07.04.2008 Pazartesi

 

Renkler

Baştan belliydi her şeyin güzel olacağı. Sabah erken kalktım, çok yorgun ve geç yatmış olmama rağmen. Sıkı sıkı giyindim, Ortaköy'e yürüdüm. Rüzgar esti yüzüme, uykum açıldı, kendime geldim. Erken geldiğim için sahile yürüdüm. Hafta içi, hava kapalı ve rüzgarlı.. Kimseler yok haliyle.
Boğaz bir güzel, bir güzel..
Simsiyah olmuş su resmen, öyle koyu lacivert. Dalgalar kocaman, kıyıyı dövüyor. Müthiş bir manzara.
Birkaç görevli kıyıya vuran çöpleri temizlemeye çalışıyor. Kediler dolanıyor. Bir tek balıkçı var her zamanki köşede.
Tek tük turist geçiyor, hepsi yalnız, koca çantalarıyla dolanıyorlar.
Bir yerden çikolatalı poğaçalar ve kahve aldım. Geri dönüp boğazın kenarındaki ağaç altı banka bağdaş kurdum oturdum. Keyif yaptım. Uykuma kıyıp erken geldiğime sevindim. O ana ve manzaraya bayılacak olduğunu bildiğim bir arkadaşıma mesaj attım. Gelen giden birkaç kişi oldu, biraz oturup kalktılar.
Sonra vakit gelince durağa gittim, oradan arkadaşlarımı almam gerekiyordu. Gelmişler, çok heyecanlılar, İstanbul için ölüyorlar! Biri İspanya'dan, beraber Erasmus yaptığım, diğeri onun arkadaşı olup beni hiç tanımadığım bu iki kıza kocaman sarıldım. Onların heyecanı bana bulaştı. Rengârenk iki insan, heyecanlı, sevgi dolu ve mutlu.
İki gün kalıp gittiler.
Başucumda not.
Masamda portakallar, adalardan çalınmış. Buzdolabının üstünde kart.
Pencere kenarında bardak içinde tohumlar, pamuğa batırılmış.
Sehpada çikolatalar.
Kalplerini bırakıp gittiler.
Evimde ve kalbimde iz bırakarak.

* * *

Vakti gelmiştir diyip çalışmaya başladım. Pek hoş bir mimarlık ofisinde.
Adam yetiştirmeye bayılırız biz, burası senin ofisin dediler. Haftada birkaç günümü geçiriyorum. Sabahtan akşama kadar çiziyorum. Sonra eve gelip bir de evde çiziyorum, bu sefer okul projelerim için.
Dertsiz başıma dert aldım. İyi oldu gerçi, aa yağmur yağıyor çıkmayayım bugün evden diyecek kadar tembelleşmiştim.
Zaman az olunca ufak şeyler daha kıymete biniyor, daha zevk veriyor böylece.
Haftanın ödülü ise, Taksim'deki şekerciden aldığım kestane şekeri. Pek severim, aylardır yememişim. Tadı damağımda.



Lalelere haksızlık
Bedava kucak
İstanbul Arkeoloji Müzesi
Karaelmas üniversitesi ve kent
Aile boyu rahatlık
MTV Gençliği
Üç Yaşına Geri Döndüm
Mimarlık Muhabbetleri 2
Öğrenci Dediğin Dersine Çalışır
Birey Yetiştiren Okul
Kan Çekiyor

Şimdi Uzaklarda Olmak Lazım

Fener Lisesi
Dünya’ya Kucak Açmak
Mimarlık Muhabbetleri 1
Mutlu Olmak Lazım
Benim Annem Çevreci, Çöpünüz Varsa Toplar
Dönüş
12 Saniyede 12 Üzüm
zonguldakzonguldak