26.03.2008 Çarşamba


İstanbul Arkeoloji Müzesi

Nihayet gittim İstanbul Arkeoloji Müzesi'ne. İlk yarım saat sonrasında sıkıntıdan patladım.
Bir kere müzeyi bulamadık. Önceden bakmıştım haritada tam olarak neredeymiş diye. Topkapı Sarayı'nın hemen arkasında, kıyıda köşede kalmış gibi bir yerde. Ama ara da bul! Bir girişini Topkapı'nın girişindeki bahçeden vermişler, diğeri için ara yollardan dolanmanız gerekiyor ki daha karışık. Bir ok gördük, takıldık peşine. Ok bizi Topkapı'nın bahçesine kadar götürdü. Daha ilerisi için zaten artık bilet almamız gerekiyor, saraya gireceğiz az kaldı. Ok falan da yok ortada. E hani Arkeoloji Müzesi? Ta ileride bir ufak tabela var, minik yazılar var üstünde. Hiç kimse de o tarafa gitmiyor. Deneyelim dedik geçtik bahçeyi. Hakikaten de müzenin tabelasıymış. Dar bir taş yola sokuyor sizi, kamyonetlerin park ettiği. Sanırsınız ki müzenin servis girişi.
Neyse, gözlerden ırak olunca haliyle içeride de in cin top oynuyor. Kocaman bir müze Arkeoloji Müzesi, çok sayıda koleksiyonu var. Balkanlar, Arap Yarımadası, Anadolu, Mezopotamya uygarlıkları, Mısır mumyaları, tabletler, lahitler, heykeller ve klasik çanak çömlek takı koleksiyonları.
İlk binası (aslında bir köşk) ve ilk salonları ilgi çekiyor, Mısırlıların heykelleri, lahitleri falan var. Sonra bir çanak-çömlek koleksiyonu başlıyor ki.. Uygun adım yürüdük resmen, tüm katlar boyunca. Her uygarlıktan bir koleksiyon sunmak istemişler doğal olarak, mesela Urartulardan kalıntılar.. Sonra Sümerlerden.. Böyle olmalı olmasına da.. E haliyle benzer şeyler, ilgi çekmiyor. Sümerlerin çanağıyla Urartuların çanakları arasındaki 5 farkı bul. Bir Allahın kulunu görmedim durmuş da tabak incelerken. Zor attık kendimizi dışarı, beynimiz uyuştu.
Şimdi.. Bu müzenin sorunu ne?
Girişi zaten hiç dikkat çekmiyor, o yüzden ziyaretçi az.
Elinde ne var ne yok sergilemeye çalışmış.. (Tabi ki depolarında sergilediklerinin kaç katı sayıda eserleri vardır da..) En sıkıcı sergi yöntemini kullanmış: Çömlekleri, araçları boy sırasına göre yan yana dizmiş. İlginç sergileme yöntemleri kullanılabilir, aynı araç-gereçler farklı dönemlerden toplanıp sergilenebilir mesela.
Müzik yok. Olmasına gerek de yok, ama o kadar büyük müzede belki dikkat toplamaya yardımcı olur.
Arada bir yeri geldikçe oraya buraya bir insan iskeleti koyup dikkat çekiyorlar ama hala genel anlamda sıkıcı.
Dekorasyonu felaket. Müzede ne dekoru diyeceksiniz. Ara ara dinlenme salonları var. 20-30 yıl öncesinin AKM bekleme salonlarına benziyor. O dönemin koltukları, koyu mavi halı, duvarlarda büyük ahşap panellerle kaplamalar. Dinlenirken içi bayılıyor insanın.
Berbat bir kafesi var, aslında bir kantin. (Açık havadaki daha iyi olabilir ama kış diye kapalıydı.)
Girişte bir kitapçık bile vermiyorlar. Hangi salonda ne var, o salona nasıl gidilir, tuvalet nerededir, vestiyer nerededir? Yönlendirme sıfır. Çıkarken gördük vestiyeri mesela. Katlar arasında da koşturduk tuvalet bulmak için. Belki sadece lahitleri görmek istiyorum? Tüm müzeyi dolanmamın ne alemi var?
Neyse, gittim de boyum uzadı. En azından gördüm ki gerçekten de müthiş, zengin bir koleksiyonu var Arkeoloji Müzesi'nin, sergilemesi sıkıcı bile olsa.
Bu arada, bu müzeyi Osman Hamdi Bey kurmuş, 1891 yılında da açılmış. İlk vereceğim bilgiyi sonda verdim ama, bu kadar eski olması müzenin kendisinden biraz daha ilginç.


Karaelmas üniversitesi ve kent
Aile boyu rahatlık
MTV Gençliği
Üç Yaşına Geri Döndüm
Mimarlık Muhabbetleri 2
Öğrenci Dediğin Dersine Çalışır
Birey Yetiştiren Okul
Kan Çekiyor

Şimdi Uzaklarda Olmak Lazım

Fener Lisesi
Dünya’ya Kucak Açmak
Mimarlık Muhabbetleri 1
Mutlu Olmak Lazım
Benim Annem Çevreci, Çöpünüz Varsa Toplar
Dönüş
12 Saniyede 12 Üzüm
zonguldakzonguldak