Karaelmas üniversitesi ve kent
Mimari proje atölyelerimizde sık sık verilen konular vardır: Yaşlılarla gençleri buluşturmak, bir merkez-çevre düzenlemesi yaratmak, üniversite öğrencilerini yerel halkla kaynaştırmak gibi. Çoğunlukla fiyasko olan bu proje konusu, bazen çok iyi sonuçlar da verebilir. Artık sıkıcı bulunduğundan üst dönem öğrencilerine fazla verilmez.
Böyle bir konuyu alan öğrenci ne yapar genelde?
"Buraya bunu koydum hem yaşlılar gelecek hem gençler!"
"Buraya bunu yaptım, herkes kaynaşacak!"
"Bu bölgedeki üç ayrı üniversitenin öğrencelerinin sosyalleşebileceği, birbiriyle kaynaşabileceği bir ortam yaratmaya çalıştım!"
Baydı artık tüm bunlar. Çünkü hep küçük ölçek düşünülmüş, bir ufak kültür merkezi yaparak işi halletmeye çalışmışlardır.
Daha fazla dayanamayan bir hocamız bir gün içimden geçenleri söyleyivermişti: "Çocuk mu bunlar! Çocuklara yaptırabilirsiniz ancak bunu. Biri diğerinin saçını çeker, öbürü ağlar; sonra kaynaşırlar! Kazık kadar adamları aynı odaya koyup hadi kaynaşın demekle olmaz!"
Birilerini kaynaştırmak, hele de bu bir kent ve üniversite topluluğuysa, mimariyle çözülebilir.
Ufak bir kentsel düzenleme yapılabilir. Öyle işlevler konur ki, halkın ve öğrencilerin dikkatini çekebilir. Fakültelerin yakınına bir meydan yapılsa, birkaç dükkan, kitapçı (gerçek kitapçı, kırtasiye değil!!) ve ufak şirin kafeler konsa mesela, adam gibi konseptli, kahveci, mantıcı gibi. Daha bir sürü şey bulunabilir. Önemli olan, halkın da günlük yaşamda bu meydandan-alandan geçmesinin sağlanması. Evine giderken oradan geçse insanlar, derse giderken oradan geçse öğrenciler.. Arada durup alışveriş yapsalar, bir kahve içseler, kitap karıştırsalar, ya da sadece oturup birini bekleseler..
Kimsenin kimseyle kaynaşması gerekmez. Farkında olsalar kafi.
Yoksa ortak hiçbir alanı ve mekânı olmayan iki ayrı "şey" ne yapsan kaynaşamaz.
|



|