Aile boyu rahatlık
Ertesi gün sunumumuz var. Hepimiz tırsıyoruz. Ciddi bir hocamız, sunacak karışık bir konumuz var. Bol araştırma yapıp örnek toplayıp teorileri örneklerle birleştirmemiz ve sunum haline getirmemiz gerekiyor. Hem de İngilizce, çünkü ders İngilizce veriliyor.
Son sınıfa gelen mimarlık öğrencisinin önceden hazırlanıp, sunum öncesi gecesini rahat geçirdiği nerede görülmüş? İlla son dakikaya kalacak.
Üç kişiyiz. Toplandık birimizin evinde. Önce aa eviniz ne güzelmiş diye dolandık, neyi nereden kaça almışlar öğrendik. Sonra evin kedisi oyaladı bizi. Peşinde dolandık, attık tuttuk kediyi. Sonra acıktık yemek ısmarladık, afiyetle yedik. Sonra film izleyelim dedik, güzel bir dvd seçtik. Sonra sunuma başlayalım dedik, elimizdeki birkaç fotoğrafla ilk slaytları yaptık. Yazı da yazıp koysak mı dedik, üşendik, sırf resim olsun biz anlatırız dedik. Biraz muhabbet ettik, topluca kediyi tarama tüy toplama seansı yaptık ve uyuduk.
Sabah geç kalktık, çizgi film izledik, ortalık topladık ev sahibine yardım olsun diye. Sunumu açtık, aa bu kadarcık mı yapmışız dedik. Birkaç resim daha ekledik. Biraz teori okuduk, olayı anladık. Çıktık yemek yedik, derse gittik.
Ve en güzel sunum bizimki oldu. Herkesin çizimleri grafikleri ve yazıları koyup, paragrafları körü körüne uzata uzata okudukları sunumlardan sonra bizimki pek hafif ve öğretici geldi. Masaya bilgisayarın başına kurulduk, birbirimize baktık ve ee kim başlayacak dedik. Sonra birbirimizin sözünü kese kese rahat rahat anlattık. Güldük espri yaptık. Profesör sunumun yarısında bizi durdurup diğerlerine döndü: Bakın! Çok çalışmışlar, anlamışlar, okumuyor direkt anlatıyorlar. Siz hepiniz okudunuz!
Evet, gerçekten de çok çalıştık!
* * *
Annem hep güler babamın, babaannemin ve benim rahat hallerime. Her durumda çok soğukkanlı ve rahatsınız der.
Hep anlatır, babaannemin misafirleri geleceği zaman nasıl sakin olduğunu, her şeyi nasıl sakin hazırladığını, kendisinin ise pür telaş koşturduğunu. Sonuçta iki durumda da hazırlık yapılmış, misafirler ağırlanmıştır. E ne oldu onca telaş, gerginlik? Ne gerek vardı?
Bir defasında annemle Beşiktaş'ta otobüs yazanesindeyiz, Zonguldak'a gideceğiz, servis bekliyoruz. Annem içeride beklerken ben yandaki kafe-markete gidip abur cubur alayım dedim. Mevsim kış ama tatlı bir hava var. Baktım dışarıya çiçeklerin arasına masalar atmışlar. Sıcak çikolatamı alıp masalardan birine kuruldum. Hem içip hem etrafı izliyorum, otobüs servisi geliyor mu diye de kontrol ediyorum. Nerede bu kız diye annem çıktı dışarı. Gülmeye başladı. Beş dakika kalmış servisin gelmesine, sen çiçeklerin arasında kırmızı kabanınla sokak kafesinde oturup çikolatanı içiyorsun, Paris resimlerinden fırlamış gibisin diye.
Babasının kızıymışım.
|



|