İkizler
Benim annem ikizler burcudur.
Keşke beşizler diye de bir burç olsa da annemi dahil etsek. Tez canlıdır, bir sürü işi aynı anda yapar. Sokaklarda pıtır pıtır koşturur, boyu da benden kısa, adımları küçük ama ben zor yetişirim.
Kısacık zamana çok işler sıkıştırır.
Elinde koca bavulla İstanbul'a gelir, Harem'de iner, asla servise binmez, illa vapurla geçilecek karşıya çünkü! Üşenmez taşır bavulunu Harem'den iskeleye, (Sokaktaki çiçekçilere özenir, ah elleri boş olsa da biraz frezya alabilse!) vapurda çayını içer, simidini yer, keyif yapar. Babama "Geldim ben keyif yapıyorum" diye telefonunu açar, anını paylaşır. Vapurda çay-simit yapamadıysa Beşiktaş'ta iskelenin yanındaki kafede oturur.
Sonra da taksiye biner eve gelir.
Beraber girmişsek boş eve, yemek falan yoksa anında yoktan yemek yaratır. Pıtır pıtır koşturma sesini duyarsınız, on beş dakikada sofra hazırdır.
Kızına Zonguldak'tan getirdiği yemekleri ısıtır, bir İstanbul dergisi alıp kahvesini içmeye koyulur. Halbuki İstanbul dergisine ihtiyacı yoktur!
Ne kadar sergi, konser varsa telefon açar haber verir bana. Arkadaşlarım şaşırır, nasıl yani, daha biz bilmeden o nasıl biliyor diye. İstanbul'da olup biten bir etkinliği haber verirsiniz, ha ben onu biliyorum der, hevesinizi kursağınızda bırakır.
Müzeymiş, tiyatroymuş hiçbir şey kaçmaz.
Bir keresinde İstanbul Modern Sanatlar ilk açıldığında sergi sonrası o güzel kafesinde oturmaya pek heveslenmişti. Gidip, tam cam kenarına oturduğumuz anda kocaman, tüm görüşümüzü kapayan bir yolcu gemisi gelmişti de ne gülmüştüm annemin haline!
Tüm kadınlar gibi sokakta zigzaglar çizerek yürür, arkanızda yürürken haber vermeden birden bir dükkana girer, siz tek başınıza yürür gidersiniz.
Babam hızına ayak uyduramaz, senin içinde 10 ayrı kadın var, 10 ayrı koca lazım sana der.
Pazar günleri ya Fener'de yürüyüş yapılacak, ya kahvaltıya Ilıksu'ya gidilecek, yoksa Yedigöller'e mi gidilse?
O anne ki, elindeki bavulu Harem'e bırakmış, sonra yarım saat var daha otobüse diyip geri dönmüş ve Kız Kulesi'ni gezmiştir!
O anne ki, gittiği her kafede restoranda en az üç kere masa değiştirmiştir!
O anne ki İstanbul'un Zonguldak şubesidir!
Bu aralar biraz yavaşlamış gördüm annemi, eski hızına dönsün diye de bu yazıyı yazdım. |



|