17.03.2008 Cumartesi

 

Üç Yaşına Geri Döndüm

Çıldırdım, çıldırdım.
Annem beni ziyarete gelmiş, yanında hediyelerle, noel anne gibi.
Benim Ankara’da oturduğumuz dönemde bir oyuncağım vardı, 2-3 yaşlarındayken herhalde. Hayal meyal hatırlıyorum, merdivenden çıkan penguenler, kaydıraktan dönerek kayıp tekrar merdivenden çıkıyorlardı. En çok onu mu severmişim acaba, yıllardır içimde kalan oyuncak oydu. Geçenlerde karda kıyamette ta Bostancı’daki Oyuncak Müzesi’ne gittimdi Sunay Akın’ın. O kadar oyuncağın içinde aramıştım pengueni, bir arkadaşımla. Oyuncakçılara sormuştum, bulamamıştım. Kaç yıllık oyuncak.. Ne gezer?
Dün annemin paketlerini açarken.. bir kutu.. üstünde penguenler.. İnanamadım, yok artık diye açmaya da korktum baktım anneme. ‘Ne bu, bana mı bu, penguen mi bu, yok değildir, ne bu?’ diye biraz saçmaladım kekeleyerek. ‘Sana işte penguenler’ dedi. Kesin hata vardır, yanlış bir şey almıştır diye açtım. Noel annem benim, tesadüfen bulunca almış hemen, kazık kadar kızına çocukluk oyuncağını!
Başköşeye koydum, arada gidip çalıştırıp penguenlerimi izliyorum, seviniveriyorum!

Biz Yaptık, Biz!

Beşiktaş Belediyesi, kıymetli paracıklarını tek tek her mahalleyi gezip herkesin kapısının önüne süslü kağıdıyla karanfil koyarak harcadı. Dünya Kadınlar Günümüzü böyle kutladı.
Her belirli günde telefonumuza mesaj gelir. Ya ölmüş biri anılır, ya gün kutlanır, ya da yürüyüş falan yapılacaksa tüm Beşiktaşlılar davet edilir.
Arada sırada evler tek tek gezilir, bir şikayetiniz var mı diye sorulur, halktan bilgi.
Acil durumda çağırılacak Belediye ambulans numarası verilir, dolaba yapıştırılsın magnet şeklinde diye.
Anayoldan uzak, ulaşımı problemli mahallelerine ücretsiz servis aracı koyar, günün belli yoğun saatlerinde mahalleliyi alsın yola çıkarsın diye.
Çiçekler falan pek abartıyorlar diye biraz dalgamızı geçsek de, sempatiktir Beşiktaş Belediyesi, severiz.

İstanbul’da belediyeler yarışıyorlar. Her yaptıkları hizmet sonrası, ister ufak bir park yapmış, ister bir yol açmış olsunlar; bas bas bağırıyorlar:
“Belediye olarak bin tane fidan diktik!”
“Belediyemiz, mahallemize bir park kazandırdık!”
“Bilmemne belediyesince, şu kadar okulumuza bu kadar spor salonu kazandırdık!”
Yani burada önemli olan, ne yapılıyorsa artık, onu belediyenin yaptığı: Biz yaptık!
Artık komik duruma düşebiliyorlar, ‘Aa bunu daha yeni mi yapmışlar, ayıp!’ denilebiliyor bazen. Zaten belediyenin görevi o hizmeti yapmak. Tamam duyurun da, en ufak bir şeyin de reklamını yapmak, gözümüze sokmak..
Beşiktaş Belediyesi’nin reklamsızlığını seviyorum. Aslında reklamı yapıyor, ama fark ettirmeden. Telefona gelen mesajların haricinde, bir pankart asacak olursa, yaptığı şeyi görmeye ve kullanmaya insanları davet ediyor, biz yaptık size yaptık diye yırtınmıyor. Böylece vatandaş yapılanın kendisi için olduğunu daha iyi anlıyor. Kim bilir, belki gerçekten sahipleniyordur da, hani ressam Hundertwasser demişti ya, “Yalnızca giysilerin, duvarların içi değil; duvarların dışı da senindir.” diye.


Mimarlık Muhabbetleri 2
Öğrenci Dediğin Dersine Çalışır
Birey Yetiştiren Okul
Kan Çekiyor

Şimdi Uzaklarda Olmak Lazım

Fener Lisesi
Dünya’ya Kucak Açmak
Mimarlık Muhabbetleri 1
Mutlu Olmak Lazım
Benim Annem Çevreci, Çöpünüz Varsa Toplar
Dönüş
12 Saniyede 12 Üzüm
zonguldakzonguldak