Kan Çekiyor
Suç Ayşegül kitaplarında.
Yok mu o Ayşegül kitapları..
İçim dışım Ayşegül’dü benim. Okula başlamamışken Ayşegül okuduk annemle.
Ayşegül, saçı kurdeleli, kısa elbiseli, saçları hep atkuyruğu hiperaktif bir kızcağız. Ailede nasıl bir para, nasıl bir boş zaman varsa, kız hep yollarda.
Ayşegül Japonya’da.
Ayşegül vapurda.
Ayşegül Hindistan’da.
Ayşegül Fransa’da.
Ayşegül uçakta.
Ayşegül Piknikte.
Ben zaten Ayşegül’e hayran, bin kere okumuşum küçücükken kitapları.
Satır satır ezberlemişim. Resimleri hala capcanlı aklımda.
Benim Ayşegül’den neyim eksik?
Ben de gezeceğim.
Sonra Gülten Dayıoğlu kitapları. Çocuklar için Güney Amerika seyahatini anlatmıştı.
Mina Urgan. Yirmi yaşında başlamış, her fırsatta hem Türkiye’yi hem Avrupa’yı görmüş.
Can Dündar. Hıncal Uluç. Ahbabımız bir aileden uzak doğuya gidip sonra anılarını kaleme alan Erginoğlu çifti. Bunlar son okuduklarım, ilk aklıma gelenler. Seyahat kitabı okudukça merak edersiniz, okumak yetmez..
Efendim, bizim ailenin kadınları gezentidir.
80 yaşını geçmiştirler, işlerine geleni duymazlar, ama laf gezme oldu mu kulakları dikilir, gözler boncuk boncuk olur.
Annemin ne kadar teyzesi ya da büyük teyzesi varsa, ki epey bir var, kimi Amerika’dan, kimi Almanya’dan, kimi Marmaris’ten çıkardı 70’inden sonra. 85 yaşında olup, günlük mavi yolculuklara katılmış bir anneannemiz bile var!
E ben de bu sülalenin yeni jenerasyonu değil miyim?
Ben de kadın değil miyim?
Gezmezsem aileye ihanet etmiş olurum.
Annem de tabiî ki gezme meraklısıdır. Ülke görsün, şehir görsün, köy görsün, köylülerle konuşsun, fotoğraf çeksin, gün batımı izlesin. Yerinde duramaz. Manzaralı bir restorana gidildiğinde üç kez masa değişir kalkana kadar, buradan daha güzel görünüyor, şuranın önü açık, kahvemizi de burada içelim diye.. Biz babamla peşinden sürükleniriz.
Ben de bakıyorum artık iyice aileme benzemişim. Annem gibi masa değiştirmeler, babam gibi uzak egzotik yer göreceğim diye hayal kurmalar, hatta dedem gibi illa sırf şehir değil, gittim mi köylerini de göreceğim diye tutturmalar. Herkese benzemişim, ortaya bir karışık almışım ben.
Eh, genetik.
Dıdısının Dıdısı
Yabancı bir arkadaşıma, annemin amcasını ziyaret etmeye gideceğim dedim.
Pek bir şaştı.
Benim annemin amcası kim bilmiyorum bile dedi.
Annem haftada 4-5 kez arar dedim.
Ne o sıkboğaz öyle dedi.
Dedemleri falan iki haftada bir ararım dedim.
Yok artık, ben babaannemle herhalde 1-2 yıldır konuşmadım telefonda dedi.
Akdeniz ülkeleri aileye ne kadar düşkünse, kuzey ülkeleri de o kadar bireysel.
Sonra da Türk insanı ne kadar sıcak, sokakta insanlar birbirleriyle konuşuyor, herkes yardım ediyor, güler yüzlü içten davranıyorlar diyorlar, öve öve bitiremiyorlar.
Kuzey Avrupa insanını aile kavramamızla, paylaşımcılığımızla dövüyoruz!
|



|