesi başlıklı yazımla ilgili bir düzeltme yapmak istiyorum. Bahsedilen öğrenciler, sadece Fener Lisesi okuluna değil, o bölgedeki tüm okullara aittirler. Halk dilinde, oradaki okulları aramızda 'Fener Lisesi' diye genellediğimiz için, yazıya da öyle yansımış. Yazımdaki öğrencilerin sırf Fener Lisesi değil, hatta öncelikli olarak Fener Lisesi'ne komşu diğer okulların öğrencileri olduğunu belirtmek isterim.


Kan Çekiyor

Şimdi Uzaklarda Olmak Lazım

Fener Lisesi
Dünya’ya Kucak Açmak
Mimarlık Muhabbetleri 1
Mutlu Olmak Lazım
Benim Annem Çevreci, Çöpünüz Varsa Toplar
Dönüş
12 Saniyede 12 Üzüm
zonguldakzonguldak