04.04.2008 Cuma

 

Lalelere haksızlık

Bu aralar İstanbul'un hiç tadı yok. Sırf havadan mı acaba? Buz gibi soğuk, sıcağa alışmış hatta tişörtle dolaşmaya başlamış insanların içini mi karartıyor ne?
Herkes tatsız, uykulu, mızmız. Bir de sınav haftası, bunun da etkisi var. Çalışmak için kütüphaneye girdiğimde oturacak yer zor buldum, Mimarlık fakültesinde bile insanlar kafayı kitaplara gömmüş çalışıyorlar, teorik derslere.
Proje alanların sıkıntı haftası başlamış. Mimarlıkta klasiktir, dönem ortalarına doğru mızmaya başlanır. Proje sinir bozucu bir aşamadadır, o ilk hevesin sönmüştür, daha teknik şeyler başlamıştır, jüriler strese sokar. Projeden soğunulur, dersler kaçırılmaya, kaçırıldıkça da konsantrasyon tamamen yitirilmeye başlanır.
İşte İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde bu aralar durum böyle.
Havanın da etkisi var tabi, kapkaranlık..
Bana gelince, çalışmanın verdiği bir enerji var, ama sadece ofiste.
Ofise gidince gaza geliyorum, harıl harıl çalışıyorum.
Kapıdan çıktığım anda fıs, enerji sönüveriyor.
Mart ayı son demlerinde sürpriz yaptı, martlığını gösterdi.
Olan açmaya başlamış lalelere oldu.
Suratından bin parçanın düştüğü insanlar onlara her zamanki ilgiyi göstermiyor da, ondan.
Dışarıda dolaşılmıyor.
Sinemalarda güzel film yok.
Evlerde gündüz bile ışık yakmak gerekiyor.

Çalış çalış bakalım nereye kadar?

İstanbul'a ispanyol çıkartması

Geçen hafta ziyaretimize gelen İspanyol arkadaşımız Elena'ya şaka planlamıştık, yapamadık. Kız bizle aylarını geçirmiş, biz de İspanya'da ailesiyle onu ziyaret etmiş hatta yanında kalmışız. Bizi çok sevmişler, ama hala kız İstanbul'a gelecek üç beş gün diye paniktelerdi.
Savaş varmış, gitmeseymiş. Kız başına nasıl olurmuş ki. Elena ısrar etti ve sonunda geldi.
Planımız, havaalanına beraberce gitmek ve şaka yapmaktı. Çarşaflarla, feslerle karşılayacaktık. Benim çalışmam gerekince plan suya yattı, karşılamaya bir arkadaş gidebildi.
Elena ise İstanbul'a bayıldı.
Birkaç gün bende, birkaç gün diğer arkadaşımda kaldı. Aile yaşamı gördü, insan yemediğimizi gördü, şehri sevdi.
İspanya'nın ufak dandik bir şehrinden sonra İstanbul tabiî ki cennet.
Ailesinin tek kızı ve haliyle çocuğu olduğu için ihtimal vermese de buraya gelme planları yapıyormuş şimdi, birkaç ay yaşamak, nasıl olur diye görmek için. Ama bizdeki aile yapısı onlarda da var, çocuklar öyle ben şuraya gidiyorum birkaç ay kalıp döneceğim diyemiyor.
Bakalım ne olacak, merakla bekliyoruz.
Bu arada geçen hafta İstanbul'u İspanyollar basmıştı.
Nereye gitsek karşımıza çıktılar. Paskalya tatilleriymiş gelmişler.
İlginç olan niye başka ülkelerden gelen az da İspanyollar ülkece gelmişler, çözemedik.
Reklamımız kuvvetli anlaşılan orada.
Satıcılar bana da "Senyorita" diye bağırıyorlardı, ben de bozmayıp "Gracias" diyordum. Alem bu Türkler, normalde dükkanlarında İngilizce-Almanca olan ilanları, yazıları anında İspanyolcaya çevirmişler.
Tek kelime İngilizce yoktu, her şey İspanyolcaydı Sultanahmet'te.



Bedava kucak
İstanbul Arkeoloji Müzesi
Karaelmas üniversitesi ve kent
Aile boyu rahatlık
MTV Gençliği
Üç Yaşına Geri Döndüm
Mimarlık Muhabbetleri 2
Öğrenci Dediğin Dersine Çalışır
Birey Yetiştiren Okul
Kan Çekiyor

Şimdi Uzaklarda Olmak Lazım

Fener Lisesi
Dünya’ya Kucak Açmak
Mimarlık Muhabbetleri 1
Mutlu Olmak Lazım
Benim Annem Çevreci, Çöpünüz Varsa Toplar
Dönüş
12 Saniyede 12 Üzüm
zonguldakzonguldak