14.03.2008 Cuma


Mimarlık Muhabbetleri 2

Mimarlık öğrencisi oldunuz mu, yıllarınızın yarısı bilgisayar, kalem kâğıtla, diğer yarısı ise sokaklarda geçecek demektir.
Ayak basmadığınız köşe kalmayacak demektir.
Kimi zaman proje yapacak arsa aramak için, kimi zaman bazı dersler çerçevesinde, kimi zaman da meraktan gezeceksinizdir.
Proje mi yapılacak.. Fener-Balat bölgesinden arsa seçmeniz istendi. Önce haritalar toplanır. Bölge planlardan görülür. Ne var ne yok incelenir. Sonra kitaplar karıştırılır. Tarihi, dokusu incelenir. İnternetten çıkmış haberlerine bakılır.
Sonra eskiz defterleri, fotoğraf makinesi, haritalar toplanıp gidilir. Bölge ayaklara karasular inene kadar gezilir, bilgi toplanır. Arsa seçilir, analizler yapılır. Arsayı seçmek yetmez. O arsanın nereye ait olduğu çok önemlidir. Bu yüzden Fener-Balat’ta birkaç gün-saat geçirmek gereklidir. Sabah saatlerinde nasıl bir yoğunluk, doku oluşuyor, öğlen saatlerinde nasıl? İnsanlar ne yapıyor? Yaşam nasıl?
Şehir planlama dersinde, gruplara ayrılanır. Her gruba bir koca bölge verilir. Mesela Arnavutköy. Alemdir şehircilik dersi, bölgeye ait ne kadar bilgi varsa toplamanız beklenir.
Önce teknik bilgiler için her sokağa girilir çıkılır, her bina haritada işaretlenir. Teker teker her bina için bilgi toplanır: Bina kaç katlı, işlevi ne, altı dükkan üstü konut mu, durumu nasıl, yıkılıyor mu ayakta mı, bakım yapılmış mı, üslubu ne, yapım yöntemi ne, taş mı kagir mi ahşap mı, işlemesi var mı, saçakları nasıl, vs. Fotoğrafı çekilir, eskizi çizilir. Ve yandaki eve geçilir! Bunu koca bir bölgede her bina için yaptığınızı düşünebiliyor musunuz? Aynen böyle..
Sonra Arnavutköy’ün önceden incelenmiş tarihine katılacak yeni bilgiler için gözler kulaklar açık olur. Yaşayanlara dikkat edilir. İnsanların, esnafın birbiriyle olan ilişkisi. Zaten pek meraklı ve isteklidir esnaf ve yaşlı kesim, bizi gören herkes yanımızda bitip ne biliyorsa anlatmaya başlar. Çay ikram ederler, yemek yiyeceksek indirim yaparlar. Belediyeden şikâyetçi olurlar, sokaklarına sahip çıkarlar. Böylece kitaplarda bulunamayacak bilgileri de halktan toplarsınız.
Sonra evinize gidip artık iş gücünüze kalmış, bu bilgileri birleştirme sunma aşamasına geçersiniz. Olur da atladığınız bir bina falan fark ederseniz, öğrencilikte olur diyerek sallarsınız, üç kattır o, üç kat! Yanındaki öyleymiş, o da öyle oluversin! Siniriniz bozulur, deli işi gibi haritadaki her binayı tek tek boyarken, bilmem kaç kere! Edindiğiniz bilgiyi grafiğe çizime dökmek de bizim işimizdir çünkü.
Şimdiye kadar bu detaylı incelemeyi, Arnavutköy ve Anadolu Hisarı için yaptım. Birçok yeri de mimari proje dersi için gezdim. Tophane, Fener-Balat, Galata-Karaköy, Nişantaşı, Ortaköy, Kınalı ada proje yapıp çevre hakkında bilgi edindiğim yerler.
Bunun haricinde eskiz ya da Mimarlık Tarihi derslerimiz için gezdik. Saraylar, sarnıçlar, camiler, kiliseler, surlar..
Şehir dışına çıkıp Türk Mimarlık Tarihi dersimiz için Konya’ya gittik. Eskiz çalışması için Göynük’e gittik, konakladık. Proje dersi kapsamında Ayvalık’a ve İznik’e gittik, bölge incelemesi yaptık, arsamız bu şehirlerdeydi çünkü. Bana denk gelmedi ama; yurtdışına giden bir sürü arkadaşım var, proje grubuyla. En son bir grup Prag’a gitti bu dönem. Geçen sene Yunanistan’a gidilmişti.
Başka neler beklenir mimarlık öğrencisinden?
Yine ders kapsamında, dönem ödevi verilir. Hocanızın belirlediği beş sanat galerisi dönem boyunca sergiler değiştikçe gezilecektir. Hem sergi hakkında, hem galeri ve sergileme yöntemleri hakkında bilgi toplanacaktır. Tabi bu çalışma okulun daha ilk yarıyılında yapılıyor ki, amaç müze-galeri gezdirme alışkanlığını kazandırmak. Mimarlık öğrencisi, tabii çok meraksız değilse ve bu çalışmalara zorlama katılmadığı sürece, bu alışkanlığı kazanır. İstiklal caddesinde yürünürken önüne çıkan galerilere girer, dolanır çıkar. İnternette müzelerin programlarına bakar, gelecek sergilerin etkinliklerin tarihlerini aklında tutar. Hoşuna giderse, arkadaşlarına önerir.
Gezmediği yerler kalmışsa itiraf ederken utanır. (Tabii ki gezmediği yer kalmıştır, koskoca İstanbul’da mümkün mü her yeri görmek?) Mesela ben son sınıf mimarlık öğrencisi olarak Arkeoloji Müzesi’ni bir türlü gezemediğimi utançla kabul etmekteyim. Bir de Beşiktaş’taki Deniz Müzesi. Madem burada da yazdım, bu ay bitmeden mutlaka ikisini birden gezmiş olacağım, kendime söz vereyim.
Yıllar geçtikçe de, birikim oluşuyor. Derste profesörümüze bilmem neredeki kıyıda köşede bir arsayı anlatıyoruz, çizmiş getirmişiz. Burada bir duvar var diye anlatırken hoca lafa karışıyor: “Ben o duvarı biliyorum, iki metre değil o, en az üç metre var!”


Öğrenci Dediğin Dersine Çalışır
Birey Yetiştiren Okul
Kan Çekiyor

Şimdi Uzaklarda Olmak Lazım

Fener Lisesi
Dünya’ya Kucak Açmak
Mimarlık Muhabbetleri 1
Mutlu Olmak Lazım
Benim Annem Çevreci, Çöpünüz Varsa Toplar
Dönüş
12 Saniyede 12 Üzüm
zonguldakzonguldak