Polis Haftası
Polis haftası dolaylarında her yerde sokak panolarında polisler yer almaya başladı. Başarı ve kahramanlık anlarını anlatan bu panolarda o anın en kritik fotoğrafları kullanıldı. İki polis, yangından bir vatandaşı kurtarıp alevler arasında çatıdan atlarken, polislerden birinin üstü alev almış. Diğer bir panoda, yine bir polis, köprüden atlamak isteyen bir kızı ikna etmeye çalışırken. Her iki hikâyenin fotoğrafının da altında hep yanımızda olduklarını belirtiyorlar, polis olarak.
O kadar alışmışız ki birilerinin yaptıkları işi gözümüze sokmalarına, ilk tepki hemen "Tabiî ki yapacaksınız, reklâm etmeye ne gerek var?" şeklinde oluyor. Abartıldığını düşünülüp, kahramanlık anlarını sergilemeye ne gerek var deniliyor.
Sonradan biraz düşünülünce..
Hangi polis öylesine polis olur?
Hadi hepsi demeyelim, ama çoğunluk gerçekten istediği için, insanlara yardım etmek için polis olur. Sonradan değişirse bilemem, ama ilk düşünce bu değil midir?
Mesela doktorlar..
Doktorlar hem insana yardım edip hem para kazanıyorlar; ama polisler öyle değil ki.
Bu sokak panolarındaki hikâyeler acaba vatandaştan artık yeterli takdiri almak istedikleri için mi anlatılmış?
O kadar alışmışız ki polisin hep çevremizde olmasına, polislere birer sokak dekoru muamelesi yapmıyor muyuz? Şehircilikte öyle deriz; anıt ağaç bir sokak dekorudur, hep ordadır, meydan çeşmesi, sokak lambaları.. Başımız belaya girmedikçe, yanlış bir şey yapmadıkça polisi de aralarına katmıyor muyuz bunların? Umursamıyoruz bile.
Hizmet verip birilerine yardım ettiklerinde, kurtardıklarında, sorun çözdüklerinde ise aferin bile demiyoruz, çünkü işleri o!
Tabiî ki işleri o; ama.
Bu sokak panoları biraz düşündürttü beni..
Acaba başkaları neler düşünüyor? |



|