29.02.2008 Cuma


Şimdi Uzaklarda Olmak Lazım

Merak ederdim..
Aylarca, hatta yıllarca kent kent, ülke ülke dolaşan yalnız gezginler nasıl devam edebiliyorlar diye.. 2 gün orada, bir gün burada.. Hiç durmadan. Tek başlarına.
Öğrendim.

Sırtında kocaman bir çanta.. Ağır.
Otobüsten iniyorsun..
Yepyeni bir şehir karşında..
Yepyeni! Keşfetmeye hazır! Temiz bir sayfa gibi, nerden istersen oradan başla!
Sadece sen varsın, bir de şehir.
Adrenalin!
Şehri merak etmişsin, gelmişsin! Tüm yol boyunca rehber kitaptan okumuşsun, bilgi edinmişsin! Nihayet varmışsın!
Elinde şehir haritası.
Önce sokaklara atıyorsun kendini.
Saçma sapan geziyorsun, rotasız.
İnsanlarına bakıyorsun, dükkânlarına bakıyorsun, gürültüsünü dinliyorsun.
Sonra ufak bir meydancığa çıkınca, çanta da ağır gelmeye başlayınca, bir kenara çöküp haritadan yerini buluyorsun. Kalacağın otel ya da evle (evet, couchsurf!!) mesafene bakıp, oraya nasıl gidebileceğini hesaplıyorsun.
İşte bu bir heyecan! Hangi otobüsle, nasıl gideceksin! Çözmeye çalışmak! Keyif! Kaybolmaktan bile zevk almak!
Otobüse ya da metroya binip, evi oteli falan bulduktan sonra, yeniden sokaklara atıyorsun kendini.
Rehber kitapta görüp gideceğin yerleri gezmeye..
Neresi saat kaçta kapanıyor, nasıl varılıyor, hepsi kitaptaydı, öğrenmiştin, notlar almıştın.
Birer birer geziyorsun.
Fotoğraflar çekiyorsun, anılar topluyorsun, kartlar atıyorsun.
Tek başına olduğun için, çok rahatsın!
İstediğin yerde istediğin kadar kalıyorsun.
Güzel bir gün batımında.
Güzel bir kent kesiti yakaladığında.
Canın hiçbir şey yapmadan öylece kenti izlemek, ya da bir parkta oturmak istediğinde.
Acıktığında, istediğin yerde yiyorsun.
Kimseye sormadan.
Akşamları couchsurfing’den insanlarla takılıyorsun. Gülmek, öğrenmek, paylaşmak..
Sabah yine kendini kente adıyorsun.
Turist grubu görünce onlara gülüyorsun, haldır haldır rotadan rotaya koşmaya çalışan insanlara. Onları gördükçe inadına yavaşlamak, tadını çıkara çıkara yürümek, gezmek..
Şehirde kaldığın günlerin sonuna doğru, güzel bir manzarada oturup rehber kitabını açıyorsun, haritaya bakıp sonra nereye gitsem diye düşünüyorsun.
Öylesine özgür hissediyorsun ki o noktada!
İstediğin şehre gidebilirsin! İstediğin kadar kalabilirsin! Şuraya gidip uzunca mı kalsam, yoksa kısa kesip buraya da mı uğrasam? Ne varmış orada görülecek, nasıl bir yermiş? Okuyorsun, karar veriyorsun. Biletini satın alıp, çantanı topluyorsun tekrar, bilmem kaçıncı kere.
İşte o noktada beziyorsun sanki.. Çanta toplarken, otobüse ya da trene yetişirken.. Biraz yorgunluk çöküyor, oradan oraya ne yapıyorum ben diyorsun. Eve mi dönsem? Yoruluyor insan o anda. Yolculuk bezdirir adamı.
Ta ki..
O yeni kente gelene kadar.
Otobüsten indiğin anda, eline haritanı aldığın anda, adrenalin geri geliyor. Olanca heyecanınla, ağzın kulaklarında şehre dalıyorsun.
Ve işte bu kısır döngü halindeki adrenalin bağımlılık yapıyor. Duramıyorsun.
İşte böyle geziyor gezginler, oradan oraya..

Sadece 3 hafta böyle gezdim. 3 haftacık, ne ki.. Ama aldım tadını bir kez.
Şimdi İstanbul’da, içimde acayip bir istek, bir yerlere gitmek için..
Duramıyorum yerimde.
Bilir misiniz, Can Dündar’ın Uzaklar kitabının arkasındaki şiirini?
 
Ah! Yollara çıkmak lazım şimdi..
Geride tükenmez krizler, nafile rutinler, virane ilişkiler bırakarak yelkenleri şişirmek lazım..
Doldurup bavula ertelenmiş coşkuları, rüzgarları sırtlamak, martıların peşine düşüp asfalt bilmez topraklara koşmak lazım..
Serseri bir şişede imzasız bir mektup olup meçhul kıyılara vurmak lazım..
Kış bastırdıkça baharın izini sürmek lazım..
Unutulmuş paslı bir hançer gibi çekilmek kınından ve yollara sürtündükçe yeniden bilenip ışımak lazım..
Ah! Gökten yıldız yağıyordur oralarda; dallar hazdan kırılıyordur.
Şimdi uzaklarda olmak lazım..”

Dünya’ya Kucak Açmak
Mimarlık Muhabbetleri 1
Mutlu Olmak Lazım
Benim Annem Çevreci, Çöpünüz Varsa Toplar
Dönüş
12 Saniyede 12 Üzüm
 
zonguldakzonguldak